30 Ocak 2014 Perşembe

Gençleşmeye Devam...



Oğuzhan Kayar transferi de açıklandı. Yine scout imzası olan bir hamle. Scout ekibi iyi çalışıyor ve Mancini de bu ekibe verilmesi gereken önemi veriyor. Bunun sonucunda da bu tip yerli, yabancı birçok hamleye şahit olup, Galatasaray'ın geleceği adına atılan adımlara şahit oluyoruz.

Oğuzhan Kayar, 18 yaşında, Manisaspor'un A2 takımında oynayan bir isim. Bu sezon sadece 4 maçta şans bulmuş ama böyle bir yeteneği bulup, keşfedilmek önemli.

Bildiğimiz özellikleri, teknik bir oyuncu, iyi bir sol ayağı var. Onun için antrenörü, Sergen Yalçın'dan sonra bu ülkenin gördüğü en iyi sol ayak olabilir diyor. 10 numara pozisyonunda, iyi bir potansiyel. Fazla da anlam yüklemeden, A2 formasıyla en azından bu yarım sezonda bol bol izleriz diyorum.

O değil de, stoper konusu biraz garipleşti. Olumsuz haberler geliyor sürekli ve Dany de bu gidişle takımda kalacak sanki. Yeni stoper transferine göre Dany'nin durumu şekillenecek gibi.


Bu fotoğraf ise hoşuma gitti, geldiği ilk gün Mancini ile mücadeleye giriyor Koray Günter...

Mancini'nin Verdiği Mesaj


Dany'nin dün oynanan maçta 11 başlaması, Mancini'nin yönetime verdiği bir mesajdı sanki. Stoper transferini bekliyor ve bugün gidecek futbolcuya, dün forma vermesi de bu yüzden bana göre. Hatta, Gaziantepspor maçında Amrabat'a verdiği şansı da böyle açıklayabiliriz.

Galatasaray'ın Elazığspor maçında farkı, dörtlü savunma oynaması değil, ön alanda basmasıydı. Ön alanda basan Galatasaray'ın Elazığspor'a çok fazla hata yaptırdığını ve daha üretken olduğunu gördük. Drogba ve Umut Bulut'un biraz daha hareketli oynaması Gaziantepspor maçına oranla daha hareketli bir Galatasaray'ı izletti bizlere.

Rahat kazanılması gereken bir maçı rahat kazandık, bu kadar basit. Önemli kazanımlar belki olmadı ana en azından nasıl oynaması gerektiğini hatırlayan bir Galatasaray vardı diyebiliriz.

Ekstra olarak, Emre Çolak isminin altını çizmek gerekiyor. Son haftalarda üstüne koyan, daha akılcı ve seri oynayan bir Emre Çolak var ve bunu da maç içerisinde farklı pozisyonlarda oynayarak yapıyor. Mesela, Gaziantepspor maçında orta sahanın savunmaya en yakın ismiydi (bir bakıma Melo'nun pozisyonunda oynadı) ve o maçta da çok beğendim onu.

Ama hücuma daha yakın oynaması, onu daha özel kılıyor. Sneijder misali, o da Mancini ile birlikte yükselen futbolcuların başında ve bu formunu da devam ettirmesi Galatasaray açısından çok önemli.

Ayrıca, Salih Dursun'u da beğenmeyenler var ama çok tutuyorum bu adamı. Müthiş bir enerji. Bazen bu yüksek enerjisinin kurbanı olabiliyor ama her an her yerde, basan, mücadele eden bir futbolcuya sahip olmak çok önemli.

Umut Gündoğan'ın son 10 dakikada kaçırdığı gole rağmen futbola ne kadar yakıştığını konuşabiliriz ya da genç Emre Can'ı. Bu tip kazanımlar oldu. Daha da önemlisi grupta rahat bir nefes almaktı. Grupta dahi şansı zora sokmasak bile maçlara rahat çıkabilme imkanımızı kaybetmiştik ama bu maçla birlikte gruptan çıktık gözüyle bakıyorum olaya.

Koray Günter ve Lucas Ontivero Galatasaray'da


Mancini, üçlü mü yoksa dörtlü defans mı uygulatır bilemiyorum. Her maç farklı bir formasyon gördüğümüz için Galatasaray'ın geleceği adına hangi sistemle devam edeceğini kestirmek güç ama üçlü savunma oynatmak istediğini de biliyoruz.

Galatasaray'ın stoper ihtiyacı var, bu bir gerçek. Semih Kaya dışında kalan tüm stoperlerin Galatasaray adına soru işareti olduğunu düşünüyorum. Dany yetersiz görüldü ve gitti, Chedjou bana göre çok büyük hayal kırıklığı, Gökhan Zan desek tecrübesiyle her vakit lazım ama sürekli sakat. Bu durumda da üçlü savunmayı geçtim, çift stoper oynadığınızda bile alternatifiniz yok gibi.

Bu yüzden de Hakan Balta, Ceyhun Gülselam ve Melo gibi isimleri stoperde izliyoruz. Özellikle Melo'nun stoper oynaması Galatasaray'ın orta sahadaki tüm dengesini bozuyor. Oyunu geriden iyi kuran, defansa liderlik edecek, süpürücüden ziyade toplayan bir stoper gerekiyor ve bu konuda da bugün, yarın bir haber gelir ve Astori mi olur yoksa başkası mı görürüz.

Koray Günter ise genç bir alternatif. Geldiği gibi formayı kapabilecek bir isim mi, bu tartışılır ama geleceği düşünen Galatasaray'ın da en önemli taşlarından birisi olacağı kesin. FM'de bu tip transferler yapardık, şimdi ise Galatasaray'ın bu tip hamleler yapıyor olması sevindirici.

Bonservisi için ödenen 2.5 milyon avro'ya takılmıyorum. Bonservissiz gelen ve 29 yaşında olan Hamit Altıntop için 2.8 milyon avro almıştı bizden Real Madrid. Bunların nedeni hep kontenjan. Bu yüzden de girilmesi gereken bir risk, eğer risk gözüyle bakan varsa.

Ayrıca Dortmund sadece bir sezon için 7 milyon avro'luk geri alma opsiyonu koymuş ve bu gerçekleşse bile Galatasaray'ın yine de kazançlı olduğunu düşünüyorum.

Üçlü oynayacaksak eğer forması bana göre garanti, çift stoper oynarsak eğer önemli bir alternatif olacak. Topu kullanmasını bilen, Dortmund altyapılı, yerli ve potansiyeli yüksek olan bir futbolcu. Eğer Türkiye'ye uyum sağlarsa adından çok söz ettirebilir. Dortmund bırakmaz gözüyle bakılan bir futbolcuydu ama bu transfer gerçekleştirildi.


Lucas Ontivero için ise ne yorum yapsak hikaye olacak aslında. Sadece cv'sine bakıp, potansiyelli bir yetenek gözüyle bakıyoruz. Geçmiş yıllarda Real Madrid altyapısında oynanış, önemli takımlar tarafından denenmiş bir isim. Soru şu tabii, madem denendi neden kalmadı? Onun da cevabı bende yok.

Mancini, 3 ay boyunca denemiş ve beğendi kendisini. Yabancı kontenjanını iyiden iyiye boşaltan Galatasaray, onu takımda tutar mı bilmiyorum. Başka bir takıma kiralanması ve kendisini en azından yarım sezon orada görmek çok daha mantıklı sanki ama Bruma'nın da sakatlığında 10. yabancı olarak alternatif gibisinden de tutulabilir.

Kanatlarda oynadığı söyleniyor, forvet özellikleri de var. Tekniği yüksek, yetenekli bir çocuk. Ya tutarsa transferi kısaca, Galatasaray'ın bir kaybı olmaz bu işten ama tutması durumunda da kazanacağı çok şey var.

Ontivero için de gençleşen Galatasaray'ın, yeni yüzlerinden biri diyebiliriz...

29 Ocak 2014 Çarşamba

Dün Kurtarıcılardı, Ya Bugün...


Bugünlerde en çok övündüğümüz nokta, yaratılan kadro mühendisliği. Hatta bu dönemde atılmak istenen adımların ardından da bundan önceki sezonlarda ne kadar önemli yanlışlar yaptığımızın farkına da varıyorum. Atılan genç adımlar, geleceğe yönelik planlamalar ve bu planların temelinde de Mancini'nin olması.

Yanlış şurada, geç kalıyoruz. Yabancı kuralına lanet olsun, o ayrı nokta ama mevcut durum içerisinde de attığımız doğru adımları doğru zamanlamaya sığdıramıyoruz. Bu sezonun en hayati maçı Gaziantepspor deplasmanı dedik ama ne Hajroviç ne de Telles'i bu maçta kullanamadık.

O maçın kurtarıcısı Amrabat oldu, Galatasaray'ın da özetiydi bu nokta. Puan farkı şu an 10 ve nasıl kapanır, ne yapılır gibi sorulara da cevap vermek güç.

Ayrılıkları konuşalım istedim öncelikle, gelen isimlerden daha önemli nokta oldu sanki giden futbolcular. Transfer yapmak, eldeki yabancıları göndermekten daha kolaydı, bunu gördük. Kaç zamandır uğraşıyoruz, Amrabat, Riera ve Dany gibi isimler için ama ısrarla geç kalıyoruz. Oysa bu isimlerin 2 gün içerisinde gönderilebileceklerini gördük, iş biraz daha agresif hareket edebilmekte.

Ya da Mancini'nin yönetime ultimatom vermesinde...


Amrabat'la başlayalım. İnat transferiydi, bunu kabul edelim. Fatih Terim'in yoğun ısrarları sonrasında 8.6 milyon avro gibi bir rakam sadece Kayserispor'a verilerek transfer edilmişti (bu transferin PSV ayağı da vardır) ve bu paraya transfer ettiğin, yıllarca da ısrarla konuştuğun bir futbolcudan da dolayısıyla çok büyük beklentiler kurarsın.

Amrabat da bu beklentilerin yüzde 20'sini ancak karşılamıştır. O da geçen sezon Şampiyonlar Ligi'nde yaptığı asistlerin hatrına. Bunun dışında, futbol olarak istediğimi alamadım ben. Kanat oyuncusu dediğimizde hep Keita'yı anarız mesela, o görsel kaliteyi özledik ve gelen isimlerden de bunu bekliyoruz. Amrabat'dan da bunu bekledik ama beklentilerin uzağında kaldı.

Bu sezona baktığımızda ise tamamen ortalardan kayboldu. Kendisinin de dediği gibi, yabancı sınırının da kurbanı oldu biraz ama büyük paralarla alınan bir futbolcuydu, bir şekilde oynaması gerekiyordu ama bunu başaramayan kendisiydi. Doğal olarakta çok büyük bir transfer fiyaskosu olarak tarihimizdeki yerini aldı.

Bu kötü gidişata rağmen, Malaga onun adına çok büyük bir şans aslında. Malaga taraftarları da Amrabat'a kurtarıcı gözüyle bakıyor ve o takıma da büyük beklentilerle gidiyor diyebiliriz. Malaga performansı da onu belki de Galatasaray'a yeniden taşıyacak (yabancı sınırının genişletilmesini bekliyorum). Bunu bilemeyiz, kendisi adına hala umut var, eğer bunu kullanabilirse.


Riera için de önce şunu yazmak lazım. Arda Turan'ın önce takımda kalmaya karar verip, sonrasında aniden gitmek istemesiyle gerçekleştirilen bir panik transferi. Riera'nın aldığı yıllık ücreti ancak bununla açıklayabiliriz ve transfer edildiği bölge itibariyle de gösterdiği performansı düşündüğümüzde o da hayal kırıklığı.

Riera için bir ''ama'' yazacağız. Sol açık anlamında beklenilen alınamadı belki ama takımın sol bek diye yanıp tutuştuğu zamanlarda da büyük işler başardı. Biz Riera ile Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final gördük, geçen sezon ligimizde şampiyonluk yaşadık. Tartışırsınız performansını ama önemli işler yaptı, katkısı çok.

Futbolundan öte de Galatasaray'a olan bağlılığı hoşuma gitti. Giderken bile alacaklarından yaptığı önemli bir fedakarlık var, bunu da görmek lazım. İyi hatırlamak istediğim futbolculardandır Riera, maalesef yabancı kontenjanının bizim önümüze koyduğu engellerden biri. Yoksa, şu an takımda bulunan futbolcular içerisinde futbol aklı en yüksek olan isimlerin başında geldiğini söylemek lazım.

30'lu yaşlarda, üstelik bu kadar da para alıyorken, para için yatmayıp, takımı için sol bek olabilmeyi göze almış bir futbolcudur Riera ve sadece bu özelliğiyle bile kendisini çok seviyordum.


Ve Dany. Aslında kötü bir futbolcu değil, hatta gözümde Chedjou'dan da daha iyi bir isim. Tıpkı Riera ile olduğu gibi, geçen sezon Dany'le Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final, ligde şampiyonluk gördük.

Ujfalusi gibi bir ismin arkasından o boşluğu doldurmak zordur. Dany de dolduramadı aslında ama aratmadı da, Galatasaray bir şekilde hedeflerine yürüdü. Cris geldi olmadı, tecrübe hamlesi tutmadı bir anlamda ama Cris'in ardından da yeni bir stoper ihtiyacı duymadıkysak, bunda sebep Dany'nin performansıdır.

Bu sezon eski Dany'i göremedik nedense. Yabancı kontenjanından tutun, takımın sol beksizliği de bunda çok büyük bir etken. Dany'i farklı pozisyonlarda denedik, bu da futbolcu üzerinde iyi olmadı. Haliyle de gözden düşmesi çok uzun sürmedi.

Keşke şu kontenjan belası olmasaydı da en azından rotasyon içerisinde kalabilseydi dediğim isimlerden biri Dany. Gaziantepspor'a kiralandığı söyleniyor, onun adına eskiye dönüştür bir anlamda. Türkiye kariyeri iyi olduğu için, Anadolu açısından önemli bir değer bana göre.

Amrabat için dediğim Dany için de geçerli. Yabancı kontenjanı genişletildiğinde, Dany adına da bir şans daha mutlaka olacak.

Gaziantepspor demişken, Bruma olayı adına da şunu söyleyeyim. Bizleri bu yola iten federasyon utansın. Bu Galatasaray'ın etiksizliği değildir. Bugüne kadar yaşanan bütün etiksizlikleri görmezden gelen federasyon ve bu etiksizliğe yol açan camiaların etik yoksunluğudur.

Hatta şunu diyeyim, Galatasaray adına bir yönetim başarısıdır bu. Bunu akıl etmek, o açığı yakalamak. Sözleşme dondurma olayı için şimdi yok diyenlerin, söz konusu Galatasaray olduğunda çıkardığı zorluklar işte. Oysa zamanında kimlerin sözleşmelerinin dondurulduğunu iyi biliyoruz.

Kısacası, Bruma olayını da yönetim başarısı olarak bir kenara yazıyoruz.

Giden bu isimlerle birlikte yeni bir Galatasaray kurulduğunu söyleyelim. Yarın da gelen isimler üzerinden kurulan bu yeni Galatasaray'ı konuşuruz...

26 Ocak 2014 Pazar

Kurtarıcı Amrabat?


Günlerdir yazıyoruz, Gaziantepspor karşılaşması Galatasaray adına sezonun en önemli maçı. Galatasaray ise göndermek istediği Amrabat'ı kurtarıcı niyetine bu maçta oyuna sokacak konumda. Hajroviç'ler, Alex Telles'ler ise oynatılamıyor. Riera ve Dany gibi isimleri de yiyoruz ama Eboue gibi isimlere de katlanmak durumunda kalıyoruz. 

Ne yaptığını bilmiyor yani Galatasaray. Bunun üstüne de hala yabancı futbolcu transferi peşinde, dün itibariyle Heitinga deniliyordu stoper için. Anlamadığım bir döngü bu.

Mancini ise maç sonunda forvetlere vurgu yapıyor ve gol pozisyonlarında bitirici değildik diyor ama takımın bir tane net gol pozisyonunu göremedim ben. Durum buysa, forvet transferi neden yapılmıyor? Durum bu değilse ne yapılmak isteniyor, bence buna cevap aransın.

Maça gelirsek, her iki takımın da orta sahada savunma anlamında olmadığı bir maçtı. Her iki takım da kendi savunmasından aldığı her topla hızlı çıkabildi, tempo maçı izledik. Galatasaray'ın da temposu özellikle Melo ile birlikte oldukça yerindeydi ama aynı tempoyu forvet oyuncuları kaldıramayınca hücumda kalabilme, top tutma şansın da kalmıyor.

Drogba ve Umut Bulut'un haftalardır devam eden bir formsuzluğu var ve Burak Yılmaz'ın yokluğunda bu iki isim birlikte oynadığında da iyice hücum fakirine bağlamış bir Galatasaray vardı. Burak Yılmaz'ı aradım bu maçta, oysa herkes kötüler nedense.

Sistem karmaşası da işin ayrı boyutu. Maç öncesi sahaya çıkan 11'i bir kalıba sokamamıştık, maç başlasın da öyle görelim demiştim ama maç içerisinde de sürekli yapılan formasyon değişikliği, aynı sorunu Mancini'nin de sorduğu düşüncesini geçirdi bana. Üçlü savunmaya dönüş, sonrasında dörtlüye geçiş, devamında yine üçlü savunma. Bunun yanında da oyuncu değişiklikleriyle sürekli futbolcuların yerlerinin değişmesi. Bu halde oyun istikrarını yakalamak imkansız.

Sadece Melo'ya bakıyor takım. Selçuk İnan'ın da çok pasif kaldığını görüyoruz ve ipler Melo'nun elinde, o da bu işi mükemmel yapıyor. Takıma hücumda da savunmada da o öncelik etti. Stoper de oynadı bugün, orta sahanın ortasında da, forvetin arkasında da. Bir futbolcu daha ne yapabilir?

Böyle tempolu bir maçta geriye koşmakta da zorlandık. Turgut Doğan ve Cenk Tosun'un bazı pas tercihleri doğru olsa bugün mağlubiyetle de ayrılabilirdi Galatasaray. Hakan Balta'nın zaten olmayan temposu iyiden iyiye bitmiş. Bugün Semih Kaya en zor günlerinden birini yaşamış olabilir. Hem kendi işini yapıp, hem de Hakan Balta'nın açıklarıyla uğraştı. Bunun yanında, hücuma çıkıp pozisyon da aradı. 

Futbol aklımızı yitiriyoruz maalesef, hala ligin ikinci yarısına başlayamadık. Çünkü kullanacağımız kadro bu değil ve maalesef görüntümüz de şampiyonluktan öte Şampiyonlar Ligi bizim için iyidir görüntüsü. Nasıl olsa 2. olan Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılıyor mantığı biraz da bu transfer uyuşukluğuna neden olmuş olabilir.


10 Numaralı Formasıyla Roberti Mancini; Efsane Lazio


 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger