24 Kasım 2014 Pazartesi

Yolun Açık Olsun Furkan Aldemir

 
Kimse Furkan Aldemir'e suç bulamaz, bu işin de zamanlaması olmaz. Bu adam sezon başında kontrat uzatırken, Fenerbahçe, Anadolu Efes ve NBA'den gelen teklifler olmasına rağmen ücretini de düşürmüştü ama sezon başladığından bu yana para almadı. Furkan Aldemir'in orada gösterdiği fedakarlık Galatasaray içindi ama aynı fedakarlığı Furkan Aldemir'e göstermediler maalesef.

O da fırsat eline geçmişken NBA hayalini gerçekleştirmeye gidiyor. 76'ers formasını giyecek, umarım bizleri en iyi şekilde temsil eder ve oyununu geliştirmeye devam eder. Bu sezona çok formda girmişti ve Galatasaray'ın en çok sıkıntı çektiği pozisyonda da tek alternatifti. Galatasaray'ın Furkan Aldemir'in gidişinin ardından çekeceği sıkıntılar da ayrı bir muamma.

2-3 numara oynayabilen bir isimle anlaşacakken, şimdi iki tane pivot almak zorundasınız, üstelik biri yerli olması kaydıyla. Gelmesi muhtemel yerli isim de Furkan Aldemir'den daha kaliteli olmayacak haliyle, yani her anlamda Galatasaray için sorun büyük. Hepsinin ötesinde ise Arroyo dışında herkesin serbest kalma hakkı var, sen oyuncularının ücretini ödeyemiyorken nasıl transfer yapacaksın. Ya da hangi hakla yapacaksın diyelim, getirmek istediğin oyuncuya ne anlatacaksın.

Ergin Ataman şansı değil sabrı diye birşey var, şu ortamda gösterdiği sabır inanılmaz ama herkes gider ben kalırım diyor. Gerçek bir Galatasaraylı arıyorsak adresimiz Ergin Ataman olacak. Şu ortamda gösterdiği sabır, Beşiktaş'ta olduğu dönemde bile kredi kartını gösterip ben buyum diyebilmesi, Galatasaray'da yaptıkları ama Galatasaray'ın ona yapamadıklarına rağmen hala ısrarla başarıyı kovalaması çok büyük şeyler. 

Haklı yani, bu takıma birilerinin sahip çıkması gerekiyor ve o isim de Ünal Aysal. Başkan olduğu dönemde futbol takımının sponsorluğuyla ilgili, eğer ben sponsor olursam yanlış anlaşılır diyordu. Şimdi ise tam fırsatı, kendi kurduğu spor vizyonuna sahip çıkmasını ben de bekliyorum, ona da yakışan bu olacaktır, atılması gereken değerli bir adım olur bu. Atar mı bilmem ama ortaya koyduğu vizyonun altını doldurması buradan geçiyor.

Furkan Aldemir'in ayrılığında da emeği geçen herkese yazıklar olsun. Bu şartları yaratan, şubesine sahip çıkmayan, futbol diye inleyen ama Galatasaray'ın bir spor kulübü olduğunu unutan herkese. Murat Özyer'den bir açıklama beklerim, transfer için isimler verirken, şifreler verirken neden bu tip durumların hep onun döneminde olduğu. Bu açıklanmalı..

#Kaptan


Kimseye sahip olmamış bir Galatasaray kariyeri. Kazanılan şampiyonluklar, Uefa Kupası, Süper Kupa, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final, Şampiyon Kulüpler Kupası yarı finali, Dünya Kupası 3.lüğü diye uzayan bir gurur tablosu. Bu tablonun da değişmeyen tek parçası Bülent Korkmaz. Futbola Galatasaray'la gözlerini açan, Galatasaray'la kapatan bir isim. Bu kariyere kimsenin kolay kolay ulaşacağını sanmıyorum, bu anlamda Bülent Korkmaz ulaşılmaz bir noktadadır ve çok şanslıyız böyle bir karakteri yaşadığımız için. Bugün efsane kaptanın doğum günü, tüm yaşatılanlar için tekrar teşekkürler..

Sinan Güler, Galatasaray ve Basketbol Karakteri


2 uzatmaya gitmiş ve müthiş bir heyecan tufanı olmuş Kızılyıldız maçından sadece 2 gün sonra Beşiktaş karşısında da 100 sayıya ulaşmış bu takımı ne kadar alkışlasak az. Son zamanlarda futbol takımımızın bizlere unutturduğu Galatasaray olmayı bu takım fazlasıyla yaşatıyor. Kızılyıldız maçında 50 dakika sahadan çıkmamış, 35 yaşındaki Arroyo'yu Beşiktaş karşısında aynı tempo ve dirençle izleyebiliyoruz mesela. Maçın ilk yarısına özellikle asistleriyle damga vurdu ama bu maçta asıl kahramanlığı Sinan Güler yaptı. Onun adına kariyer rekorlarıyla dolu bir sezon, 29 sayı ve 5/10 üçlük yüzdesiyle yeni bir kariyer rekoruna daha imzasını attı. Geçmiş yıllarda savunması ve mücadelesi ile öne çıkardı ama bugünlerde hücumu ile daha çok konuşuyoruz, büyük bir hücum kozu oldu. Dünya Şampiyonası'nda bıraktığı yerden devam ettiği gibi, 2 sezonda çok önemli bir Galatasaray karakteri olmayı da başardı, unutulmazlar arasına girdi..

22 Kasım 2014 Cumartesi

Herkesin Gidip, Sneijder'in Kalmasını Beklerken


Operasyonun adı çok belli, Sneijder'i küstürüp devre arasında satmanın yollarını arıyorlar. Bunun devamı da gelir belki ama Sneijder üzerinde odaklanılmış durumda. Akıllarınca mali sıkıntıdan kurtulmanın yolu bu demişler. Galatasaray'ın vizyonu bu noktaya geldi, hakkımızda hayırlısı.

Milli Takım'dan yorgun döndü söylemi hikaye. Pazartesi günü takıma katıldı, Burak Yılmaz ve Selçuk İnan gibi isimler gibi. Prandelli'nin ise burada kalan futbolcularla çok iyi idman yaptık, onları denemek istedim, herkes 80 maç oynayamaz söylemi diğer bir hikaye, Selçuk İnan ve Burak Yılmaz da Milli Takım'daydı ama bugün 11 başladılar. 

Açık ve net, yönetim kadrosunu yapıyor, şu oynasın, bu oynamasın, bu affedilsin, şu gitsin diyor ve Prandelli de bunu uyguluyor. Daha önce de dedim, daha önce derken de belki ağır kaçacak ifadesini kullandım ama gayet yerinde bir tanımmış, Prandelli tam bir kukla, piyon ya da adı siz koyun. Kesinlikle bir ağırlığı yok, teknik direktörlüğü göstermelik. Haliyle de bu facia tablo da bile mevcut yönetim Prandelli'nin arkasında. Neden kovsunlar, her istediklerini yapan bir teknik adam bulmuşlar sonuçta.

Maça bakalım, Burak Yılmaz maç boyunca 12 kez topla oynadı, 1 isabetsiz şutu var ve hiç ofsayta düşmedi. Hatta o kadar yoktu ki, yuhalanmadı bile. Tüm bunları da 90 dakikada yaptı. Sneijder ise 30 dakikada 21 kez topla oynama, 2 isabetli şut. Ama bu adam 80 maç oynayamaz, dinlenmesi lazım, rotasyon lazım. Nasıl olsa Anderlecht maçı cepte.

Galatasaray ve Trabzonspor arasında fark Selçuk İnan ve Mehmet Ekici kadar. Mehmet Ekici'ye bakın, tüm maça hükmetti, Galatasaray'ın da fişini çeken bir numaralı futbolcudur. Selçuk İnan ise sinmiş, tempodan uzak, bir bölümden sonra aman yuhalanmayayım edasıyla topla bile buluşmuyor. Bu adamdan da Sneijder'in yedek oturduğu bir maçta sorumluluk bekliyoruz, takımı taşımasını, organizasyon yaratmasını bekliyoruz. Büyük bir takım orta sahası kadar var ama Galatasaray'da sadece Melo işini yapıyor. Trabzonspor'da ise Mehmet Ekici'den Costant'a kadar oyuna hükmeden, seyir değiştiren isimler.

Maça dönersek iyi başladı Galatasaray, tempoluydu da, pozisyonlar buldu ama tüm bunlar ilk 20 dakikadaydı. Kalan 70 dakikada Trabzonspor'u izledik ve Galatasaray'ın en büyük sorunu maalesef bu. 15-20 dakikalık bir enerjiye sahip ve Galatasaray'a karşı hızlı oynayan, tempo yaratan her takım farka koşuyor zaten. Dortmund, Arsenal maçları, hatta bu maçı bile listeye ekleyebiliriz. Bunun da çözümü koşan, mücadele eden bir takım ama Selçuk İnan, Burak Yılmaz, Yekta Kurtuluş gibi isimlerle mi olacak bu.

Liste uzar, mevzu sadece Sneijder'in oynamaması değil. Yabancı kontenjanından en çok dert yanan takım Galatasaray ama bu maçın 11'inde sadece 3 yabancı vardı. Bruma gibi bir isim 18'de bile yoktu mesela. Pandev'i oynatmayacağını bile bile 18'e yazan da Prandelli, forvet hamlesini sürekli Umut Bulut'dan yana kullandığını biliyoruz. Kendi içinde de çelişiyor bir anlamda, maç sonunda da yaptığımız rotasyon maçı kaybetmemize neden oldu dedi. 

Galatasaray'ın ruhu öldü, bu kadar basit. İyi olan isimleri de kaybetmeye başladık, onlar da geriye gidiyor. En büyük örnek Muslera. Bu ruhu da öldüren bir numaralı isim Prandelli, iki numaralı isim ise onun arkasında duranlar, onu kukla misali yönlendirenler. Şu takımın averajı eksilerde, oynadığı tüm iyi takımlara karşı fark yemiş, Avrupa hedefini yitirmek üzere, ligde ise karambole kazandığı maçlarla tutunuyor. Bu kadar basit..

21 Kasım 2014 Cuma

Bruma & Sunderland, Genç Yabancıya Bakış


Bruma gibi bir ismi transfer etmek herhangi bir Avrupa takımı açısından büyük bir yatırım, gelecek adına atılan önemli bir adım olabiliyor ve yıllar sonrasını da futbolcunun transfer edildiği gün planlıyorlar ama aynı formül ülkemiz takımları açısından uygulanamıyor. Genç yabancı maalesef ülkemizde yetişmiyor, hatta potansiyel yerli futbolcunun bile ülkemizde geleceği nokta sınırlı. Arda Turan'dan pay biçebilirsiniz.

Bruma da önemli bir yatırım misali transfer edildi, 10 milyon avro bonservisi böyle bir genç futbolcuya ödemek pek görülen bir durum değil. Dev ekiplerin bile böyle gençler için ödeyecekleri bonservis sınırlıdır ve Bruma için ödenen bonservis miktarı da bu sınırlardaydı. Bu anlamda da bir kumar oynandı diyebiliriz.

Ama tutmayan bir kumar, en azından şu gün tablo bunu gösteriyor. Yaşadığı şanssız sakatlığın da elbette etkisi var ama yukarıda da dediğim gibi, yabancı potansiyel gençler ülkemiz takımlarında gelişemiyor. Yabancı sınırı da bunda etmen, beklentiler ise daha büyük etmen. Bruma gibi bir isim için 10 milyon avro öderseniz herkes o dakika katkı bekler, 2 sene sonrasını pek düşünmez. Bruma da biraz bunun kurbanı oldu sanki.

Bu anlamda, Bruma için Sunderland'ın 12 milyon avro gibi bir rakamı gözden çıkarması Galatasaray açısından çok büyük bir şans. Bu transferin ardından 2 sene sonra da ah vah diyeceğimizden eminim, Bruma'nın geldiği noktayı, ülkemizden böyle bir futbolcunun da geçtiğini söyleyeceğiz ama Bruma'nın Galatasaray'da geleceği nokta sınırlı. Hatta Telles için de aynı şeyi yazabiliriz. Olmuş yabancılar ülkemizde iş yapıyor, fark yaratıyorlar. Acı gerçek bu.

Aslında size de sormak istiyorum, olası Bruma transferine siz ne dersiniz? Yorum bölümüne cevaplarınızı bekliyorum..

Ve Tanrı Arroyo'yu Yarattı, İzlemesi de Bize Nasip Oldu


Efsanevi maçlar arasına üst sıralardan giren bir maç olmasının yanında, heykeli dikilecek olan Arroyo'nun destanını izledik bir anlamda. Bu adamın 35 yaşında olduğu unutulmadan, 50 dakika boyunca sahada kaldı, maçın sonunda ise fişi değil prizi söktü attı. 

Galatasaray basketbol tarihinin belki de en özel karakterini izliyoruz, basketbolla çok da alakası olmayan isimler adına, basketbolun Hagi'sini izliyoruz demek bile fazla kaçmaz, yerinde bir tabir olur.

Ve Tanrı Arroyo'yu yarattı, izlemesi de bize nasip oluyor. Çok büyük bir oyuncu, çok büyük bir karakter, çok da büyük bir lider. Galatasaray'ın herşeyi durumunda ve onu uzun yıllar izlemek umarım bizlere nasip olacaktır..

18 Kasım 2014 Salı

Galatasaray Futboldan İbaret Olmamalı


Her sezon aynısını yaşıyoruz aslında. Mali sorunlar, yaşanan sakatlıklar, şanssızlıklar derken özellikle Ergin Ataman geldiğinden bu yana müthiş kadro mühendisliğiyle girilen sezonu aynı kadroyla bitiremiyoruz. Hawkins & Domercant temelli takım kuruluyor, sezon içerisinde ikisi birden iptal oluyor mesela. 

Ya da geçen sezon Jawai ile müthiş başlayıp Jawai kaybedilebiliyor. Bunun yanına maddi sorunlar da ekleniyor ama bir şekilde hedefe yürüyor Galatasaray. Bu da Ergin Ataman'ın farkı.

Bu sezon ise daha farklı, geçtiğimiz sezonlara oranla daha zorlu bir süreç. Bütçe kısıtlamasıyla başlayan sezonda yine Ergin Ataman farkını görüp, kadro mühendisliğini yine konuşturduğunu söyledik. 

Kağıt üzerinde, dengeli bir takımdı, beklentiler de vardı bu ölçüde ama maddi sorunların bu sefer daha büyük olması, Pocius'un sakatlığı, şimdi ona sezonun en iyisi Micov'un da eklenmesi, el freni kıvamına gelen Jawai, Nolan Smith'in ayrılığı, Vougioukas'ın da Avrupa arenasında beklentilerden uzak olması derken yine büyük sorunlarla sezona giren bir Galatasaray var.

Ergin Ataman'ın olduğu yerde elbette umutlar büyük, bu takım bir şekilde toparlar ama geçtiğimiz sezonlara oranla daha zor bir tablo olduğunu söyleyelim ve Ergin Ataman'ın da belki yaşanan maddi sorunlardan ötürü çok yıpranması onu da sezona iyi başlatmadı aslında. Bazı isimlerden gereken verim alınamıyor, Aradori gibi. 

Beklemek lazım ama yeni transferler olmadan da olmayacağı kesin gibi. Nolan'ın yeri dolmak zorunda, combo guard diyeceğimiz bir isim yok. Pocius'un da sakatlığı döneminde içeri kat edecek bir isim neredeyse kalmadı, tüm yük Micov'un sırtındaydı ama o da sakatlandı. Furkan Aldemir iyi başladı diyoruz, bu sezonun en büyük artısı belki de ama alternatifi yok. Jawai tamamen el freni oldu ve Furkan Aldemir'i yedekleyemediğimiz gibi, uzun rotasyonu da hiç iyi durumda değil. 

Sezon öncesinde en olmazsa olmaz hamle pivot derken, pivot konusunda çuvallamak hiç iyi olmadı. Jawai'nin gönderilmesi konuşuluyor, Nolan Smith'den de doğan bir bütçe boşluğu var ve bu takımın iki yabancı hamlesine ihtiyacı var.

Asıl sıkıntı ise maddi sorunlar. Kısa vadede çözüme kavuşuluyor, oyuncular ikna ediliyor, ödemeler gecikmeli de olsa yapılabiliyor ama her sezon aynı sorunu yaşamak, bu takımda uzun süredir olan isimler üzerinde bir bıkkınlık, heyecansızlık yaratabilir. Ergin Ataman, Ender Arslan gibi isimler bu duruma örnek ve bu isimlerin de haklarıdır bu arada.

Heyecanını kaybetmemeli bu takım, bir noktada ateşlenmeye ihtiyacı var, bunu da yine Ergin Ataman başaracak. Hocanın bu takıma kattıkları unutulmadan, daha önemlisi hayatın futboldan ibaret olmadığını hatırlayarak yönetimin hocaya bu imkanı sağlaması gerekiyor.

Aynı sorunlar kadın takımında da var aslında ama erkek takımı gibi gündeme gelmiyor. O takım da geçen sezonun Euroleague Şampiyonu ama bu sezona baktığımızda Zellous maddi sorunlar yüzünden takımdan ayrıldı, hala yerine bir hamle yapılabilmiş değil. Euroleague'de de iyi başlamadık, şansımızı azaltıyoruz ve iyi olmak adına atılması gereken adımları bekliyoruz..

17 Kasım 2014 Pazartesi

Bu Gurur Tüm Bursasporluların


Türkiye - Kazakistan maçı üzerinde durmak istediğim tek konu, 3 tane Bursaspor altyapısı çıkışlı futbolcunun ilk 11'de oynamasıdır. Bu gurur ve başarı tüm Bursasporluların ama elbette bunun üzerinde durulmayacak ve konuşulmayacak. Ben yine de yazmak istiyorum, konuşulması ve takdir edilmesi gereken bir durum. Şenol Güneş'e de tekrar saygı, Bursaspor'u yeniden kendine getirmesinin yanında özellikle Volkan Şen üzerinde yarattığı rehabilite etki. Kaçımız inanırdı, Volkan Şen'in geri dönebileceğine. Gerçekten büyük iş.

15 Kasım 2014 Cumartesi

Umarım Ender Arslan'a Hak Ettiği Verilir, Kerem Gönlüm İse Kapının Önüne Koyulur


Herkes sıkıldı bu durumdan, yıllardır aynı sorun yaşanıyor. Basketbolda bu hikayeyi sürekli dinliyoruz ve bu duruma da kalıcı bir çözümün bulunamaması Galatasaray'ın en büyük sorunu. Son yıllara baktığımızda iddialı kadrolar kuruluyor, bu iddialı kadrolar neticesinde istenen başarılara da ulaşıldı, başarı anlamında istikrar da yakalandı ama daha da ileriye gitmek adına sağlam bir yapı kurulamadı. Yine bu tip sorunlardan biriyle karşı karşıyayız.

Sözleşmenin yükümlülüğünü günü gününe uygulayacaksınız, bu kadar basit. Gücünüz yoksa böyle iddialı kadrolar kurmayacaksınız, ayağınızı yorganına göre uzatacaksınız. Şu an yaşanan sorun da bu, yaşanan maddi sorunlar var ve bu maddi sıkıntıların acı faturasını yine futbol dışındaki branşlar ödüyor.

Ender Arslan haklı mesela, yıllardır Galatasaray forması giyen, Galatasaray üzerinde de emeği büyük olan bir isim. Bir yere kadar dayanırsınız, sonrasında patlarsınız. Bu anlamda Ender Arslan'a hak veriyorum ve umarım orta yol bulunur. Ayrıca Furkan Aldemir, Sinan Güler, Arroyo gibi isimler ya da diğer yabancılar da bu duruma dile getirseler haklılar.

Sezon başında Ender Arslan, Furkan Aldemir, Sinan Güler gibi isimler fedakarlıklar yaparak takımda kaldılar, bu unutulmasın. Furkan Aldemir ve Sinan Güler mevcut sözleşmelerinde ücret indirimi yaptılar mesela, isteseler bu yola girmezler. Böyle fedakar isimlere karşı da fedakar olmak zorundasınız.

Aynı sorun kadın takımında da var. Lindsey Whalen'i kaçırmıştık yıllar önce, hatırlarsınız. Bu sezon başında da Zellous bu şekilde gitti, maddi sorunlar yüzünden yeri de doldurulamıyor. Orada da sorunlar büyük ve yaşanan bu sıkıntıların ardından da Ergin Ataman ile Ekrem Memnun yeter kardeşim, bir yere kadar deseler en büyük hakları. Böyle sorunlarla uğraşırken başarıya ne kadar odaklanabilirsiniz, işinizi nasıl yapabilirsiniz.

Bu konuda haksız olan bir isim varsa o da bir tek Kerem Gönlüm. Nedeni ise sözleşmesinin yükümlülüğünü istemesi değil, Galatasaray'a gelirken yaptığı şovun altında ezilmesi. Galatasaray'a geleli 2-3 ay olmuşken, 2 aylık maaşının peşine düşmesi çok trajik bir durum. Şöyle Galatasaraylıyım, tribün çocuğuyum derken ve bizler de o transfer olduğunda bu transfere sevinirken, onun bu yola girmesi bizler adına asıl gerçeği gözler önüne seriyor.

Bu durumda, 40 yaşında emekli ikramiyesini almaya gelmiş gibisinden bir yorum yanlış olmaz. Yıllarca Galatasaray'a transferi ihtimal dahilinde olup, ısrarla daha büyük paralarla Anadolu Efes'te kalması ve yabancı sınırının genişlemesi sonucunda yerliler adına duyulan ihtiyacın küçülmesi, Kerem Gönlüm'ün Galatasaray'a transferini sağlamış, bu kadar basit.

Umarım Ender Arslan'la anlaşılır ve hak ettiği verilir ve Kerem Gönlüm yarın kapının önüne koyulur. Böyle Galatasaraylılık yok..

Sneijder'in de heykelini dikin bu arada. Aynı maddi sorunlar futbol için de geçerli ve Sneijder aylarca parasını alamadı, belki hala düzenli şekilde alamıyor ama bir kere çıkıp para konuştuğunu görmedim. Böyle de bir Galatasaraylılık var işte..

14 Kasım 2014 Cuma

Roberto Mancini Inter'de

 
Roberto Mancini'nin etkisi Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra hissedildi aslında. Sosyal medyanın ilgisi büyük. Mancini, ayrıldığı günden bu yana Galatasaray'a olan sevgisini, sempatisini her fırsatta dile getirdi. Ayrıldıktan sonra da ayrılığına yönelik tek bir açıklaması yok, nasıl ayrıldığını da hepimiz hatırlıyoruz. Bir lira tazminat almadan, kulübü asla zorda bırakmadan. 

Müthiş mütevazi bir insan, bu mütevaziliğini de her fırsatta izledik. Galatasaray'da devam etmesini isterdim, 2. döneminde çok daha iyisini başarabilecekti ama Ünal Aysal'ın Lucescu'yu garanti görmesi Mancini'nin ayrılığına neden olmuştur. Kendimize de suç bulmalıyız, Lucescu ismi geçtiğinde hayır demedik. Yarın ismi geçtiğinde hayır demeyeceğimiz gibi. Çok büyük bir isim ve Lucescu gelmediğinde de Galatasaray'ın düştüğü buhranı bugün bile yaşıyoruz.

Roberto Mancini bu işi bilmiyor diyenler, kendisini beğenmeyenler, Ceyhun Gülselam üzerinden espiriler üretenler Mancini'nin Inter'e dönüşü sonrasında ne düşünürler bilemem. O Ceyhun Gülselam'ın da Hannover'in yükselişinde etkisini izliyoruz bu arada, o da işin diğer boyutu. 

Roberto Mancini'nin Inter'e dönüşü bir anlamda yuvaya dönüş. Mancini'yi teknik direktör olarak özel kılan Inter'di. Juventus'un küme düşürülmesi sonrasında Seria A'nın tek hakimi olmuşlardı, rahat şampiyonluklar, büyük imkanlar ama bir türlü gelmeyen Avrupa başarısı. Mancini'nin bu şampiyonluklar sonrasında gönderilmesi, Mourinho'nun Inter'e gelmesi de bu yüzdendir. Mourinho da Inter'e istediğini verdi ama sonrası enkaz oldu, şimdi o enkazı Mancini'nin toparlaması beklenecek.

İmkanlar bu sefer çok büyük olmasa bile Inter'in ismi ayağa kalkmak için yeterli olabilir. Bu sefer Moratti de yok, Mancini bir anlamda tek başına, Galatasaray'a geldiğinden çok daha zorlu bir görevde..

13 Kasım 2014 Perşembe

Günü Değil Geleceği de Kurtaramıyoruz


Fatih Terim'in iki kere günü kurtarmak adına Milli Takım'ın başına geçtiğini hatırlarsınız. 2006 Dünya Kupası elemelerinde günü kurtarmak adına göreve geldiğinde, Alpay Özalan ve Hakan Şükür gibi isimleri yeniden kadroya alıp, son maça kadar iddiayı taşımıştı. Aynı şekilde, 2014 Dünya Kupası elemelerinde de ilk etapta 4 maçlığına geldim dediği görevde de amaç günü kurtarmaktı ve orada da iddiayı son maça kadar taşınıdığını gördük.

Bugün geldiğimiz noktada da yine günün kurtarılması gerekiyor ama bu sefer ortamı yaratan Fatih Terim oldu. Başkasının değil de kendi enkazıyla karşı karşıya ve bu durumdan nasıl çıkacağını kimsenin bilmediği gibi kendisinin de bilmediğini düşünüyorum. 

Bu tip kötü gidişatlar bazen fırsat olur, yenilenmek için yola çıkarsınız, yeni ve genç isimlerle geleceği kurgularsınız ama her şampiyona dönemi kullanılan bu söylemin icraata asla geçmediğini görürüz. 30 yaş üstü futbolcular var Milli Takım'da ya da 4 sene sonra 32-33 aralığına gelecek birçok isim var ve o isimlerin de çoğunluğu formsuz. Şu an kadroda bulunmaları bile bir yetersizliğin göstergesi.

Türkiye'nin gelecek adına umutla bakabileceği futbolcular var aslında. Hakan Çalhanoğlu örneğini veriyoruz sürekli, buna Kaan Ayhan, Oğuzhan Özyakup, Ozan Tufan, Salih Uçan gibi isimleri de ekleyebiliriz ama Ozan Tufan dışında diğer isimler şans bulamıyor. Ozan Tufan'ın da şans bulması Fatih Terim'in "bu futbolcuyu ben getirdim" mesajından kaynaklı. Diğer isimler bu kapsama girmediğinden ya kadroda yoklar ya da yedek bekliyorlar.

Brezilya maçına bakıyoruz, 30 yaşında Bekir İrtegün sahada, formsuz Semih Kaya oyunda. Schalke 04'ün artık genç futbolcu gözüyle bakmadığı, en kritik anlarda bile şans bulan Şampiyonlar Ligi tecrübeli Kaan Ayhan 11'de düşünülmüyor ya da sonradan oyuna dahil edilip Almanya'yı tercih etme ihtimali bile ortadan kaldırılmıyor. Ya da dün oyuna Oğuzhan Özyakup değil de Selçuk İnan giriyor. Bu örnekleri arttırmak mümkün.
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger