27 Haziran 2017 Salı

Hatem Ben Arfa & Galatasaray, forma / kombine sattıracak futbolcu


Ben Arfa söz konusu olduğunda yakın geçmişe inmek lazım. Newcastle United sonrasında takımsız kaldığı bir dönem var, yarım sezon oynamadığı. O dönem Nice'a imza atmıştı ama aynı sezonda içinde 3 kulüpte oynayamayacağı için transferi kesinlik kazanmamıştı. Yaz dönemi serbest statüdeydi ama öyle bakılıyordu ki Ben Arfa'ya kimse istemedi. Galatasaray'la alakalı da konuşulmuştu, üzerine kimse konuşmadı bile.

2015 - 2016 yaz döneminden bahsediyorum, hatırlayın Nice ile bir hazırlık maçı yapmıştık ve 4-0 kaybettik. Ben Arfa müthiş işler yapmıştı o gün, tüm fizik dezavantajına rağmen. Kilo almıştı, fizik noktasında kötü durumdaydı ama toparladı, o sezon Nice formasıyla müthiş performans gösterdi. Kendi kalitesi adına komik bir rakam alıyordu üstelik, yani kaçan büyük bir fırsat hamlesiydi. 1 sezonluk sözleşme yapmıştı, öyle bir sezon geçirdi ki sezon sonunda yolunu PSG'e kırdı. Barcelona gibi takımlarla dahi ismi geçmişti.

PSG'de işler istediği gibi gitmedi, onun adına hayal kırıklıklarıyla dolu bir sezon. Ayrılığı da kesin gibi bir şey ama nereye gideceğini merakla bekliyorum. Nice olabilir mesela, Belhanda'nın ayrılığı sonrasında Ben Arfa onlar adına önemli bir isim. Nantes'in adı geçti ama onların da başkanı Ben Arfa'nın Türkiye'ye geleceğini söylemiş mesela, adam resmen transfer duyumu veriyor. Fenerbahçe denildi, Beşiktaş'ı anan oldu, e tabi Galatasaray da bu haberlerden geri kalmadı.

Belhanda olmasaydı Ben Arfa olacaktı haberlerine inanmam, Ben Arfa'nın alternatifi Belhanda olabilir çünkü. İkisi de 10 numara ama özellik anlamında benzerler, bir nokta haricinde. Belhanda sol tarafta oynayabilir ama Ben Arfa'yı sağ kanatta oynattığınızda en az 10 numara verdiği katkıyı verir. Gerçek pozisyonlarından biri çünkü. 

Belhanda acaba Sneijder yerine mi geldi diye düşünüyoruz, bir de üzerine Ben Arfa'yı mı düşüneceğiz. Belhanda sol tarafta, Ben Arfa sağ tarafta oynar ama saha içinde üç 10 numara olur bu. Sneijder ayrılırsa ise Belhanda / Ben Arfa ikilisinin bir arada daha iyi olabileceğini düşünüyorum, her ikisinin de kanat özelliği olduğu için. Hareketli oyuncular, dripling özellikleri olan. 4-3-3 oynarsınız mesela, her ikisini kanata atıp, bir örnek.

Ben Arfa'yı çok fazla anlatmaya gerek yok, büyük futbolcu. Maliyeti de kalitesine oranla büyük olur ama kalitesiyle bu ligin tozunu atacağı kesin. Çalışmıyor, tembel, bazı zamanlar sorun yaşayabiliyor ama inandığında, oynadığı takımı sahiplendiğinde yaptığı işler büyük, Nice'ı getirdiği nokta gibi. Büyük bir futbol aklı, tekniği, dripling özelliği, kendine has yetenekleri olan. Tek başına maç alan adamlardan işte, Ben Arfa çok büyük futbolcu. Taraftar açısından yaratacağı etki büyük olur, forma / kombine sattıracak adamlardan.. 

Ayrılıkları konuşuyoruz, Galatasaray sıfırlanırken


Basketbolda ayrılıklar birer birer açıklanıyor, sıfırlanmak zorunda kalan bir Galatasaray olacak. 4 milyon avro'luk bir bütçenin varlığından söz ediliyor ve coach Erman Kunter. Yaşananlardan ve adı geçen isimlerden kaynaklı çok hayırlı bir sezon olmayacağını düşünüyorum, umarım yanılırım. 

Konu bütçe de değil aslında, bu paraya büyük işler yapan takımlar oldu ama sıkıntı şu ki zihniyet sağlıksız. Ayrılığını açıklayan bazı yabancılar var, Daye ve Tyus gibi, Diebler ise Beşiktaş'la imzaladı bile. Buna ek yabancılar gelmeye devam eder, kalabileceğini düşündüğüm tek yabancı Micov. 

Ayrılıkları kısa kısa konuşalım, Daye birkaç saat önce açıkladı ayrılığını. Aldığı rakam / verdiği katkı konusunda ahkam kesemem ama gördüğümü yazayım. Sakatlığından söz ediyordu ama çalışmayı çok sevmeyen bir isim olduğu da kesindi. Bazı anlar var ki takımı skor olarak ayakta tuttu ya da maç içinde geri döndürmeyi başardı. Patlayıcı özelliği yüksekti ama savunmayla da pek alakası yoktu. İstikrar sorunu yaşadı, belki onu anlayan bir coach'la çok daha iyisi olabilirdi.

Diebler için kesin bunu yazabilirim, onu anlayan bir coach'la çok daha fazlası olurdu. Sezona öyle girdik ki Diebler gibi bir şutörün üzerine çizdiğimiz bir tane set yoktu. Kötü başladı ama devamını iyi getirmeye başlamıştı. Euroleague'de müthiş bir 3'lük yüzdesi yakaladı, bence iyi de katkı veriyordu ama tam manasıyla kullanamadık, hakkı verilemedi. Takıma oranla savunuyordu da ayrıca, savunma üzerinden de anlamsız eleştirildi. Şimdi Ufuk Sarıca'nın yanına gidiyor, gerçek Diebler'ı görmek mümkün.

Tyus ise tam anlamıyla hayal kırıklığı. Anadolu Efes'ten Galatasaray'a gelen isimler genelde katkılı olurlar, Lasme gibi. Lasme müthiş bir sezon geçirmişti ve tek sezonda Galatasaray efsaneleri arasına geçmişti belki de. Tyus da Lasme sonrası büyük beklentiyle geldi ama o beklenti altında ezildi. Savunma noktasında öne çıkardığımız bir isimdir Tyus ama ne savunma, ne hücum noktasında gerçek beklentinin uzağındaydı. En azından benim gördüğüm.

26 Haziran 2017 Pazartesi

Tarihin en büyük ayıplarından birini Lincoln'e etmiş olabilir miyiz?


Lincoln'den keyif almayanımız yoktur, onu izlemek çok büyük bir zevkti. Galatasaray'da sadece 2 sezon izlemiş olmak ise bizim kaybımız. Onun için genel algı "hayal kırıklığı" yarattığı üzerinedir ama özellikle 2008-2009 sezonu rakamlarına ve Avrupa gidişatına baktığımızda ortaya koyduğu rakamlar öyle böyle değil. Skibbe'nin gitmemiş, Meira'nın da satılmamış olsaydı bir Uefa şampiyonluğu daha mümkündü. Bunu da son derece inanarak yazıyorum.

Lincoln'ün 2007-2008 sezonu ile başlayalım. Hagi'den bu yana gelen bir 10 numara aşkı vardı, bu kapsamda birçok 10 numara geldi gitti ama en çok heyecanı Lincoln yarattı. Transfer olduğu sezonu herkes hatırlar, ben neredeyse aklımı yitiriyordum. Ama o sezon Lincoln için müthiş geçti diyemem, Kalli ile frekansı çok tutmadı, sakatlık dönemi oldu derken beklentiyi tam karşılayamadı ama ligde şampiyonluk geldi. O beklentiyi karşılayamadığı dönemde bile;

Lig: 19 maç 5 gol 5 asist
Uefa Kupası: 6 maç 2 gol 2 asist
Uefa Kupası ön elemesi: 1 maç 1 asist
Türkiye Kupası: 2 maç 1 asist
Toplamda ise 28 maçta 7 gol 9 asist.

34 haftalık ligin 19'unda oynayabildi mesela, çok fazla maça çıktı diyemem. Ama Lincoln'ün diğer sezonunda da maç sayısı yeterli düzeyde görülmüyor. Bunda da neden o dönemin bazı teknik adamlarıyla tutturamadığı frekansı. Rahat olmak, özgür hareket etmek isteyen bir futbolcuydu. Katı disipline, anlamsız egolara maruz kaldı. Oysa rahat olduğunda, özgür bırakıldığında neler yapabileceğini de 2008-2009 sezonunda Skibbe döneminde gösterdi.

2008-2009 sezonu Skibbe dönemi Lincoln için en parlak dönem. Ligde şampiyonluk yarışı vardı, daha önemlisi Uefa Kupası'nda muhteşem bir gidişat. O sezon finalin de İstanbul'da oynanacak olması ayrı bir motivasyon kaynağıydı ki 2000 yılından sonra Galatasaray'ın bu kupaya en şok yaklaştığı dönem. Maalesef ki ligde beklentinin biraz gerisinde olmak Avrupa hedefini de çöpe attırdı, Haldun Üstünel & Bülent Korkmaz darbesiyle kendi ayağımıza sıktık. İşte o darbe neticesinde de Lincoln'ü kaybettik. 2008-2009 rakamlarına bakmak gerekirse;

Lig: 23 maç 8 gol 15 asist (Lincoln ligde asist kralı oldu, Baros ise gol kralı)
Uefa Kupası: 10 maç 1 gol 6 asist
Türkiye Kupası: 3 maç 1 asist
Şampiyonlar Ligi ön elemesinde ve TFF Süper Kupası'nda ise gol veya asisti yok.
Toplamda ise 39 maçta 9 gol 22 asist

Galatasaray'da bu asist sayısına en son kim yaklaştı diye baktım, Selçuk İnan'ın 2011-2012 sezonu 40 maçta 15 asisti var. Onun dışında da bu rakamın yanına bile yaklaşabilen yok. Hatta ligde son 10 yılın asist krallarına baktığımızda da oynadığı maç sayısına oranla en çok asist yapan isim yine Lincoln. Skibbe ile devam edilseydi 20 asisti de geçermiş.


Sneijder'e bakalım bir de, Galatasaray forması giydiği 141 maçta 40 gol 27 asist. Galatasaray'a emeği çok geçti, genel performansı için de asla kötü demem ama Lincoln'ün 2 sezonda ulaştığı rakama baktığımızda da Lincoln'ün hakkını mı yeterince vermedik, kendisine sahip çıkmadık bilemedim. 

Lincoln'ün Galatasaray genel performansı ise, 67 maçta 16 gol 31 asist. Sneijder 141 maçta 27 asist yaparken Lincoln ise 67 maçta 31 asist yapmış. Tabii bunda Baros ve Nonda gibi forvetlerle oynamanın da etkisi olmuştur ama Sneijder'in de Drogba ve Burak Yılmaz gibi isimlerle geçirdiği dönemler var. Sneijder gol, Lincoln ise asist anlamında ön plana çıkmış.

2008-2009 sezonu denildiğinde hemen hemen herkesin aklına Lincoln, Kewell, Arda ve Baros'lu hücum hattı gelir. Galatasaray hücumundan en büyük keyfi aldığım zamanlar bile olabilir, hücum organizasyonu anlamında bu dörtlünün kendi arasında uyumu, paylaşımları. Lincoln'ün idaresinde, Kewell ve Baros gibi bitiricilere Arda Turan gibi bir yeteneği kattığımızda ortaya büyük bir hücum gücü çıkmıştı. Özellikle Ali Sami Yen'de oynanan maçlar ve Uefa Kupası'nda bu kalitenin keyfine ulaştık. Maalesef ki doğru orta saha rotasyonuyla bu hücum desteklenmediği için yapı sağlam olmadı ama Skibbe dönemi Lincoln'ü de asla unutmayacağım.

Bu rakamlara bakarak Lincoln başarısız oldu kim diyebilir? Belki de son yılların en büyük ayıbını Lincoln'e karşı yapmışızdır. Ortada kötü de bir gidişat yokken bu kötü gidişatı o dönemin yönetimi yaratmıştır ki ihalesi de maalesef Lincoln'e bırakıldı. O dönemin gazıyla bizler de bu duruma belki çok ses çıkarmadık ama bugün sağlıklı kafayla da düşününce Lincoln'ü sadece 2 sezon izleyebildiğim için üzülüyorum. Tarihin en iyi 10 numaralarından biri, çok daha iyisi olabilecekken ve tarihe geçmek o kadar da uzak değilken yapılan darbe ve Lincoln'ün aforoz edilişi..

Ve en büyük mesele, orta saha transferi?


Her pozisyonu konuşmaya çalışıyorum, stoper ve kanatlarla başladık. Ama tüm bu yazıların bir ortak noktası var, o da orta saha. Galatasaray'ın mevcut rotasyonunda en zayıf bölge. Bu kalite anlamında da böyle, sayısal noktada da. Selçuk İnan ve Tolga Ciğerci, 3. bir ismi yazamıyorum işte. Donk'u belli ki düşünmüyorlar, Nigel De Jong'un ise bir şansı yok.

Geçen sezona dönelim, tempo dedik durduk. Tolga Ciğerci'yi ön plana çıkaran özellikti mesela bu, müthiş bir temposu vardı ve sezona o başlangıcı çok konuşuldu. Sakatlandığında ise elde kalan tek tempo unsuru da kaybolmuş oldu, devamında geri dönemedi zaten ama Tudor ondan vazgeçemedi. 2. bir alternatifi yoktu çünkü, oysa Galatasaray'ın bu tarzda 2-3 orta sahası daha olmalıydı.

Nigel De Jong tempo ve sertlikten çok uzaklarda. 2. eksiklikte sertlik, Galatasaray orta sahası sert ve agresif değil. Durduramıyoruz rakibi, çok kolay geçiliyoruz. Topa sahip olmak, ölümüne pas yapmak felsefeydi ama öyle bir noktaya geldik ki rakiplerin de tercihi bu oldu zaten. Top rakibe geçtiğinde ise kolay geçildik, karşılayamadık.

Selçuk İnan'i ise yıllardır temposundan kaynaklı eleştiriyoruz. Kendi ekseninde dahi çabuk dönemiyor, seri bir futbolcu olmanın çok uzağında. Kendisini yükseltecek bir orta saha aradı ama Melo'dan bu yana öyle bir isim bulamadı ve büyük düşüş içinde. Sneijder'le aynı anda sahada olması da diğer bir handikaptı, iyice yavaşladı Galatasaray. Tudor'un yeni düzeninde bir şansı olabilir tabii ama güçlü bir orta saha takviyesi gelmediği sürece bunu başaramaz.

Tempo olayı öyle sorundu ki Josue'yi oraya çektiğimizde dahi fark yaratabildiğini gördük. Zor rakipler karşısında ezildi doğal olarak ama daha düşük profil rakipler karşısında temposu fark yarattı. 6 gibi oynadı, bir anda top kapma canavarına döndü. Bu büyük bir değişimdir, Josue'nin Tudor dönemi sonrası geldiği nokta değerliydi ve keşke takımda kalsaydı.

Ben Galatasaray'ın en az 3 orta saha takviyesine ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Sağlam bir 6 numara gerekliliği zaten var, tempolu ve sert bir isim. Bir de Selçuk İnan'la rekabet edecek, hatta onun önüne geçebilecek, oyunun iki yönünü oynayan bir 8 numara. 3. alternatif ise 10 numara özelliği olan bir orta saha, Josue'nin yaptıklarını yapabilecek. Belhanda'yı ise zaman içinde 8 numara gibi görebilir miyiz bilmem, o vakit orta saha bir alternatif daha kazanmış olur.

Beklenen orta saha hamlesi gelmediği sürece hücum için konuştuklarımız da boş olacak. Sneijder ve Belhanda'yı aynı anda saha içinde taşımak zor. Savunma noktasında ise Dünya'nın en iyi stoperini alsak dahi sorun yaşarız, beklenen orta sahayı alamadığımız takdirde. Ama bizler orta saha dışında her pozisyonu konuşuyoruz ve ilk gerçekleşen hamleler ise bu pozisyona yönelik olmadı..

Östersunds maçına doğru


Transfere odaklıyız tabi ki, gündem fazlasıyla bununla meşgul. Her ne kadar resmi bir açıklama gelmemiş olsa da bu konuda atılan bazı adımlar var, hepimizin bildiği. Gomis, Belhanda ve Maicon diyoruz işte, kampta bu üç ismi görecek gibiyiz. 

Araya 4. bir isim katılır mı bilmiyorum ama bazı öncelikler var. Orta saha ve sağ bek gibi, ilk ön eleme maçında oynaması gereken transferler. Birçok transfer lazım, sol bek, 2. bir orta saha ya da kanat gibi ama bu hamleler Temmuz ayı içine de bırakılabilir. Burada acil nokta ilk ön eleme maçı, rakibi hafife almamalıyız ama Galatasaray adına belli gerçekler de var. Bu hamleler olmadan da o turu rahatlıkla geçebiliriz, en azından geçmemiz gerekiyor.

Belhanda bu işin lüks kısmı aslında, öncelikle gerçekleşmesi gereken futbolcular arasına onu eklemezdim. Tabi bazı noktalarda ihtimal yaratıldığı an gerçekleştiriyorsunuz, Belhanda da öyle olmalı. Belhanda mutlaka katkılı olacak, Sneijder'le birlikte de oynar ama ilk ön eleme maçında Sneijder'in varlığında Belhanda öncelik değildi, anlatmak istediğim o. Neyse artık, gerçekleşti bu transfer, biz de olan üzerine konuşalım.

İlk ön eleme maçı için şöyle bir fantezi kadro oluşturdum;

Muslera
Corchia Serdar Maicon Linnes
Vainqueur Selçuk
Sinan Sneijder Belhanda
Gomis

Bu gayet iyi bir kadrodur, eksikleri olmasına rağmen. Ön eleme turlarında ise sizi rahatlıkla taşır. Sol bek, sağ kanat, 2. bir orta saha gibi hamlelere ihtiyaç duyar ama en azından acil noktada işinizi görür. Linnes sezonu iyi bitirmişti mesela, Sinan Gümüş de aynı şekilde. Tolga Ciğerci soruları gelebilir ama Selçuk İnan'ın oynayacağını düşünüyorum. Vainqueur'un ise sertliğine ihtiyaç var, böyle bir transferin acil gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Orta sahada herhangi bir alternatifte kalmadı çünkü, belli ki Donk'u falan düşünmeyeceğiz.

25 Haziran 2017 Pazar

Sébastien Corchia & Galatasaray, tam bir tempo ve denge beki


Burada Juanfran ve Tete'yi yazdım ama Galatasaray'la adı geçen sağ bekler arasında en iyisi Corchia. Bu cümleyi çok kuruyorum aslında, gündem sürekli değişiyor çünkü. Farklı isimler konuşabiliyoruz ve bu da iyi bir şey. Doğru alternatifler bunlar, umarım devamı gelir.

Adı geçen futbolcuların geneli de sözleşmelerinin bitmesine 1 yıl kalmış isimler. Bu da önemli, maliyeti kırmak noktasında. Corchia maliyetli bir transfer olabilirdi ama bu sayede 4-5 milyon avro'ya bitebilecek bir iş gibi görünüyor. Lille formasıyla geçen sezon çıktığı 42 maç var, yaşı 26. Böyle bir transferin geri dönüşü olabileceğine de inanıyorum. Bu tarzda isimler de gerekiyor, sürekli 30 yaş dolaylarında isimlerle anılıyoruz.

Sağ bek konusu Galatasaray'da bitmeyen çile. Eboue'den bu yana yaşıyoruz sıkıntıyı, çok isim gördük, anlamsız paralar harcadık ama o ihtiyacı yaşamaya devam ettik. Adı geçen isimlere bakarsak, Tete genç, geleceği olan ve savunma özelliğiyle daha ön plana çıkan bir futbolcu. Stoper özelliği de var, atlet bir adam. Juanfran ise hücum özelliğiyle ön plana çıkar, savunma zaafları vardır ama iyi bir hücum etkisi yaratır. Corchia ise dengeli, hücum / savunma noktasında.

Tarz olarak benzetelim, Gökhan Gönül örneği verilir burada. Tempoludur, teknik özelliği yüksektir, hücum / savunma dengesi iyidir ve bir bek oyuncusunda arayacağınız birçok özelliği bünyesinde bulundurur. Şöyle diyeyim, Eboue'den bu yana ilk kez doğru bir sağ bek oyuncusu kazanmış oluruz. Temposu, tekniği, özellikle dengesi çok kıymetli. Bu tarz dengeli bir bekimiz yok, mevcut bekler bazı özellikleri ile ön plana çıktı ama onlarda dahi iyi durumda değildi.

4-5 milyon avro gibi bir rakama bitirebilir, adı geçen sağ bekler arasında en iyi isim olduğunu düşünüyorum. Sağ / sol bekler almamız gerekiyor ama sağ bekin önceliği yüksek. Sol bek olayını Temmuz / Ağustos aylarına sarkıtabiliriz, ön elemelerde Linnes / Carole rotasyonu yeterli olabilir ama sağ bekte oynatabileceğimiz tek isim Linnes, başka bir alternatif yok. Önceliği olan transferler diyoruz, sağ bek ilk sıralarda yer alır ve Corchia derde deva olur..

24 Haziran 2017 Cumartesi

Bizim çocuk Bruma, yükselmeye devam etsin


Bruma yükseliyor, yükselmeye de devam edecek. 19-20 yaşında bunu yapmasını bekliyorduk ama 22 yaşında başladı ve istikrarlı olarak forma giydiği ilk sezonu geride bıraktı. Bruma hakkında çok yazdım / çizdim, tekrara düşmek istemiyorum ama bu konuda doğan yanlış bir algı var. Bruma'nın ilerleyen dönemde yapacağı iyi işlerin ardından bu satıştan mutsuzluk duyulacak. Oysa bu hata.

Mevcut şartları konuşmak lazım, mesele bu. Bu mevcut şartları yaratan da mevcut yönetimdir, altını çizmek lazım ama olan oldu, zaman geri alınamıyor. Real Sociedad'a kiralarken sözleşmesini uzatmak gerekirdi, bugün Volkan Pala'yı dahi kiralarken sözleşmesini uzatıyorsun. Üstüne bir de 7.5 milyon avro'luk opsiyon koymuştuk, düşünsenize Sociedad'ın bunu kullandığını. Direkten dönmüşüz resmen.

Bruma için o dönemde de çok uğraştım, Galatasaray'a döndüğünde de. En azından yazıyorum, elimden gelen bu. Riekerink'e teşekkür ederim, takımda tuttu, gönderilmesine engel oldu ve ısrar etti onda. Bruma'yı kazanan kendisi. Bruma istikrarlı bir sezonu geride bıraktı, tek başına takımı taşıdığı noktalar da oldu ve piyasası parladı işte. Sözleşme uzatmadı ama, uzatmadığı sürece de ipler onun elinde oluyor, yapacak bir şey yok.

Bruma'yı satmak dışında bir çareniz kalmadı ki bence iyi bir rakama bıraktık. 12.5 milyon avro'luk peşin bir rakam + bonuslar. Daha fazlası olmuyor, hem sözleşmesinin bitiyor olması, hem de istikrarlı olarak ilk sezonunu yaşamasının ardından. İnsanlar 20 milyon'ları hayal etti ama gerçekler işte.

U21 Futbol Şampiyonası'nın ardından Bruma piyasasını daha da parlatmış olacak, Galatasaray'da yakaladığı formu yükselterek devam ettirdiğini görüyoruz. Gol kimliğini kazandı, boş geçmiyor ve etkisi büyük. Ama Bruma'yı U21 Futbol Şampiyonası'nın ardından satıyor olsak alabileceğimiz rakam bundan iyi olmayacaktı, altını tekrar çiziyorum. Leipzig'in teklifi gayet iyiydi, ben bu satıştan ötürü memnunum. Şu olurdu, sonraki satıştan pay eklenebilirdi, rakam biraz daha düşürülerek. Bu daha kazançlı bir hareket olurdu belki de, sadece bunu eleştirebilirim.

Bizim çocuk Bruma, yükselmeye devam etsin. Ben gururla izlerim kendisini, geçmişte Galatasaray'dan yolu geçmişti derim. Daha iyisi olabilirdi elbette, şartlar daha sağlıklı gelişebilirdi. Fatih Terim gitmemiş olsa, o sakatlığı yaşamasa diye başlayan bir süreç. Prandelli / Hamzaoğlu dönemi zaten kayıp, Sociedad dönemi de müthiş geçmedi ama en azından potansiyelini hatırladı. Elimizde Bruma'yla alakalı tek bir sezon var, büyük keyif aldığım..

20 milyon avro'luk transfer bütçesi konusu, içeriğini bilen kimse yok


Soru / cevap yapıyorum bazı günler, çok sorulan sorulardan biri. 20 milyon avro'luk bir transfer bütçesinden bahsediliyor ama bu paranın içeriğini kimse bilmiyor. Üzerine ancak mantık kurabilirim, cevabı bende de yok çünkü. 

Gomis, Belhanda ve Maicon transferlerinin bittiği söyleniyor, bunun üzerinden düşünelim. Maicon için rakam 7 + 1 milyon avro, Belhanda için 8 milyon avro, Gomis için ise 2.5 - 3 milyon avro arası. En iyi ihtimalle toplamda 18 milyon avro demek bu, yani transfer bütçesi bitti. Oysa Galatasaray için birçok pozisyonun transfere ihtiyaç duyduğundan bahsediyoruz.

Futbol aklı olan, çalışan ve iyi düşünen bir takım için 20 milyon avro'ya neredeyse sıfırdan kadro kurulur, o işin başka noktası. Biz ise sadece Belhanda ve Maicon için 15 milyon avro'yu gözden çıkarıyoruz. Burada eleştirilmesi gereken şu, Belhanda ve Maicon bu paraları eder mi sorusundan öte neden illa bu isimler? Belhanda ve Maicon gibi adamların ederi bu, transfer edersen böyle rakamları ödersin. Katkı da verecekler, bundan eminim.

20 milyon avro konusuna geri dönelim. Bruma ve Podolski'den kazanılan bonservisler buna dahil mi mesela, bu en önemli sorun. Gözden çıkardığımız rakamlara bakarsak bu 20 milyon avro'ya dahil değil bu paralar. 20 milyon avro + Bruma'nın bonservisi gibi düşünmek lazım. Bruma'dan peşin bir para kazandık, peşinat noktasında sıcak para önemli. Transfer hareketliliğini biraz da bu başlattı.

Bir ihtimal daha var. FM oynayanlar bilir, taksit olayı arttıkça peşin olarak kasadan çıkan para azalır. Bu sayede Belhanda'ya giden parayı ilk etapta 8 milyon avro gibi düşünmemiş oluruz. 18 taksit olduğu söyleniyordu Belhanda için, işin uzama nedeni de bu ödeme planıydı. 

20 milyon avro büyük para, aklı olan, kullanmayı bilen için tabi. İşin içine Bruma'dan gelen parayı da eklersek çok çılgın bir rakam ortaya çıkar. İddialı isimlerle görüşüyoruz zaten, ismi geçen isimler hep böyle. Bekleyip görelim, neler olacağını merak ediyorum..

Geçen sezon öyle isimler bu kapıdan döndü ki


Bugün orta saha arıyoruz, Galatasaray'ın en büyük meselesi olmak üzere. Imbula dedik, yüksek profil bir isimdi ama gerçekleşmesi zordu. Olmayacak gibi görünüyor zaten. Vainqueur'u yeni yeni konuşur olduk, Çok iyi adım olur, orta sahada aradığımız sertliği, agresifliği ve atletizmi kazanmış oluruz. Tabi bir hamle yetmeyecek, orası kesin.

Geçen sezonu hatırlıyorum tabi, ilk etapta scout vari işler konuşurduk. Genç, maddi anlamda geri dönüş sağlayabilecek, maddi anlamda uygun adımlar. Çok heyecanlanmıştım o harekat sonrası ama adı geçen hiçbir isim gelmedi, Serdar Aziz'le başladık, Nigel De Jong'la bitirdik o dönemi. Özellikle imza atan her yerlinin kapıyı 2 milyon avro'dan açtığı günler.

Tolga Ciğerci'yi eleştirmiyorum, aksine mevcut kadroda beğendiğim bir isim. Tudor'la geçireceği bu yaz döneminin ardından da çıkış yakalayacağını, geçen sezona başladığı hale döneceğine inanıyorum. Geldiği gün maddiyatını eleştirdik, aldığı ücreti de fazla buluyorum ama olan oldu. Tabi Tolga Ciğerci'den önce konuştuğumuz bir Thomas Delaney ismi vardı.

Bir liste yapsam, transferi gerçekleşmediği için üzüldüğüm isimler gibisinden. Delaney'i o listenin ilk sıralarına yazmam mümkün olur. Bu adamı transfer etmemeyi aklım almadı, 3-4 milyon avro'ya çıkmadık. Yıllık alacağı ücret ise 1.5 milyon avro civarı olacaktı, böyle istikrarlı ve iyi futbolcu için öyle makul bir rakamdı ki. 24 yaşındaydı o dönem, geri dönüşü de olacaktı, orta sahada tüm sorunu da tek başına çözecekti.

Lider özellikli bir futbolcuydu, oyunun iki yönünü oynardı, sertlik / agresiflik katmasının yanında hücumda adına da temiz bir katkısı olurdu. Sözleşmesi 1 yıl sonra biteceği için uygun rakamları konuşuyor olacaktık, Werder Bremen bu yolla 2 milyon avro'ya aldı onu. Yarım sezon geçirdi ama takımın en iyisi seçildi. 13 maçta 4 gol 1 asisti var, bugün onun için konuşulan bonservis ise 13-14 milyon avro'lar.

Bugün orta saha arıyoruz işte, Delaney gelmiş olsa bahsi geçmeyecekti oysa. Ya da Nigel De Jong gibi bir işe hiç girmeyecektik, çok büyük kazanç olacaktı. Doğru isimleri buluyoruz aslında ama bu doğrulardan neden bu kadar kolay vazgeçtiğimizi bilmiyorum. Sadece o da değil, Dembele'den başlamak üzere öyle isimler bu kapıdan döndü ki geçen sezon..

23 Haziran 2017 Cuma

Mario Pasalic & Galatasaray, orta saha hamlelerini yavaştan konuşmak gerekiyor


Gündeme gelen futbolcularla alakalı sürekli yazdığım gibi, önce orta saha. Galatasaray orta saha için transfer yapmadığı sürece konuşacağımız Gomis, Belhanda veya Maicon gibi isimlerin anlamı yok. Bir yandan da genç adımlar atmalı tabii, yaş ortalaması yüksek ve konuştuğumuz futbolcuların yaş aralığı 30 dolaylarında. Bu noktada Mario Pasalic isminin Galatasaray'la anılması güzel.

Pasalic Chelsea'nin futbolcusu, 22 yaşında. Chelsea'nin klasik yatırımlarından, potansiyel ismi alıp, onu kiralayarak gözlemlemek. Hiç kullanmadıkları isimlerden dahi bu yolla önemli kazançler elde edebiliyorlar. Pasalic'i de yıllar içinde çeşitli takımlara kiraladılar, en son Milan forması giydi. 27 maça çıktı ve 5 golü var, fena olmayan bir sezon geçirdi. Milan değişiyor ama Pasalic'i transfer etmeyecek gibi görünüyorlar. Chelsea'yle de sözleşmesinin bitmesine 1 sezon kaldı, bu da Pasalic ihtimalini olası kılıyor.

Daha kiralanmak istemiyordu, bunu biliyorum. Şu olabilir, uygun bir rakama transfer edilebilir, Chelsea'nin geri satın alma opsiyonuyla birlikte. Mantıklı da bir adımdır, en kötü ihtimalde dahi zarar etmezsiniz. Kucka / Pasalic gibi bir harekat olabilir mi mesela, bunu düşünüyorum. Imbula görünen o ki zor bir adım, bunu düşünerek beklemeye gerek yok. Ayrıca Galatasaray orta sahasının en az 3 isme ihtiyaç duyduğunu düşünenlerdenim, biri 10 numara özelliği de barındırmalı. O isim Pasalic olabilir.

Klasik bir 8 aslında, oyun görüşü yüksek olan, yaratıcı bir futbolcu. Bünyesinde her özellikten az çok bir şeyler barındırıyor aslında, pas, top kapma ya da şut gibi. Potansiyelini henüz gerçek anlamıyla yansıttığını da söyleyemeyiz. Milan onun adına zirve noktasıydı ama müthiş bir sezon geçirdi diyemeyiz, fena değildi yine de. Çok hızlı bir isim değil ama Tudor'un temposuna ayak uydurabilir, orta saha adına kıymetli bir alternatif olur.

Bu tarz hamlelere hayır denilemez, zarar etme şansınız yok çünkü. 3.5 - 4 milyon avro gibi bir bonservis bedeline de alabilirsiniz, Chelsea de mutlaka geri satın alma opsiyonunu ekler. Biraz da gençleşmek lazım, hareket kazanmak, tempoyu sağlamak. Pasalic'i 8 numara için düşünürüz, 10 için de alternatif olur. Orta saha için yapılacak hamleleri yavaştan konuşmak gerekiyor, Galatasaray'ın en sorunlu bölgesi..

Galatasaray'ın özkaynağı #4; Abdussamed Karnuçu


U17 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ön plana çıkan isimlerinden biri de Abdussamed Karnuçu'ydu ve Tudor'un da onun özelinde planları olduğu konuşuluyor. Potansiyeli için ne düşünüyorsun?

Gökay Akpınar: Abdussamed 2000 jenerasyonu kadrosuna 2012 yılı Türkiye Şampiyonası’nda Sivas Demirspor forması giyerken beğenilip katılmış bir oyuncu. Transferi sonrası gerek Galatasaray da gerekse de Milli takım forması altında değişilmez isimlerden biri oldu diyebiliriz. U17 Avrupa Şampiyonası Finalleri ve elemelerinde bir çok kişi tarafından stoper olarak izlenip tanınsa da asıl pozisyonu ön libero. Özellikle Galatasaray da stoper olarak fazla sayıda maç oynamadı ama görev verildiğinde neler yapabildiği ve ya nasıl uyum sağladığı fazlasıyla görüldü. Ne kadar saha içinde defansif bir rolü olsa da hücum yönünde de sorumluluk almaktan kaçmayan teknik kapasitesi yüksek bir oyuncudur. Bu onun ne kadar taktiksek disiplinline sahip, çok yönlü bir oyuncu olduğunun önemli bir göstergesi. Doğru bir kariyer planlaması ile üst seviyede de hem kendine hem de bulunduğu kulübe değer katacak potansiyelde bir isim benim için.

Abdussamed Karnuçu'yu anlatman gerekirse hangi özellikleriyle daha fazla ön plana çıkar, geliştirmesi gereken tarafları neler ve Galatasaray'daki geleceğini nasıl görüyorsun?

Gökay Akpınar: Pozisyonun gereksinimleri düşünüldüğünde pozisyon alma ve top çalma yeteneği, sezgileri,kesiciliği üst düzey. Bahsettiğim gibi oyunun iki yönünü de oynayabilen, baskı altında sorumluluk almaktan çekinmeyen, özgüvenli, top alış ve dönüş, top sürme gibi teknik özellikleri iyi bir oyuncu. Hücum yönünde verdiği katkı yadsınamaz fakat karar verme aşamasında kendini geliştirmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Fiziken baktığımızda üst seviye için güçlenmesi şart tabi ki ama yaş grubunun üstünde bir yapıya sahip, dayanıklı, koordinasyonu iyi, esnek, çevik hızlı bir isim. Mücadele gücü yüksek olsa da sertliğinin A takım seviyesi düşünüldüğünde artması gerekli. Hava toplarında boyu, atletik yapısı ile fark yaratıyor diyebiliriz ama özellikle hücum duran toplarda bir nebze daha aktif olabilir. Defansif anlamda çok çalışkan ve saydığımız gibi birçok özelliğe sahip ama üst seviyede tecrübesi arttıkça enerjisini de daha efektif şekilde kullanmayı öğrenencektir.

Defansif orta saha ama stoper özelliği de bulunuyor. Tarz anlamında nasıl bir futbolcu ve yaratacağı etki ne ölçüde olabilir? Ayrıca Galatasaray rotasyonunda şu aşamada bir şansı olabilir mi?

Gökay Akpınar: Defansif özellikleri, fizik yapısı olarak baktığımızda en yakın örnek Mehmet Topal’a benzetebiliriz. Daha önce de söylediğimiz gibi kendi pozisyonundaki rakiplerine göre en büyük farklarından biri ofansif isteği ve becerileri. Güç konusunda sıkıntı altyapıdan gelen her oyuncu için en büyük eksiklerden biridir ama ben sahip olduğu yeteneklere fazlasıyla güveniyorum. Belki isim olarak çok daha öne çıkan yaşıtları olsa da forma şansı açısından benim daha önde gördüğüm isimlerden biri Abdussamed. A takım kadrosuna baktığımızda o bölgede oyuncu alternatifinin fazla olmadığını görüyoruz. Enerjisi, defansif meziyetleri ile ilk planda çok iyi bir alternatif olabileceğini düşünüyorum.

22 Haziran 2017 Perşembe

Maicon Roque Galatasaray'da


Galatasaray'ın gündemine gelen isimleri yazıp çiziyoruz, yazarken de ısrarla altını çizdiğim bazı konular var. Orta saha bunun başında gelir, Galatasaray orta sahası daha tempolu ve sert hale gelmediği sürece değil Maicon, Sergio Ramos gibi bir ismi alsak bile stoper konusunu çözemeyiz. Stoper kalitemiz sorunlu, özellikle lider stoper tarafında yaşanan sıkıntı büyük ama savunmanın temel sorunu stoper değil.

Kalabalık bir stoper rotasyonu var, beğenmesek bile tablo bu. Tudor'un da 4'lü savunma oynayacağız açıklamasının ardından 2 stoper almak lüks olacak, böyle bir rotasyonun içinde. Kabul etmemiz gerekir ki her istediğimiz olmuyor. Semih Kaya gitsin diyoruz mesela, nasıl gitsin, bu parayı nereden alabilir? Bunun gibi örnekler var işte, bu yüzden tek stoper hamlesi yapmak ve mevcut rotasyonda yer alan bazı isimleri yükseltmek lazım. Serdar Aziz ve Ahmet Çalık gibi.

Maicon'u daha önce yazdığım için kendimi tekrarlamak istemiyorum ama kısaca konuşalım. Galatasaray stoperlerinin bir numaralı sorunu hava sıkıntısıydı, Maicon'la bu çözülmüş olacak. Lider stoperliği belki tartışılır ama lider karakterini tartışamam, Porto'da da kaptandı, Sao Paulo'da da mesela. Top tekniği bir Chedjou değil ama kötü de diyemem, en azından kontrollüdür. Bu da bir sorun, top dahi uzaklaştıramıyoruz, Maicon o sorunu da çözer. Serdar Aziz ve Ahmet Çalık gibi hamleli isimleri de yükseltir, onlara liderlik eder. 

Maicon'un da kontrolü kaybettiği zamanlar olabiliyor, odağını kaybettiği ama sert bir adam, agresif. Sertlik altını çizdiğim sorunlardan biriydi, Maicon transferine belki de en çok bu yüzden sevindim. Chedjou yumuşaktı, Maicon agresif. Chedjou kalmış olsa Maicon'la iyi bir ikili olabilirdi, bu da başka detay ama gitmesi her koşulda doğruydu. Ateşleyici bir adam hepsinin ötesinde, Melo'dan bu yana yaşadığımız diğer sorun. Takımı ateşleyecek, bu noktada yükseltecek isim. 

Maicon hakkında daha detaylı burada yazmıştım, okumak isteyenler için;

Hayırlısı olsun diyelim, Sao Paulo'nun ciddi bir rakam ödeyerek gerçekleştirdiği transferdi. Vazgeçmeleri ise Maicon'un Galatasaray isteğinden dolayı. Hazır gelecek, çünkü Brezilya Ligi başladı. Bu ön elemeler öncesinde önemli bir detay..

Jonathan Calleri & Galatasaray, kaliteli bir 3. ayak gerekiyor


Son zamanlarda her transfer dönemi gündeme gelir, konuşulur. Bu yaz döneminde gündeme gelmemesi şaşırtıcı olurdu, dün itibariyle adını yine andık. Bonservisi Club Deportivo Maldonado'da, bir süredir sürekli kiralıyorlar. Önce Sao Paulo, geçtiğimiz sezon ise West Ham United. Boca Juniors günlerinde potansiyelini konuşuyorduk, Sao Paulo dönemi de iyi geçti ama West Ham'da bu potansiyeli tam anlamıyla yansıtamadı. Premier Lig'de 16 maçta 1 golü var, 13 maçta forvet oynamasına rağmen.

Gomis'i haftalardır konuşuyoruz. Eren Derdiyok ise elde kalan tek alternatif. Sinan Gümüş'ü ise 3. alternatif olarak forvet hattında düşünebiliriz ama tüm sezonu böyle geçirmek imkansız. Podolski / Eren Derdiyok rotasyonuna son gün gerçekleştirdiğimiz bir Sigthorsson hamlesi vardı. Kağıt üzerinde doğru hamleydi, her ne kadar kendisini kullanamasak bile. 

Avrupa Ligi ön elemeleri, lig ve kupa derken çok fazla maça çıkacağız, Tudor da tempo isteyen bir teknik adam. Bunun sakatlık dönemleri mutlaka olacak, mümkün olduğu kadar geniş rotasyon lazım. Tudor ayrıca tek taktik üzerinde durmuyor, bu noktada bir esnekliği var ki sezon içinde 4-4-2 ya da 4-3-3 gibi formasyonları da izlemek mümkün. 2 forvetle geçmez yani sezon, Gomis / Eren Derdiyok farklı profilde iki isim ama kaliteli 3. bir ayak gerekiyor. Mümkünse kanat özelliği de olan.

Jonathan Calleri böyle bir isim. Podolski gibi düşünmek lazım, özellikle kanatta kullandığımızda. Gol özelliğiyle öne çıkacak, fiziği anlamda üstün olmayan ama hırsı, mücadelesi, hareketliliği ve dar alanda da iyi işler yapabilecek bir isim. Sahte 9 gibi de kullanabilirsiniz, çift forvet oynadığınızda ise ideal bir tamamlayıcı olur. 

23 yaşında, potansiyelli bir isim hepsinin ötesinde. Bu kullanılabilir, Galatasaray'da ayağa kalkabilir. 4-3-3 oynadığınızda ideal sağ forvet olur, 4-2-3-1'in sağ tarafında da gol özelliğiyle ön plana çıkar, forvet için ise iyi bir alternatif. Ayağa kalkması halinde ise iyi bir yıldız, böyle futbolculara yatırım yapmanın kumar olduğunu düşünmüyorum. Bonservisle mi gelir, kiralık mı bilemem ama iyi transfer olacağı açık..

4'lü savunma açıklamasının ardından "kanat rotasyonu" profili de değişti


Galatasaray'da Bruma ayrılığı sonrası herhangi bir kanat isminin geçmemesinden kaynaklı da "acaba 3'lü savunma mı" düşüncem vardı. O düşüncenin bir ayağı da bu ama Tudor'un 4'lü savunmayla devam edeceğini açıklamasının ardından durum değişti. Bruma önemli bir kayıp, takımı geçtiğimiz sezon ayakta tutan isimlerin başında gelen. Yeri dolmak zorunda ve o isim Belhanda değil. Profiller çok farklı.

Tudor sezon içinde de 3'lü savunmaya dönmüştü ve Yasin Öztekin, Garry Rodrigues gibi isimleri kanatlarda kullanmış, katkı da almıştı. Garry Rodrigues'i 3'lü savunmanın sol kanadında Paok günlerinde de kullanmıştı, orayı iyi oynayan bir isim. Yasin Öztekin ise beklentiyi aşmıştı 3'lü savunmanın sağ kanadında. Düşüncem şuydu, bu isimler o kanatların hücum yedeği olur, 2 kanat / bek hamlesiyle de iyi bir rotasyon oluşur. Tete değil ama adı geçen Juanfran böyle bir isim mesela, sol taraf için de Clichy gibi.

4'lü oynanacağının açıklanmasının ardından iş değişir. Bek takviyesi zaten gerekiyor ama hücum için de transfer lazım. Sinan Gümüş, Yasin Öztekin ve Garry Rodrigues şu an mevcut rotasyon, 3 isim de 11 noktasında yeterli görmeyeceğimiz isimler. Garry Rodrigues'i iyi bir yedek görüyorum, patlayıcı özelliği olan. Yasin Öztekin'i de böyle görüyorum ki ikisi de sol açık. Sinan Gümüş var sağ açıkta bir tek, o da ısrar edilirse yükselebilir ama devamlılığı böyle ilerler mi bilemiyorum. Ligin son haftalarını müthiş bitirdi.

Geçtiğimiz sezonda da bu konuyu çok dile getirdim. Sinan Gümüş haricinde bütün kanatlarımız sol oynamayı seven, içe kat eden futbolculardı. Sinan Gümüş de sağ kanatta bunu yapıyordu ama çizgide oynayacak, ceza sahasını besleyecek bir tane kanadımız yoktu. Örnek vereyim, Fenerbahçe'li Lens gibi. Güçlü, çizgide oynayacak ve ceza sahasına iyi orta kesecek. 4'lü oynayacaksak böyle bir ismin gerekliliği yine ortaya çıkıyor, özellikle sağ taraf adına.

Sneijder'in durumu bilinmiyor, bana sorarsanız kalacak ama Tudor sıcak bakmıyor. Kalması halinde Sneijder / Belhanda bir arada mutlaka oynar ama Tudor nasıl bir formasyon düşünür bilemiyorum. Sneijder'in varlığında 4-2-3-1 olmazsa olmaz gibi, Belhanda da sol tarafta oynayabilir ama Bruma farklı özellikteydi, Belhanda ise daha 10 numara gibi. Yine katkılı olur gerçi ama arkasında iyi bir hücum bekiyle. Belhanda'nın solda oynaması durumunda bile bahsettiğim profilde bir sağ kanat gerekiyor bu arada.

Belki öncelikli takviye değil ama gerekli. Orta saha, forvet, stoper, sağ bek hamleleri öncelikli, en azından ilk ön eleme adına. Sol bek, sağ açık gibi hamleler devamında gelecek, ya da orta sahaya başka bir takviye daha. Çok transfere ihtiyaç var, altından nasıl kalkacağımızı bilmiyorum. Hala bekliyoruz, açıklama yok..

21 Haziran 2017 Çarşamba

Stoper konusunu biraz daha açalım


Stoper konusunu biraz daha açalım. Tudor'un dün söylediklerinin ardından bu konuda biraz daha sağlıklı yorum yapmak mümkün. 4'lü savunmanın altını ısrarla çizdi, bu da stoper pozisyonuna tek transfer anlamına gelecektir. Maicon / Acerbi gibi isimleri birlikte transfer etmek maliyet anlamında imkansıza yakın, 2. stoperi Pazdan gibi bir isimle geçmek ise mevcut stoper sayısı anlamında sorun.

Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu stoper profili liderlik yapabilecek bir isim. Bunun bir altını çizelim, Ujfalusi'den bu yana aynı sorunu konuşuyoruz. Chedjou büyük maliyete gelmişti, bu tarzda bir ismin de kendine has farklı özellikleriyle fark yaratmasını bekledik ama Chedjou da lider aradı. Hakan Balta bu noktada Chedjou'ya pansuman oldu ama yetmiyor, temposunu kaybetti. Kalite noktasında yükselmek gerekiyor.

Ufukta bir fırsat hamlesi görünmüyor, Ujfalusi bir fırsat işiydi. Tek stoper alacağız, o da savunmanın tüm ahengini değiştirmeli. Bu konuda maliyeti pek düşünmüyorum, önemli bir yatırım lazım. Vitor Hugo öyle bir isimdi ama Ocak ayında alamadık, Mart / Nisan aylarında da 8 milyon avro'ya Fiorentina bu işi bitirdi. Bu dönemde Galatasaray'la adı geçen isimlerin de maliyeti hemen hemen bu düzeyde. 

Maicon gelecek gibi görünüyor. Onun hakkında burada daha detaylı yazmıştım;

Acerbi / Maicon kıyasında tercihim Acerbi olurdu ama Maicon'un da yaratacağı büyük fark var. Ateşli bir adam öncelikle, Melo gibi. Pas aksiyonu kötü değil, güçlü, agresif, havadan iyi, lider karakterli bir futbolcu. Odağı kaybettiği zamanlar oluyor, o noktada Acerbi daha soğukkanlı ve klas ama Galatasaray savunmasının sertlik sorunu da var, Maicon bu açıdan mühim.

Serdar Aziz, Ahmet Çalık, Semih Kaya, Koray Günter, Donk, Ozan Kabak, ya da oynatırsan Carole. Galatasaray'ın şu an stoper oynayabilecek futbolcuları bunlar, sayısal anlamda bir çokluk var. Bazı gerçekler var, tüm bu isimleri değiştirmek, elden çıkarmak imkansız. Bu yüzden de öyle bir stoper almalısınız ki bu isimlerden kim oynarsa oynasın onu yükseltebilsin. Serdar Aziz ve Ahmet Çalık bu noktada önemli isimler, ikiliden biri bu isimler. Ahmet Çalık yetenekli bir adam, Serdar Aziz ise sağlıklı kalabilse en iyi yerli stoper. Serdar Aziz / Ahmet Çalık rotasyonu tamam, Maicon da bu isimler adına önemli bir partner.

Atlanan nokta ise orta saha. Galatasaray savunmasında sorun yaşıyor ama bu sadece stoper kaynaklı değil, takım savunması, özellikle de orta saha. Galatasaray orta sahası tempolu ve sert değil, kırılgan. Galatasaray stoperleri rakibi kucağında buluyor bir anda, orada da kalite devreye giriyor ama bu şartlarda Sergio Ramos gibi bir stoper gelse dahi yetmeyecek. Tudor savunma için formasyonla çok oynadı, başka şeyler denedi ama hiçbiri tutmadı, en sonunda mevcut düzenle bitireyim en azından demek durumunda kaldı. Şimdi ipler onun elinde, kuracağı kadroyu bekliyoruz..

4'lü savunma düşüncesi, Sneijder'e sıcak bakmaması ve değişim


Tudor'un Ntvspor röportajı güzel oldu. Yeni sezona yönelik merak ettiğim sorular vardı, çoğuna cevap bulduğumuzu düşünüyorum. Ben 3 sonuç çıkardım bu röportajdan. Yeni sezonda 4'lü savunma oynama düşüncesi, Sneijder'e sıcak bakmaması ve takım içinde yaşanacak değişim.

4'lü savunma düşüncesine şaşırdım, 3'lü savunmaya odaklanacağını düşünüyordum. 3'lü savunma demek en az 2 stoper hamlesinin gerekliliği anlamına gelirdi ama sayısal anlamda çok fazla stoper var elimizde. Maicon transferi konuşuluyor ki büyük bir maddiyat anlamına gelir bu. 2. hamle zor, bu noktada mevcut isimleri düşünmek zorunda. 

Sezon içinde 3'lü savunmayı denemişti ama ısrarcı olmadı, mevcut kadroyla da bunu gerçekleştirmesi zordu. 4-2-3-1'e dönmesi bu noktada doğal, Sneijder'le de başka oyun imkansız. Ama hiç kanat hamlesi gündeme gelmiyor mesela, bu durum da benim için acaba 3'lü savunma mı demekti. Kesin ifadeyle söyledi, 4'lü savunma olacak diye. Maicon hamlesi bu noktada yeterli ama başka bir mesele var.

Galatasaray orta sahasında revizyon olmadığı sürece stopere Sergio Ramos'u alsak dahi sorun var demektir. Galatasaray'ın savunma sorunu stoper kaynaklı değil sadece, orada lider ve güçlü bir profil gerekliliğini hissettik ama bu orta sahayla her stoper rakibin kucağında kalır. 4'lü veya 3'lü savunma fark etmiyor aslında, orta saha ve bek profili değişmek zorunda.

Sneijder konusuna gelince, belli ki Tudor ona karşı soğuk. Belhanda konusunu açalım, Tudor belli ki daha hareketli, kreatif özelliği olan, driplingi olacak bir 10 numara istiyor. Belhanda ise bir hücum jokeri, saydığım bu özelliklere sahip. Sneijder büyük kalite ama statik bir adam, mesele o. Ayrıca yarın başka bir sorun çıkmayacağının garantisi yok. Şunu da yazayım, ligin son haftalarında büyük çıkış yakalamıştı, fizik noktasında da geliştiğini gördük. Tudor'un payı var bu noktada ama Sneijder demek ölümüne 4-2-3-1 anlamına gelecek. Tudor bunu istemiyor.

Tudor'un açıklamalarından altı çizilecek bir detay ise gol beklentisi. Sneijder ve Podolski'yi eleştirme nedeni bundan, gol bekliyor. Podolski hayal kırıklığıydı, bu bir gerçek. Sneijder'in ise iyi bir asist rakamı var, son haftalarda çok toparladığını da gördük ama ceza sahası içinden 1 golü yok mesela. Girmiyor oraya, kaleden çok uzak ve topla kat edemiyor. Nice daha defansif aksiyonlu bir takımdı ve Belhanda da sol kanat ağırlıklı oynadı. Amacı şu, Belhanda'yı rakip ceza sahası içinde daha çok bulundurmak. Gol yükünü o hücum dörtlüsünden bekliyor. Kanatlardan o verimi almıştı ama forvet veya 10 numaradan istediğini alamadı.

Bir de takım içinde değişiklik işte. Geçen sezonun 11'ine göre çok farklı isimler göreceğiz diye düşünüyorum. Çok transfer yapacağız, orası kesin. İyi de harcıyoruz, ne kadar doğru bilmiyorum ama harcıyoruz işte. Maicon, Gomis ve Belhanda gibi isimlerin maliyeti büyük. Tudor'a iyi bir kadro verilecek gibi görünüyor, umarım altından kalkar..

20 Haziran 2017 Salı

Juraj Kucka & Galatasaray, bu yazıda sıklıkla dile getirdiğim detay "tempo"


Atladığımız bir nokta var. Stoperi, forveti, bekleri konuşuyoruz ama bu takımın esas sorunu orta saha, asıl değişimin gerçekleşmesi gereken pozisyon. Nigel De Jong'a gitti gözüyle bakıyorum, Selçuk İnan ve Tolga Ciğerci kalıyor geriye. İkisi de eleştirilen isimler ki sezonu en erken açan takımız, çok fazla maç oynayacağız. Tudor ise tempo istiyor ama bu orta saha hattıyla o tempoyu yakalamak imkansız.

Tolga Ciğerci o tempoya cevap verir, iyi bir hazırlık döneminin ardından Tudor'un kalelerinden biri olacağını düşünüyorum. Ama ona güvenerek başlayamazsınız, sakatlık durumu malum. Selçuk İnan için de hazırlık dönemi iyi gelebilir ama yaş itibariyle temposu düştü, belki daha farklı bir rolle toparlayabilir. Ama yetersiz bir hat bu, daha iyisi olmalı. Tempo altı çizilmesi gereken detay, bu yüzden Galatasaray orta sahasının transfere ihtiyacı var.

Bu sayı da en az 2, hatta bana sorarsanız 3. Imbula zor bir hedef ama doğru profil, 6 veya 8 olarak kullanabileceğiniz, oyunun iki yönünü oynayacak, tempolu bir isim. Kucka adı geçiyor, onun da çok doğru bir profil olduğunu söyleyelim. Trabzonspor'la adı daha çok anılıyor ama Galatasaray'ın da teklif yaptığı yazılıyor. Umarım biz alırız, özelliği itibariyle bu ülkede net fark yaratabilecek isimlerden biri.

Kucka da aynı, 6 veya 8 kullanabileceğiniz bir futbolcu. Oyunun iki yönünü oynar, çok tempoludur ve güçlü bir oyuncu. 30 yaşında ve çok büyük tecrübe, takım içinde lider isimlerden. İstikrarının da altını çizelim, geçtiğimiz sezon Milan'la 33 maça çıktı. Milan'dan ayrılacak çünkü orada bir değişim var, yoksa hala o ayarın futbolcusu olduğunu düşünüyorum. Imbula'yla birlikte Kucka'nın transfer olduğunu düşünsenize, bu Galatasaray adına büyük bir devrim demektir.

Tempo sorunundan, orta sahanın agresif olmamasından söz eder dururuz. Bunu sağlamış olurduk işte, Kucka'nın yaratacağı fark büyük. Top kapar, sertlik yaratır, tempo kazandırır ve tekniği de yeterli ölçüdedir. Selçuk İnan mı Kucka mı sorusunu sormaya gerek yok, böyle kıyaslamaları sevmiyorum. Ben ihtiyacı yazıyorum, o da bu yazıda sıklıkla dile getirdiğim gibi tempo. Orta saha konuşabiliyor olmak güzel, daha sık gündeme gelmeli..

Rakip Östersunds, hoş geldik Avrupa


Çılgınlar gibi ön eleme oynayacağımız Avrupa Ligi'nde ilk rakip İsveç'in Östersunds takımı oldu. Rakiple alakalı bilgim yok, klişe yorumlar yapabilirim. Ama şunu söyleyeyim, rakibin durumu şuydu buydu bir yana, Galatasaray bir zahmet bu takımı zorlanmadan elesin. 

58.575 katsayı puanı ile Avrupa Ligi 2. ön elemede oynayacak takımlar arasında rekor kırmışız. Östersunds cephesinden gelen yorumlarda da bu eşleşmenin rüya gibi olduğunu söylüyorlar, onlar işin daha çok Galatasaray'la oynama boyutunda. Hikayesi olan bir ekip ayrıca, amatör ligden zirveye diyebileceğimiz, çok kısa bir zaman zarfında. 


Yine de bir tehlike yazmak gerekirse, hazır takımlar, ligleri başladı ve Galatasaray ilk resmi maçına çıkmış olacak. Hızlı bir takım ayrıca, bu noktada sorun yaratabilirler ama bu takımı zorlanmadan geçmek gerekiyor. Hafife almak değil asla, olması gerekeni söylüyorum. Transferi dahi konuşmaya gerek duymadan üstelik. Orada da bir sıkıntı var gerçi, sezonu en erken açan takımız ama hala açıklanan bir transfer yok. 

Cenk Ergün'ü dinliyorum, bazı transferler bu maçta oynayacak düzeye gelecektir diyor. Biraz da bu yüzden sezonu mümkün olduğu en erken sürede açalım diyordum, transfer işi uzayacaktı çünkü. Oysa bizim acil hamlelere ihtiyacımız var ama bekliyoruz. Hayırlısı olsun diyelim, bu sezon ciddi hedeflerden biri Avrupa Ligi. Galatasaraylılar Avrupa'yı özledi, daha doğrusu Avrupa'da başarılı olmayı. Bu pası silelim..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger