28 Mayıs 2015 Perşembe

Şampiyonlar Ligi; Galatasaray 3. Torbada


Şampiyonlar Ligi'nin statüsü bildiğiniz gibi değişti, 1. torbada Avrupa'nın en çok puana sahip 8 ülkesinin şampiyonları yer alacak. Bu yüzden Real Madrid, Atletico Madrid, Manchester United gibi takımlar 2. torbada ve bu da işin seyir zevkini yükselteceği gibi, zorluk derecesini çok daha fazla arttıracak. Bir değil de birkaç ölüm grubu oluşma ihtimali yükseldi, bu anlamda Galatasaray'ın işi daha zor ama önemli olan devler arenasında yer almak, sonrasını gruplar belli olduğu zaman konuşuruz. Ön elemeler var, onu unutmamak gerekiyor. Torbalar belli oldu, Galatasaray'ın 3. torbada yer alacağı kesin ama genel itibariyle tablo da bu olacaktır..

Patric Young'un Vedası

Pivot diye ağladığımız, Furkan Aldemir'den doğan boşluğu doldurmaya çalıştığımız bir dönemde geldi ve geldiğinin 2. günüydü galiba, Euroleague maçına çıktı. Bu onun çaylak sezonuydu (ilk profesyonel denemesi) ve Euroelague seviyesine gelmişti, hedefi olan bir takıma. Giydiği gömlek bu anlamda ateştendi ama ne kadar potansiyelli bir oyuncu olduğunu sezon içerisinde gösterdi ve kendi adına fazlasıyla başarılı bir sezon geçirmiş oldu.

Dün itibariyle de onun adına sezon tamamlandı ve Galatasaray'a bir veda mesajı yayınladı. İhtimal vardır belki, takımda tutulabilir mi bilmem ama NBA adına tüm şartları zorlayacak gibi duruyor. Phoenix Suns'un yaz takımında forma giyecek, oradan göstereceği performans onu NBA'e taşıyabilir. Gerçi NBA olmasa bile bu sezon gösterdiği performansla birlikte talipleri olacaktır, Avrupa'da iyi bir kontrat alması mümkün. Dediğim gibi, o potansiyeli sezon içerisinde fazlasıyla gösterdi ve NBA olmaz belki ama Avrupa'nın iddialı pivotlarından birine dönüşebilir.

Geçmiş yıllara oranla bu sezon yabancı transferinde çok iyi işler yapamadık ama Patric Young başarılı transferlerden biriydi. Kendini sevdirdi de, buraya ait olduğunu hissettirdi, bizden biri oldu. Ardından üzülmemizin, benim bu yazıyı yazma nedenim de o, çok güzel bir insan. Yolu açık olsun, umarım kısa veya uzun vadede Galatasaray formasıyla tekrar izleriz kendisini..

Şampiyonluk Kupası


Başarıya Alışmış Bir Galatasaray Taraftarı Var, Çıta Düşürülemez


Sezon öncesinde bunu tahmin edemezdik, hedefler itibariyle kötü geçen ama içerisinde hikayeler barındıran bir sezondu. Sinan Güler gibi, kariyer sezonunu yaşadı, tek ayakla da Fenerbahçe maçını aldı, başına yedi dikiş atıldığında da. Kızılyıldız'la içeride oynadığımız maç, Arroyo 50 dakika oyundan çıkmamıştı. Kızılyıldız deplasmanından gelen galibiyet, o gergin ortamda. Euroleague'de bir şekilde 2. turu görmek, kendi yarattığımız imkansız tablonun içerisinden.

Maddi sıkıntılarla başlamak istemem ama sezona damga vuran olay da bu maddi sorunlar. Kötü oyuncu tercihleri de var işin içerisinde, tutmayan aşılar. Aradori, Nolan Smith'in çok çabuk gözden çıkarılması, Vougioukas. Bu tercihlerden öte Furkan Aldemir'in gidişine göz yummak, Arroyo'nun ayrılığı. Sezon içerisinde maddi sorunların sürekli gündeme gelmesi, idman boykotları diye uzar liste. Temelde yaşanan maddi sorunlar ve bu takım hedefsiz girmedi sezona. Ergin Ataman'ın olduğu yerde başarı hedefi vardır ama bu yolda adım atılmadığında da Ergin Ataman'ın hevesi kırıldı, motivasyonu düştü ve tüm sezonu etkiledi bu.

Bir noktadan sonra da alternatif bile yaratamadık. 6-7 kişilik rotasyonlarla iş yürümüyor, sezona hedefler doğrultusunda devam edilemiyor. Galatasaray'ın ligde play-off'a kalması bile bu noktada başarı, oysa daha yüksekleri hedeflerken. Fenerbahçe karşısında da bu şartlar altında elimizden geleni yaptık, seri 2-1 bitti, bu kadarı olabildi. Bu yüzden de yaşanan sıkıntılara, imkansızlıklara bakarak Ergin Ataman başarısız oldu diyemem ama Galatasaray berbat bir sezon geçirdi. Bunun da sorumluları belli, konuyu tekrar açmaya gerek yok, önümüze bakmak zorundayız.

Yeni yönetim, yeni sponsorlar ve yeni bütçe. Plan, proje belirlenmeli, bu sezon büyük bir ders olmalı ve aynı şeyler yaşanmamalı. Doğru plan ve bütçeyle bu takım yine başarıya yürür, Ergin Ataman bunu iki sene başardı, yine başarır. Obradovic ve Ivkovic gibi vitrin, kurt coach'lar karşısında tutunabilecek isimlerden biridir, bu anlamda başarı sağlayacağına inanıyorum. Ergin Ataman'ı umarım mutlu eder, onunla birlikte yeni bir planlama içerisine gireriz.

Kadro büyük ölçüde dağılır, yeni bir yapılanmaya gidilir. Şu aşamada takım için tek olmazsa olmaz Sinan Güler'dir ama zor görünüyor olsa da Patric Young, Justin Carter gibi isimlerin de takımda tutulmasını isterdim.

Başarıya alıştırılmış bir Galatasaray taraftarı var artık, bu yüzden çıta düşürülemez..

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Son 4 Sezonda Kazanılan 3 Şampiyonluğu Gören Futbolcular


Son 4 sezona baktığımızda Galatasaray'ın ulaştığı 3. şampiyonluk bu. Son 4 sezon dememin nedeni de Ünal Aysal & Fatih Terim döneminde başlayan yeniden yapılanma, hemen hemen sıfırlanan kadro ve o iskeletin 4 yıl içerisinde ulaştıkları bu başarı. 3 şampiyonluğun yanında, 2 Süper Kupa, 1 Türkiye Kupası, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali gibi başarılar da var ve ufukta bir Türkiye Kupası finali daha bizleri beklemekte. Fernando Muslera, Felipe Melo, Selçuk İnan, Hakan Balta, Sabri Sarıoğlu, Semih Kaya, Emre Çolak, Aydın Yılmaz, Yekta Kurtuluş gibi isimler de bu 4 sezonda olan isimler. Hatta Gökhan Zan bile eklenebilir, sezon içerisinde kadrodaydı ama ligin ikinci yarısında kadro dışı bırakıldı. Yabancı futbolcuların böyle istikrar göstermesine pek alışık değiliz, 2000'e uzanan süreçte Hagi, Popescu gibi isimlerin uzun vadede şampiyonluklar yaşadığını gördük ve yeni gelen bu seride de Muslera, Melo gibi isimler bunu başardı. Ayrıca Selçuk İnan'ın da her şampiyonlukta muazzam bir katkısı oldu, aynı şekilde Semih Kaya, Hakan Balta, Sabri Sarıoğlu, Enre Çolak gibi isimlerin de her şampiyonlukta fayda sağlayan isimler olduğunu söylemek gerekiyor.

Galatasaray Formasıyla Hem Futbolcu Hem Teknik Direktör Olarak Şampiyon Olan İlk İsim


Galatasaray'ın birçok eski futbolcusu ilerleyen yıllarda Galatasaray'ın teknik direktörlüğünü de yaptılar. Bunun en büyük örneği Fatih Terim. Uzun yıllar Galatasaray formasını giymiş ve takım kaptanlığını yapmıştı. Galatasaray'ın teknik direktörlüğüne geldiğinde de Galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı teknik direktörü olmuştu, hatta Türk futbol tarihinin. Ama futbolculuk döneminde şampiyonluk yaşayamadı, o 14 yıllık şampiyonluk hasreti çeken takımın futbolcularındandı. Bu anlamda ilki Hamza Hamzaoğlu başarmış oldu, Galatasaray formasıyla hem futbolcu olarak hem de teknik direktör olarak şampiyonluk yaşayan ilk isim.

26 Mayıs 2015 Salı

4. Yıldızın Finali "Mehmet Batdal"


Mehmet Batdal üzerinden yaratılan bir genç oyuncu algısı vardı ama Galatasaray'a transfer olduğunda 24 yaşındaydı. Bucaspor altyapısının ülkemize sunduğu isimlerden biri de o olmuştu ama 24 yaşına kadar iyi bir transfer yapamamasından kaynaklı da bir soru işareti vardı kafamda. Gökhan Gönül'ü bilirim bir tek, bu yaşlarda Fenerbahçe'ye gelmiş ve başarılı olmuştu. Salih Uçan'ı Fenerbahçe'nin nasıl aldığını hatırlayın, 20'li yaşlarda bu tip transferler bitiyor, Mehmet Batdal ise 24 yaşına kadar gelmişti.

Fizik ve futbol özelliği itibariyle Ibrahimoviç'i andıran bir isim olarak nam saldı. Bucaspor günleri başarılıydı, sözleşmesinin de bitmiş olması onu Galatasaray'a taşımıştı ama kötü bir döneme denk geldi, tarihin en plansız, programsız Galatasaray'ına. O da mevcut yapı içerisinde başarılı olamadı, çok şans buldu ama kendisini göstermesi imkansızdı.

Rijkaard'la başladı o sezon, Baros ve Mehmet Batdal olmak üzere iki tane santraforu vardı. Baros'un yaşadığı sakatlıklar malum, o sezonda da çok sık sakatlandı ama çok bilen yönetim maalesef sezon başında bu yönde bir adım atmadı, onu Mehmet Batdal'la yedeklemeyi denediler. Bu durumda da başarısızlık Rijkaard'ın olmuyor, iş bilmez yönetimdir o sezon yaşanan enkazı yaratan.

Mehmet Batdal da hazırlık kampında iyi işler yaptı ama sezonun ilk yarısında oynadığı maçlarda çok fazla etki gösteremedi ve ligin devre arası transfer döneminde Konyaspor'a kiralandı. Serdar Özkan'ın da sözleşmesi fesh edilmişti. Kazım ve Stancu transferlerinin ardından da şans bulması imkansızdı zaten, onun adına en hayırlısı bu olmuştu ama orada da çok fazla iş yapmadı. Sonraki sezonun ilk hazırlık kampında da yer almıştı ama Karabükspor'a kiralandı bu sefer, yine tutunamadı.

Mehmet Batdal'ın Galatasaray hikayesi aslında tek maç özelinde. 2011-2012 sezonunda Karabükspor'da forma giyiyordu ama o dönemin Karabükspor teknik direktörü Bülent Korkmaz'la anlaşamadı, A2 takımına gönderildi, çok fazla şans bulamadı. Bunun üzerine Fatih Terim onu takıma geri aldı, ligin ikinci yarısında da takımda tuttu. Futbolcusuna sahip çıkmaktır bu, bana göre müthiş bir hareketti. 

Tabii bizler şans bulmasını beklemiyorduk, öyle de oldu. Taa ki Trabzonspor maçına kadar. Öyle oldu ki yaşanan sakatlıklar sonrasında Mehmet Batdal kendisine 18'de yer buldu, maç 1-0 geride gidiyorken de oyuna girdi, fena işler yapmıyordu. 1-1'e geldi maç, son dakikada ise Mehmet Batdal'ın çok uygun pozisyonda kaçırdığı bir gol var. Çıkmakla inmek arasında ince bir çizgi var, Mehmet Batdal o çizgiyi aşamadı. Fatih Terim o maçın sonunda;

"Son saniyede kaçırmanın zor olduğu bir pozisyon vardı. Kötü vursa gol olur zaten, öyle bir yer. O atılsa, yaptıklarımızın daha da doğru olduğu ortaya çıkacaktı. Benim gönlümün istediği, sahaya çıkardığım 11'deki oyuncuların gerekeni yapması. Her zaman mümkün olmuyor demek ki. Mehmet Batdal adına üzgünüm. Galatasaray'da bu şansı bulduğu zaman, onu gol yapması gerekir"

diye konuştu. O sezonu Galatasaray formasıyla şampiyon olarak kapattı ama Galatasaray'da tutunması artık imkansızdı. Önce Bucaspor'a geri döndü, fena işler yapmadı. Sonrasında Başakşehir'e gitti, takımın Süper Lig'e çıkmasında pay sahibi oldu, yeni sezonda da Semih Şentürk ve Perbet gibi isimlerin arkasında 3. santrafor olarak sezona girdi ama sezon tamamlanırken 1. tercih olmayı başardı.

Galatasaray'a da golünü attı, Galatasaray'a o golü atarken bu onun Süper Lig'deki ilk golüydü ve maç 2-2 bitti. Fenerbahçe'ye de gollerini attı, Galatasaray'ı şampiyon yaptı. Galatasaray'a belki gerçek anlamda hizmet edemedi ama bu şampiyonlukta kendi hikayesinin yazılmasını sağladı..

Bugün Günlerden Galatasaray "Kahramanlar"

Yazılacak çok hikaye var demiştim, günler içerisinde o hikayeleri yazmaya devam edeceğim. 4. yıldıza giden yolda da ön plana çıkan futbolcular oldu. Kimi kahramandı ve ön plandaydı, kimi için gizli kahraman diyebiliriz, kimi x faktördü, kimi o şampiyonluk ruhunu bizlere yansıtandı. Dün gece twitter ve instagram'da biraz değindim ama kahramanları burada az daha uzun yazayım, üzerine konuşalım.


Şampiyonluğun bir numarası, tartışmam bile. Bir kaleci oynadığı takıma ancak bu derece etki edebilir. Ben tutarsam şampiyon oluruz diyordu, tuttu. Son haftalarda gol yemeyen bir Galatasaray varsa bu fazlasıyla Muslera sayesindeydi. Geldiği seviye itiraf edelim ki Galatasaray seviyesinin üzerinde, onun kaybı acı verici olur ama bu yaz döneminin de en popüler ismi olabilir. Kariyer sezonunu yaşadığını düşünüyorum, Muslera'nın en iyi dönemini izliyoruz ve Galatasaray tarihinin gelmiş geçmiş en iyi kalecisi olduğunu söylemek Taffarel gibi bir isme de ayıp etmek değil. Bunu ben değil Taffarel de söylüyor.


Galatasaray forması giyecek herhangi bir futbolcuyu Hagi mertebesinde anacağımı, düşüneceğimi zannetmiyordum, olmaz diyordum ama Sneijder bunu başardı. Sneijder'in de Galatasaray formasıyla yaşadığı en iyi sezonu yaşadığını düşünüyorum. Hamza Hamzaoğlu üzerinden Sneijder satılıyor algısı yaratanların şu tabloda ne düşündüklerini merak ediyorum. Sneijder, Galatasaray'ı sahiplenmiş durumda, gerçek anlamda bir lider gibi hareket ediyor ve attığı kritik gollerle de bu şampiyonluğun en büyük mimarlarından biri oldu.


Yasin Öztekin'in transferini hatırlıyorum da, hayatımda belki de ilk defa bir transfer için olumsuz konuşmuştum. Sadece ben değil, yüzde 90'lık kesim de aynı düşünüyordu ama Yasin Öztekin de şampiyonluğun mimarlarından biri oldu. Hamza Hamzaoğlu'nun en büyük kazanımı belki de, kimse şans vermezken o verdi ve kazandı. Devre arasında Karabükspor'a gidiyordu az daha, gitmedi, direndi, çalıştı ve kazandı. Keita sonrasında kanat diye inim inim inleyen bu taraftar belki kreatif anlamda o beklentiye ulaşmadı ama gerçek anlamda, iyi bir kanat oyuncusu izledi.


Gizli kahraman dediğimiz isim de Hakan Balta. Lider, tecrübe, kalite. Ne dersek diyelim, Hakan Balta tüm bu özelliklere sahip. Sol bek olarak yer yaptığı Galatasaray'da stoper olarak devam ediyor ve kaç maç oynadığı önemli değil, şans bulduğu dakikada sanki tüm sezon oynamış gibi katkı verebiliyor. Bu şampiyonlukta da imza sahibi isimlerden biri, Gaziantepspor maçında attığı gol de unutulmazlar arasında. Semih Kaya yoktu, oynadı. Chedjou yoktu, yine oynadı. Partner de farketmiyor, uyum sıkıntısı Hakan Balta'nın kitabında yok.


X faktör dediğim isim de Hamit Altıntop. Geçen sezonu sakat olarak geçirdi, kendisinden faydalanamadık. Bu sezona da istikrarlı bir şekilde giriş yapmadı aslında, iyi bir alternatifti ama Melo'nun sakatlığı sonrasında "şampiyonluk gitti" diyenleri gördük, Hamit Altıntop ise şampiyonluğu getirdi. Melo'nun yokluğunu aratmadı, görevini fazlasıyla yaptı. Melo döndü o sakatlandı, 2-3 hafta kendisinden mahrum kaldık ama tek idmanla, ısınmadan oyuna dahil olduğu bir Gençlerbirliği maçı var, Selçuk İnan'ın yerine, yine fark yarattığı. İhtiyaç olan her an Hamit Altıntop yürek koydu, çok büyük futbolcu.


Mancini dönemi kayıptı, yapmaması gereken bir hareket yapmıştı. Prandelli döneminde tamamen ortadan kayboldu ama Hamza Hamzaoğlu'yla birlikte özüne dönenlerden biri de o. Liderlik yaptı, kaptanlık kavramı için sırıtmadığını düşünüyorum, doğru hareket etti, doğru bir şekilde yönetti. Özellikle bu sezon attığı kritik goller var, takımı ayakta tutacak cinsten. Konyaspor maçında attığı gol son örnek. Bu sezon şampiyonlukta Selçuk İnan'ın da payının büyük olduğunu düşünüyorum.


Prandelli döneminde ofsayt rekorları kırarken, Hamza Hamzaoğlu ile birlikte o da özüne döndü. Önce biraz daha forvetin arkasında oynadı, ofsayt hastalığından kurtuldu. Pas oyununda, işin organizasyon kısmında da büyük katkısı oldu. Devre arasında sakatlandı, Burak Yılmaz'ın yokluğunda gol anlamında Galatasaray zorlandı ama Burak Yılmaz her geri dönüşünde fark yaratmasını bildi ve bu şampiyonlukta büyük katkısı olduğunu düşündüğüm isimlerin başında gelmekte. Hakkı çok verilmez ama hakkı verilmesi gereken isimlerin başında gelir.


Galatasaray formasıyla geçirdiği 4. sezon ve 3. şampiyonluğu oldu. Melo'suz olmuyor, bunu daha önceleri de gördük. O ilk geldiği sezondaki Melo'yu arayanlar vardı belki ama takım savunması, mücadele ve direnç anlamında şampiyonluğun pay sahibi isimlerinden biri oldu. Herkes kırmızı kart olayına odaklandı ama ligin ikinci yarısında bel fıtığı ile oynadı bu adam, tatile gitti, sezonu kapattı diyordu herkes, erken döndü ve büyük katkısı oldu.


Neden kadro dışı kaldığı bir muamma olarak kalacak, biz yine de çok eskiye dönmeyelim. Yeni yönetimle birlikte kendisini bir anda as takımda buldu ve geldiğinin ertesi formayı kaptı, bir daha da bırakmadı. Bu yolda birçok sağ bek alındı ama Sabri Sarıoğlu şampiyon oldu. Beğeniriz, beğenmeyiz ayrı konu, bu şampiyonlukta büyük pay sahibi olduğunu söylemek gerekiyor.


Chedjou ve Semih Kaya'yı birbirinden ayıramadım, her ikisinin de şampiyonlukta payı olduğunu düşünüyorum. Chedjou bu sezonun sürpriz golcüsü, özellikle ligin ilk yarısında gol anlamında da takımı taşıyan isimlerden biriydi. Semih Kaya ise sakatlık dönüşünde son haftalara damga vurdu, takım savunmasının oturmasında, son haftalarda gol yememe konusunda onun da katkısı oldu. Her ikisi birbirine lazıyor, bir lider stoper arıyorlar ama şampiyonlukta pay sahibi isimler.

"Olacak Olacak" Diyordu ve Oldu, Şampiyonluk Yazısı


Mancini'yi severdim, Türk futbolunu tanıma sürecinde kurban olduğunu düşünüyorum. Yapılan transferlerde ne ölçüde etkisi var bilmiyorum ama başarısız bir dönem olduğunu da kabul etmek lazım. Prandelli'nin de transferde ne derece katkısı olmuştur bilmiyorum ama onun sorunu transferle alakalı değildi, zihniyeti, Galatasaray'a bakış açısı, oynattığı veya oynatmaya çalıştığı futbol gibi unsurlar. Katılmayan olabilir ama görüşüm belli. Galatasaray tarihinin gördüğü en kötü teknik adamlardan biridir. Yarın çıkar ve x İtalyan takımı şampiyon yapar, zirveye çıkarır ama Galatasaray'da yapamayacağı belliydi, bu anlamda geç alınan bir karardı (Avrupa bileti kaçtı) ama iş işten geçmemişti (lig ve Türkiye Kupası).

Kısa geçeyim bu konuyu, öncesinde uzun uzun konuştuk zaten. Ünal Aysal, Lucescu sevdasına Mancini'nin ayrılığına göz yumdu ve bu bir hataydı. Prandelli ise o şartlarda iyi bir teknik adam gibi göründü ama Mancini'den daha iyi bir teknik adam değildi, yani panik hamlesiydi ve hata yapıldı. Kötü fatura Ünal Aysal'a çıktı, bundan kaynaklı başka meseleler gündem oldu ve başkanlıktan ayrıldı. Hamza Hamzaoğlu tercihi ile yeni yönetim de belki kötü hatırlanacağı bir dönemde çok iyi, başarılı hatırlanacak. Yapacağınız bir hamlenin nasıl bir etki yaratabildiğini buradan görmek mümkün.

Hamza Hamzaoğlu'nun enkaz kaldırdığını düşünüyorum. Puan tablosuna bakarak "durum çok da kötü değil" diyenler olacaktır ama kafa olarak enkaza sürüklenen bir takım vardı. Prandelli ile devam edilseydi daha kötüsünü de izlerdik. Bana göre Türk futbol tarihinin en kötü Şampiyonlar Ligi performansıydı bu. Bakmayın o bir puana, Galatasaray'ın iyi oynadığı tek maç yok. Arsenal ve Dortmund gibi vitrin maçlarında da fark yiyen bir takım vardı. Kim ne derse desin, bu bir enkazdır ve Hamza Hamzaoğlu bu anlamda büyük iş başarmıştır, hatta en büyük başarısı da bu enkazı kısa bir sürede kaldırıp, bizleri şampiyonluğa inandırmasıdır.

4-2-3-1'i yerleştirdi ilk olarak. Burak Yılmaz'ı forvetin arkasına çekerek onu ofsayt belasından kurtardı, Sneijder'i sola yakın oynattı, sağ tarafta ise Emre Çolak & Bruma rotasyonunu izledik. O formasonla da ligin ilk yarısını bitirebileceği en iyi noktada bitirdi Galatasaray. Performans anlamında hemen hemen tüm futbolcular yükseldi, iyi de oynamaya başladı Galatasaray, üst üste galibiyetler alınarak özgüven patlaması da yaşandı. Beşiktaş deplasmanında gelen galibiyet sonrasında da bu takım şampiyon olur dedik, buna inandık.

Kupa maçlarını da ekleyelim, Yasin Öztekin bu sayede kazanıldı. O maçlarda gösterdiği üstün performans bir anda Yasin Öztekin'i öncelikle ilk 18'e taşıdı, hemen hemen her maç sonradan oyuna girdi. Prandelli yüzüne bakmazdı, bir maç sağ bek bile oynattı. Telles, Bruma gibi isimler de bu kupa maçlarında form tuttu ve bu anlamda Hamza Hoca'nın önemli kazanımları oldu. İkinci büyük başarısı da kazandığı futbolcular, kendi değerlerini yarattı.

Lig arasında oynanan hazırlık turnuvasının acı faturası oldu, Semih Kaya ve Burak Yılmaz'ı kaybettik. Semih Kaya'nın yokluğunda uzun süre Koray Günter şans buldu, Hakan Balta kenardaydı. Belki bu hataydı ama kimse Hamza Hoca genç futbolculara şans vermedi diyemez. Mesela Bursaspor maçı vardır, 2-2 biten. Çok zor alınan bir puandı, zorlandı Galatasaray, Hamza Hoca'nın büyük hataları olmuştu. 30. dakikada Sinan Gümüş oyuna girmişti, kenarda Olcan Adın vari isimler varken. O maç olmadı, 2-2 sonrasında uygun bir pozisyonda Sneijder'e pas atsaydı belki de Sinan Gümüş oynamaya devam ederdi, bilinmez. Yeni sezonda mutlaka şans bulacak, üstüne düşülüyor ama genç futbolcu algısı üzerine de bunu söylemek lazım.

Burak Yılmaz erken bir geri dönüş yaptı aslında, Rizespor maçında 2-0 sonrasında 80. dakikada Burak Yılmaz'ı oyuna almak hataydı, sezonun devamında da Burak Yılmaz'ı gerçek anlamda hiç izleyemedik ve bu durum bizi çok zorladı. Umut Bulut'un beklenileni veremediği zamanlar, bu da bir hataydı. 

4-2-3-1 devam etti, Hamza Hoca'nın bir maç haricinde değiştirmediği bir sistemdi bu (2-0'lık Beşiktaş maçı). Burak Yılmaz (Umut Bulut) en ileri uçtaydı, Sneijder forvet arkasına geldi. Yasin Öztekin ise sol tarafta aldı yürüdü. Sağ tarafta ise Emre Çolak, Bruma ve Olcan Adın rotasyonunu izledik ama gerçek katkıyı alamadık, yine de idare ettik ve şampiyonluğu getiren formasyon da bu oldu. Beşiktaş maçında bile 4-3-3'den 4-2-3-1'e dönüş sonrasında oyun Galatasaray'ın eline geçti ve 2. gol geldi, takım rahatladı.

Hamza Hoca'nın hatalarını da çok yazdık, Burak Yılmaz meselesi gibi, zor görünen maçlarda rakibe önlem alma sevdası gibi (Umut Bulut'u sağ açık, Telles'i sol açık oynatmak gibi). Telles'in Volkan Şen'i durdurma amaçlı sol açık oynadığı maçta Volkan Şen hayatının futbolunu oynadı. Umut Bulut'un da sağ tarafta etkisini göremedik ama ısrar etti. Başakşehir maçında Yasin'in çıkıp Dzemaili'nin oyuna girmesi 2-0'dan maçı 2-2'e getirdi. Ama Hamza Hoca hatasını söylemekten asla geri durmadı, kendi dile getirdi, özeleştirisini yaptı ve sonucunda şampiyonluk geldi. Genele vurduğumda başarı & hata oranı dengesinde başarı baskın.
Dediğim gibi, öncelikle enkaz kaldırıldı, futbolcular kafa olarak şampiyonluğa inandı ve bunun için oynadı. Devamında yeni kazanımlar geldi, Yasin Öztekin gibi bir ismi kazandık mesela. Hemen hemen her futbolcunun performansı yükseldi, Muslera bile dahil buna. Sneijder, Selçuk İnan, Telles, Sabri Sarıoğlu, Burak Yılmaz diye uzatırız listeyi. Bunu başaran da Hamza Hamzaoğlu'dur, bu anlamda en büyük pay sahibi kendisidir.

Hamza Hamzaoğlu gelirken önyargılarını da beraberinde getirdi, şu an bile kendisini beğenmeyen vardır, bastıramadıkları bazı nefretler yüzünden. Sneijder konusunda Dünya Kupası'nda söyledikleri talihsizlikti, ilk olarak bu hatasını düzeltti. Sneijder'i izledik, en verimli ve en Galatasaray'ı sahiplendiği zamanları Hamza Hoca döneminde yaşadı, nitekim oyuncu yaklaşımını da Mourinho'ya benzetti. Oysa Hamza Hamzaoğlu demek Sneijder'e git demek deniliyordu, öyle olmadı. Sneijder takımda kaldı, uzun bir zaman da kalmaya devam edecek.

Akhisar kariyeri çok değerli, müthiş bir projeydi o ve Hamza Hoca'nın attığı temelin de hala sağlam olduğunu izliyoruz. Bu anlamda Galatasaray onun için farklı bir kariyer, büyük bir takımda ilk tercübe ve giydiği gömlek ateşdendi. Kendi takımı değil sonuçta, hiç transfer yapmadı, mevcut kadroyla bu başarıya ulaştı.

Çok sakin kaldı, inanılmaz bir sakinlikti bu. Bilic veya İsmail Kartal'in panik halinde ligin son haftalarında kaybettirdikleri puanları izledik, Hamza Hoca'nın yüzü hep güldü, hep sakindi. Şampiyonluğun anahtarı da sanki bu sakinlikte gizli, kendi gibi takımını da rahatlattı ve 0-0 giden maçlarda bile "olacak olacak" diyerek bu sakinliği gösterdi. Gaziantepspor maçında Hakan Balta'nın, Konyaspor maçında Selçuk İnan'ın golleri bu anlamda kırılma noktaları.
Galatasaray'ın takım savunması da sezon boyunca eleştirildi, Hamza Hoca'nın önlem alamadığı noktaydı. Karabükspor maçında bile 3-0'dan maçı veriyorduk, 3-2'e geldi, üstelik iyi oynarken. 2-0'dan Başakşehir maçını 2-2'e getirdik zaten, en kötü Balıkesirspor bile gol attı bu takıma. Semih Kaya'nın dönüşü de takım savunmasının oturması anlamında bir artıydı ama aslan payı Muslera'nın. 3. yıldız sezonunda da son haftalarda gol yemiyordu Galatasaray, 4. yıldız sezonunda olduğu gibi. Son haftalarda kaleyi gole kapattık, ligin kırılma anlarıdır bu haftalar, şampiyonluğun da bir anlamda imzası. Muslera sezonun futbolcusu olmuştur, tartışılmaz bile.

En son 2000 yılında Lig & Türkiye Kupası aynı anda gelmiş. Kupada da finalde olduğumuz düşünülerek başarının ne kadar önemli ve büyük olduğunu görebilirsiniz. Şu aşamada yapılması gereken ilk hareket Hamza Hoca ile yeni sözleşme imzalamak olacak, devamında Sneijder'le.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Şen Ola Galatasaray, Perde Kapandı. 4.Yıldız, Şampiyon..


Uzun uzun konuşacağız elbette, bu şampiyonluk üzerine daha çok yazılar yazacağız, şampiyonluğa giden yolda hikaye bol. 4. yıldıza giden yolda emeği geçen başta Hamza Hamzaoğlu olmak üzere, Muslera'sından Sneijder'ine, tüm futbolculara, teknik ekibe, yönetime, taraftarına kadar. Kutlu olsun..

Hamza Hamzaoğlu Nostaljisi


Drogba Futbolu Galatasaray'da Bıraksın


Drogba'nın bitmediğini, hala söyleyecek bir sözünün olduğunu Galatasaray sonrasında tekrar Chelsea'e döndüğünde görmüştük ve o sezon da şampiyonlukta taçlandı. Drogba'nın katkısını, oynama süresini tartışırsınız ama Mourinho tekrar Drogba'ya ihtiyaç duyuyor ve onu geri çağırıyorsa orada durmak zorundasınız. Devam da edebilirdi, Mourinho bunu istedi, teknik heyetini için de ısındırmak hedefiydi ama 37 yaşında da olsa Drogba'nın oynama isteği ön plana çıktı ve 2. kez Chelsea'den ayrılmış oldu.

Galatasaray taraftarının Drogba sevgisi, saygısı, özlemi bitmez. Drogba'nın ayrılığı sonrasında da kafalarda bir acaba sorusu oluşmuştur, bilirim. Benim de oluştu çünkü, futbola duygusal bakmayı seviyorum. Bundan kaynaklı twitter'da bir anket yayınladım ve güzel de bir katılım sağlandı.

286 kişi oy verdi ve 121 kişi Drogba futbolu Galatasaray'da bıraksın diyor. Drogba her dönem Drogba'dır diyen ise 62 kişi. Bu iki seçenek birbirine yakın, pozitif şıklar. Onun dönemi bitti diyen 52 ve gerçekçi bir transfer değil diyenler ise 51 kişi. Buna da gerçekçi kesim diyorum, olaya daha realist bakan taraftarlar.

Ben duygusal tarafta olduğum için futbolu Galatasaray'da bıraksın dedim, benim için özel bir isim. Gerçekçi yanım ise makul şartlar altında bu iş olurdu diyor, çok büyük yıllık ücretlerin konuşulmaması durumunda. Emin olduğum ise, Drogba Avrupa'da devam etmez, onu MLS paklar. 1-2 sene de orada forma giyerek futbola vedasını eder.

Drogba Galatasaray'da devam edebilirdi, o da bir gerçek. Tasarruf adı altında Drogba ile anlaşılmadı ama Tarık Çamdal'a 5.5 milyon avro bonservis, Pandev ve Dzemaili gibi isimlere de önemli yıllık ücretler verildi. Genel olarak bu üç isimden de beklenen katkının 3'de 1'i bile alınamadı. Drogba olsaydı belki de senaryo başka olurdu, bu da bilinmez. Önemli bir değeri çok gereksiz bir şekilde kaybettik, kaybetmekten öte vazgeçtik..

3. Yıldız Sezonunda Hasan Şaş, 4. Yıldız Sezonunda Yasin Öztekin


100. yıl şampiyonlukları, 3. veya 4. yıldız sezonu gibi kavramlar sadece anlam ifade eder, önemlidir ama çok üzerinde durmam. 100. yılda şampiyon olamadık derler (o da kafa karıştırıcı bir mesele), devamında birşey olmadı. 3. yıldızı ilk biz taktık, 4. yıldızı da ilk biz takacağız ama hayat devam edecek, bu şampiyonluğun gelecek sezon kazanılacak şampiyonluktan daha değerli olduğunu düşünemem. Her şampiyonluk önemli, 4. yıldızı ilk takan kulüp olmak ise anlamlı.

3. yıldız demişken, o sezonun yıldız isimlerinden biri Hasan Şaş'dı. Hasan Şaş'ı sadece futbolculuğuyla açıklamak imkansız, 2005-2006 sezonunda da futbolculuğundan öte, ağabeyliğiyle ön plana çıkmıştı, Hakan Şükür gibi. 3. yıldız sezonunda ise futbolculuk anlamında zirve dönemiydi, devamında 2002 Dünya Kupası'nda da harikalar yarattı ama bir sonraki sezonu olan kontrat sezonunda Galatasaray'la da önce anlaşmadı, Avrupa'ya gitmeliydi ama sözleşmesinin bitmesini bekledi ve gitmedi, o sezonu çok kötü geçirdi, Avrupa'ya da gidemedi derken Galatasaray'da kaldı ama eski performansına bir daha ulaşamadı. Yine de uzun bir zaman Galatasaray forması giydi, çünkü farklı özellikleriyle de ön plana çıkmayı bildi.

Yasin Öztekin'i benzeteceğim özelliği ise Hasan Şaş'ın 3. yıldız sezonunda verdiği katkı, futbolculuk özelliği. Hasan Şaş o sezonun bütününe etki etti ama Yasin Öztekin, Hamza Hamzaoğlu'ndan bu yana şans buluyor, bu şansı da iyi değerlendirerek uzun yıllardır "kanat" diyen taraftarlarının bu hasretine biraz olsun cevap verdi, daha önemlisi şampiyonluğun kilit isimlerinden biri oldu. Son haftalarda ise golleriyle de ön planda, maç kazandırıyor. Mersin deplasmanı, Beşiktaş maçı.

Çok yazdım, kısaca üzerinden geçeyim, özeleştirimi yapayım. Yasin Öztekin'in transferini gereksiz bulanlardandım, Prandelli döneminde kadroya girememesinden ötürü de bu dediğim haklı çıkar gibiydi ama Yasin Öztekin pes etmedi, Hamza Hoca da şans verdi. Galatasaray'dan ayrılmadı, mücadele etti ve bugün Süper Lig'den değil de Dortmund'dan gelmiş bir isim gibi oynuyor, katkısını veriyor. Şampiyonlukta payı çok büyük olacak..

Sinan Güler


Kafasına 7 dikiş atıldı ama o yine Galatasaray'a maçı kazandıran bir isimdi, üstelik Fenerbahçe karşısında. Sezon içerisinde daha önce de yaptı bunu, 6 kişiyle kazandığımız Fenerbahçe maçında da maçın adamıydı, üstelik tek ayakla, sakat sakat oynadığı bir karşılaşmada. Her zaman efendiliğiyle, sporculuğuyla, karakteriyle sadece Galatasaray'a değil, Türk basketboluna, hatta sporuna damga vurdu ama bu zor, bitse de gitsek gözüyle bakılan sezonda Galatasaray'ı taşımaya, sırtlamaya devam ediyor. Bir anlamda kariyer sezonu ve gelecek sezonlar adına Galatasaray için olmazsa olmaz dediğim tek isim..

Yaklaşımı Bana Mourinho'yu Hatırlatıyor



“Hamzaoğlu, Prandelli’ye göre daha çok bizden birisi... Aynı zamanda iyi bir insan. Yaklaşımı bana Jose Mourinho’yu hatırlatıyor. Yardımcı hocaları da oyuncularla gayet iyi ilişkilere sahip” 

Hamza Hamzaoğlu göreve geldiğinde "Hamza Hamzaoğlu'nu takımın başına getirmek Sneijder'e yol vermek anlamına gelir" gibisinden söylemler vardı, devre arasında Juventus'a transferi gündem olduğunda da teknik direktöründen, yönetimine kadar herkese sallayanlar. Bugün Sneijder Galatasaray'da, yarın da olmaya devam edecek.

Hamza Hoca'nın Dünya Kupası döneminde Sneijder ile ilgili talihsiz bir açıklaması vardı, kendi de farkında, özür de diled, daha önemlisi süreci mükemmel yönetti. Sneijder ile mükemmel ilişki kurduğunu görmemek için kör olmak gerekir, Sneijder'in Galatasaray'ı en sahiplendiği, en verimli ve en iyi dönemini de Hamza Hoca döneminde yaşadığını görmemek için at gözlüğü gerekiyor.

Tablo bu, Sneijder gerekeni söylemiş. Hamza Hamzaoğlu futbolcu yaklaşımıyla, sakinliğiyle, adamlığıyla şampiyonluk sürecini mükemmel yönetmiş ve zirveye tek adım kalmıştır.

Sneijder demişken, 2.5 sezondur Galatasaray forması giymekte ve bu süreçte 19 lig maçında gol atmş. Galatasaray ise bu maçlarda 19 galibiyet aldı, inanılmaz bir istatistik. Sneijder'in gol attığı maçlarda Galatasaray kazanıyor, mağlubiyeti geçtim, puan dahi kaybetmiyor. Şu sonuç ortaya çıkabilir, Sneijder ağırlığını koyduğu her maçta çok büyük bir fark yaratıyor ve onun ayarında 2. bir isim ülkemizde yok.

Bu sezon ise tek başına aldığı maçlar var, Muslera için de aynısı geçerli. Kayseri Erciyesspor deplasmanı, Fenerbahçe'yi 2-1 yendiğimiz maç, Rizespor, Karabükspor, Gençlerbirliği ve Beşiktaş maçları gibi. Kazandırdığı puan 18, inanılmaz. Bir futbolcuyu Hagi seviyesine getireceğimi, o seviyeyi zorlayacağını tahmin etmezdim, Sneijder zorluyor..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger