
Fenerbahçe ve Beşiktaş kazansa dahi 2. ile puan farkı hala 2 olacak, lideriz yani. Şampiyonluğunda bana göre en büyük adayıyız. Transfer yapmamış olmamız birşey değiştirmeyecek. Şöyle düşünün, ligin ilk devresinde de kötü başladık, istikrarsız gittik, puan kayıpları yaşadık ama ayağa kalktık ve müthiş bir finalle ligin ilk yarısını lider bitirdik, devamında da 9 maçlık galibiyet serisi, yakalanan 5 puan farkı gibi şeyler.
Her takımın inişleri çıkışları olur, kimse her maçını kazanamıyor, her takımın kötü oynamaya hakkı var, puan kayıpları olacak. Eskişehirspor deplasmanı da böyleydi, Bursaspor deplasmanı da. Kötü oynadık, haliyle de puan kaybettik. Bunun son üç haftada olması insanları düşündürdü ama inişler çıkışlar olacaktır, Galatasaray'ın da böyle bir süreç yaşadığını düşünüyorum. Eboue ve Baros'un yokluğu, bazı futbolcuların form düşüklüğü derken bunlar yaşandı. Elmander ve Selçuk İnan da ligin ilk yarısına kötü başladılar ama sonrasında nasıl toparlandıklarını ve yıldızlaştıklarını izledik, yine olur bu.
Anlamadığım bir panik havası oluştu, twitter'a falan bakıyorum da müthiş bir panik havası var. Bir anda bitti Galatasaray, şampiyonluktan falan koptuk, kırılma anını yaşadık gibi. Transferler yapılmadı, yönetimle Fatih Terim arasında sıkıntılar var, o bunun önünü kesti, Fatih Terim'in Keita ve Ronaldinho gibi isimleri istememesi hataydı, Yiğit Gökoğlan ve Sercan Yıldırım şöyleydi, Riera hiç oynamamalıydı falan filan. Ama alt tarafı bir maç kaybettik, ilk defa yenilmiyoruz ve en iyi sezonlarımızda da çok maç kaybettik, hem de inanılmaz kötü futbollarla.
Panik havasına gerek yok, böyle bir yazıyı da yazmaya gerek yoktu aslında ama okuduklarımı gördükçe şok içerisindeyim. Oldu da Elmander'in ilk yarıda yakaladığı pozisyon gol olsa ve biz bugün galip ayrılan taraf olsak bütün bunlar konuşulmazdı, işimize bakıyorduk. Yine bakalım işimize, her takımın inişleri çıkışları olur ve unutmayalım, bu noktaya Fatih Terim sayesinde geldik ve ne olursa olsun Terim hakkında konuşurken biraz düşünelim yani. Yakalanan galibiyet serilerinin ardından gelen puan kayıpları bizi nedense kaosa sürüklüyor, kendi kendimize iç dinamikler yaratıp onları patlatıyoruz. Olası bir Antalyaspor galibiyetinin ardından yine herşey düzelir, sakatlar döner, belki de transfer yapılır ama hiçbirşey olmasa da Fatih Terim var bu takımın başında.
Bu yüzden panik yok...
Devamını oku

Bursaspor'un ekstra bir durumu yoktu aslında, yani Galatasaray'a özel önlem paketleri yok. Kendi açılarından çıkarabilecekleri en iyi 11'le sahaya çıktılar, kendi futbollarını oynadılar. Batalla'nın oyun karakterinden yola çıkıp 4-2-3-1 formasyonunu güzel kullandılar. N'Diaye ve Adem orta sahadaki yıpratma görevlerini güzel uyguladı, Batalla Bursaspor'u hücumda tuttu ve Batalla'nın kişisel çabası da golü getirdi. Bunun dışında ekstra bir durum yok, Galatasaray savunmasının kötü bir günü değildi bu. Galatasaray'ın sorunu hücumdan kaynaklı, organize olamamaktan ve daha önemlisi de eksiklerin bu kadar fazla aranmasından.
Eskişehirspor deplasmanında da bu vardı aslında ama orada daha agresif bir orta saha vardı. Bu maçta ise rakip orta sahanın agresiflik düzeyi o kadar yüksek değildi ama Galatasaray orta sahası yine kitlendi. Selçuk İnan'ın devreye giremediği her an organize olmanın imkanı olmuyor ve aynı şekilde hücumda Melo'nun da verimi iniyor. Durum da böyle olunca ekstra işlere yönelirsiniz, Baros varken bunu yapıyordu Galatasaray işte. Sercan Yıldırım'la aynı uyum gelmiyor ve bir de buna kanatların uyumsuzluğu eklendiğinde hücum etmenin elbette imkanı yok. Ujfalusi'nin ilk yarıda iki tane dikine çıkışı vardı, aslında bu durumun özeti. Bursaspor savunmasının sezon başından bu yana yaşadığı sıkıntılar var, baskı anlarında hata yapabiliyorlar. Engin Baytar'ın maçı gibi göründü aslında bu maç ama onun da değişikliği çok geç geldi. Dikine hızlı çıkabilseydik pozisyonlar gelebilirdi, aslında maçın son 10 dakikası bu yönde kıpırdandık ama çok geç kaldık.
Emre Çolak'ın sağ tarafta oynaması ve arkasında formsuz Sabri Sarıoğlu derken sağ kanadı da öldürüyoruz aslında. Riera'nın isteği güzel ama iyi anlamda bir istikrar yok. Kanat dengesini de bu yönde bozunca bir diğer hücum kozu daha elden düşüyor ve sıkıntılar doğuyor. Bursaspor'un Ozan İpek'i Sabri Sarıoğlu karşısında daha iyi kullanabileceğini düşündüm aslında ama bu olmadı ve onlar da kanatlardan iyi gelemedi aslında, daha fazla kontrollü futbola yöneldiler. Pinto da bu sistemde doğru bir tercih değildi, ağır ve uzun boylu bir santraforun Ujfalusi ve Semih Kaya karşısında pek bir şansı yok ama ikinci yarıdaki Turgay Bahadır değişikliği Bursaspor'u rahatlattı ve rakip yarı sahada tutmayı başardı.
Yani anlatmak istediğim sıkıntı savunmada asla değil, yine müthiş savunma performanslarından biri gösterildi ama hücumda yoksunuz yani. Bu tip maçlar kısır geçer, ya 0-0 ya da 1-0'dır skoru. Böyle de oldu zaten. Galatasaray ligin ilk yarısında yine hücum edemediği ama savunmada çok iyi işler yaptığı haftalarda çoklukla bu 1-0'lı skorları aldı ama bulduğunu atıyordu o maçlarda. Bazı isimlerde form düşüklüğü var ve aynı verimliği gösteremiyorlar. Selçuk İnan gibi, Elmander gibi. Bu da puan kaybı olarak hanenize yazılıyor ama kaybedilmiş birşey yok Galatasaray adına, hala lideriz, hala eksikleri kapatmak adına bir şansımız var. Transfer yapılmalı, yaratıcı futbolcu ve kanat rotasyonu eksikliğine özellikle. Bursaspor açısından ise güzel bir moral bu üç puan, hakkı beraberlik olan bir maçtı diyemem, hakkı kısır bir maçtı bu maçın ve öyle de oldu.
Devamını oku

Euroleague' de Galatasaray inanılmaz bir haftayı geride bıraktı. Olympiakos karşısında farkı iki defa 10 sayı üstüne çıkaran Galatasaray, normal sürenin son saniyesinde Olympiakos' un orta sahadan basketine engel olamayınca maç uzatmaya gitti. Ancak uzatmada konsantrasyonunu koruyan ve aynı oyun disiplini ile mücadele eden takımımız Avrupa' nın en iyi takımlarından birini Abdi İpekçi' nin parkelerine gömmeyi başardı.
Galatasary' ın bu sezon Euroleague' de iki hedefi vardı. Birincisi alabildiği kadar galibiyet alıp ilk defa katıldığı Euroleague' de Top-16' da yer almak. Diğeri de Euroleague yetkililerini etkileyerek önümüzdeki sezonlarda Euroleague direk katılım hakkı kazanmak. Bana kalırsa Galatasaray yönetimi, sporcusu, taraftarı bütün hedeflerine ulaştı. Abdi İpekçi' de tarihin en iyi basketbol tribünü yapıldı. Galatasaray taraftarı tarih yazdı. Muhtemelen isteğimize ulaşmamız pek güç olmayacak. Euroleague' in böyle bir renge ihtiyacı var. Galatasaray Kırmızısı Euroleague' e çok yakışıyor!
Gelelim maça. Farkı 10 sayının üstünde çıkardıktan sonra bir sayıyla kazanmak hafiften üzse de bizi yenilmez armadanın yaşattığı mutluluğun bir tarifi yok. Bu galibiyet bir mesajdı. Galatasaray' da hedefler hiç bir zaman bitmez, Galatasaray eğer bir organizasyonda yer alıyorsa amacı en ileriye gitmektir!
Bu maçta gözler yeni transfer Boris Savovic' te idi ve o da erken faul problemine girmesine rağmen oldukça iyi bir izlenim bıraktı. Songaila' dan sonra kim gelse iyi izlenim bırakacaktı muhtemelen ama bu zamanlarda bulabileceğimiz iyi alternatiflerden biri olduğunu düşünüyorum Savovic' in.
Her şey muhteşemdi ancak Shumpert' ın sakatlığı biraz canımızı sıktı. Basit bir bilek burkulmasıdır umarım ve en kısa sürede takımdaki yerini alır. Bu takımın ona her zaman ihtiyacı var.
Oktay Hocam, maçtan sonra insan yabancıya teşekkür edilir demiş. Hocam haklısın, sen bizden birisin ama yine de çok teşekkürler. Hayal dahi edemeyeceğimiz gururları yaşattın bize. Her zaman arkandayız!
Devamını oku

Şu ana kadar herhangi bir teknik adamla anlaşılamamasından sonra acaba dedim Adnan Sezgin, Cevat Güler misali bir hanle yapıp Burak Dilmen'le mi devam diyecek ama bekledildiği gibi oldu ve Mesut Bakkal sezon sonuna kadar takımın başına getirildi. Fazla diyecek birşey yok aslında, hedef kümede kalmak ve bu da zorlu bir süreç. Takımı tanımayan bir hoca geldi, büyük ihtimalle transfer de yapmayacaklar gibi ve bu kadroyla takımı ligde tutmaya çalışacak. Samsunspor aslında son haftalarda bir toparlanma eğilimi içerisinde, umut var diyorum bu yüzden. Petkoviç konusunda yanlışlar yapıldı aslında, gönderilmesi gereken zamanda gönderilmedi ve en gönderilmeyecek zamanda da kendisiyle yollar ayrıldı. Bu konu hakkında da fazla yorum yapılmaz bence, herşeyin sahada belli olacağı bir sürecin içerisine girmiş bulunmaktayız. Mesut Bakkal doğru tercih mi peki, mevcut durum içerisinde eh işte diyebileceğimiz bir durum. Belliydi zaten böyle bir teknik adam düşünüleceği.
Devamını oku

Sezon başındaki birinci kamp dönemi sonunda kadro dışı kalanlar arasındaydı o da. Satılmasından öte aslında kiralanması düşünüldü ve Karabükspor yolunu tutmuştu. Üstelik giderken sözleşmesi de uzatılarak. İlginç bir futbolcu aslında Mehmet Batdal. Yaşı çok genç değildi geldiğinde, geldiği ilk gün de söylemiştim bunu, bu yaşa kadar transferinde büyük bir adım atmadıysa bir sıkıntı olabilir diye ama sonuçta bonservissiz futbolcuydu ve potansiyel vaad ediyordu. Denemenin bir zararının olmayacağını düşündü Galatasaray, geçen sezonun başında da aslında şans buluyor derken şanssız bir sakatlık ve Rijkaard'ın da ayrılığı sonucunda Hagi pek kullanmadı kendisini. Bu sezonda da aynı durum yaşandı aslında, ilk kamp döneminde denendi, biraz daha olması gerektiği sonucu ortaya çıktı. Sezon başında gittiği Karabükspor'da da aslında yeterli şansı bulamadığını düşünüyorum, takım da kötü gidiyor derken onu unuttuk ama Bülent Korkmaz'la beraber o şansı bulabilir derken futbolcunun parasının ödenmemesi neticesinde Fatih Terim, Batdal'a sahip çıktı ve Galatasaray kadrosuna tekrar dahil etti kendisini. 19 numarayı da almış ve resmen A takımda şu an. Bu sezon şans bulur mu, rotasyondaki yeri ne olur bilemiyorum ama umarım bir umut dedirtir. Transfer diye inlediğimiz ama şu ana kadar istenilen kimseyi alamadığımız, hele de yerli santrafor ihtiyacının olduğu şu dönemde rotasyon adına en azından kağıt üzerinde bir adım. Giydiği forma numarası da özel aslında. Kewell, Cana derken...
Devamını oku

Süreç zorlu ama Fenerbahçe'nin attığı adım vizyonist. Sezon başında giden isimler oldu ve sezon başındaki forvet kurgusunda Niang ve Emenike vardı. Bu iki futbolcu gidip, yerleri de Bienvenu ile doldurulmaya çalışılınca da hayal kırıklığını gördük, Fenerbahçe'nin en sıkıntılı mevkisi santrafor ve mutlaka bir transfere ihtiyaç vardı. Moussa Sow ismini de haftalardır duyuyorduk, hatta bu süreç içerisinde pek ihtimal de verilmedi ama 10 milyon avro gibi bir bonservis verip, Lille'den Sow'u transfer etmek gerçekten önemli bir adım. Futbolcu için çok fazla ahkam kesemem ama Niang ve Van Hooijdonk arası dönemde yıldız yabancı santrafor şanssızlığı yaşayan Fenerbahçe'de Sow bu döngüyü bozabilir, yeni bir yola sokar takımı. Hatta şöyle diyelim, Bienvenu ve Semih Şentürk'ün bu sezonki halinden sonra gelen Sow'un yaratacağı etkiyi tartışmaya gerek yok. Tek sıkıntı Afrika Kupası olabilirdi ama Senegal'in elenmesi de yağın üstüne bal oldu. Yobo hiç gitmedi, Sow ve Dia da erkenden dönüyor, büyük şans gerçekten. Bizde de bu şans varken Eboue'nin Fildişi gider kupayı alır, eminim. Herkes gibi beni de sözleşme detayları şaşırttı, hayatımda böyle bir sözleşme görmedim ve ne anlama geldiğini çözemedim. Veteran sözleşmesi gibi bir sözleşme var, yıldan yıla futbolcunun ücreti düşüyor. 2012-2013 sezonu için 3 milyon 400 bin euro alırken 2014-2015 ve 2015-2016 sezonlarının herbiri için ise 1 milyon 400 bin euro'ya düşüyor ücret. Bunun tarifi yok ama biz işin futbol boyutuna inelim ve Fenerbahçe'nin Sow hamlesinden sonra artık biz de bu tarz bir hamle yapalım. Sow transferi önemli bir mesajdır yani...
Devamını oku

Gaziantepspor ve Manisaspor benzeş durumdalar aslında. Kemal Özdeş'in ve Abdullah Ercan'ın bu takımlardan önceki durakları Genç Milli Takımlardı. Artı olarak kulüp takımlarındaki ilk birinci adamlık görevindeydiler ama şu an gelinen noktada ikisi de boşta, ikisi de istifa ederek ayrıldı.
Gaziantepspor'la başlayayım, çünkü onların durumu biraz daha garip. Tolunay Kafkas'la beraber oturmaya başlayan bir felsefeleri vardı, futbolcu transferlerinden tutun oynanan futbola kadar. Tolunay Kafkas'ın Kayserispor dönemini de biliyoruz, o döneme benzer bir yapılanmayla geldiği Gaziantepspor'da daha başarılı oldu demek mümkün. O başarıyla beraber de bu sezonki hedefler haliyle yüksekti ama lige iyi başlanamadı derken hocanın ayrılığı geldi. Devamında da Abdullah Ercan göreve geldi ve onun göreve gelmesi aslında bu felsefenin arkasında duracağız mesajıydı. O da aynı tarzda bir teknik adam, yeni olmasına rağmen ne istediğini kestirdiğimiz bir teknik adamdı.
Kendi felsefesiyle de yola çıktı, takım potansiyelinin en alt limitinde performans gösteriyordu ama bir şekilde takımı sarstı, kısa vadede olmasa da uzun vadede iş yapabileceğini de gösterdi ama dediğim gibi Gaziantepspor potansiyelinin alt limitlerinde dolaşıyor. Beklenilen olmadı ve uzun vadeli hedefler yerine kısa vadede çözüm düşünülmüş olacak ki, Hikmet Karaman göreve geldi. İdeal küme düşmek istemiyoruz mesajıdır bu, oysa ben Gaziantepspor'un her şartta yukarı doğru ilerleyeceğini düşünüyordum. Bu hamlenin ardından birşey değişmez, takım yine aynı seyrini göstermeye devam eder ama atılan kısa vadeli adımdır bu, Gaziantepspor' da herkesleştiren bir adım oldu bu. Samsunspor anlaşsaydı Hikmet Karaman'la müthiş adım derdim, çünkü ihtiyaç bu ama Gaziantepspor'un böyle bir yola girmesi garip.

Manisaspor'un ligin ilk yarısında geldiği nokta önemliydi. Oynanan güzel futbol, takıma getirilen felsefe ve ortada da başarılı bir tablo ama çok uzun haftalardır kazanamıyor Manisaspor. Arada şanssız sonuçlarda var ama gidişat aşağıya doğruydu. Bir de buna Yiğit Gökoğlan'ın satılması, Simpson'un ayrılığı da eklenip, üzerine de transfer yapılmayınca ipler koptu gibi sanki. Ben yine de Kemal Özdeş'le yola devam ederdim, müthiş bir insan çünkü. Konuşmaları, açıklamaları çok yapıcı ve doğru da bir teknik adam olduğunu düşünüyordum ama gelinen noktada istifa etti ve devamında da Ümit Özat hamlesi. Manisaspor bu hamleyle beraber ne düşünüyor bilemiyorum, Kemal Özdeş'in ardından atılan çok farklı bir adım. Onların da olayı kısa vadeden yana bu belli, bu sezonu kurtarmak istiyorlar. Bakalım neler olacak...
Devamını oku