19 Ocak 2017 Perşembe

Sc nostalji #70; Murat Erdoğan

Meşhur 2002 - 2003 sezon yaşanan kadro değişimi. Düşünce neydi bu transferde bilmiyorum, Fatih Terim'in geri dönüşünde ilk icraatlardan biri olmuştu ama gönderilen bazı isimlerin kalitesi ile Murat Erdoğan'ı kıyasladığımda bana anlamsız bir hareket gibi gelmişti.

Galatasaray'a geldiğinde de 26 yaşındaydı, genç bir yetenek diyemezdik yani. İstanbulspor'dan transferdi, bonservisi yok diye hatırlıyorum. İlginç bir detay var yalnız, yaz kamplarında yer aldı ama sezon başlamadan Gaziantepspor'a gitmişti. Transferin son günlerinde Mehmet Polat'ı kiralamıştık, karşılığında Murat Erdoğan'ın bonservisini verdik diye hatırlıyorum. Galatasaray formasıyla resmi bir maça çıkmadı o sezon.

Bir ilginç detay daha ekleyeyim, ertesi sezon ise Galatasaray'a geri döndü. Arada geçen maddi durumları bilmiyorum, bilen varsa yorum kısmında yazar. Gaziantepspor'da iyi bir dönem geçirmişti ve Galatasaray'a 2003 - 2004 sezonu için geri döndü, kiralıkta gitmemişti diye hatırlıyorum Gaziantepspor'a.

2003 - 2004 sezonunda ise bir dönem forma giymeye başladığı zaman var, o dönemin Ocak ayı kamp döneminde iyi bir form yakalamıştı ve bazı kadro dışılar sonrasında da forma giymeye başlamıştı. Fatih Terim'in ayrılığı ve Hagi'nin gelişi sonrasında ise formayı unuttu, sezon sonunda da yine bedelsiz olarak Malatyaspor'un yolunu tuttu.

Sol ayaklı bir orta sahaydı, teknik kapasitesi yüksek bir isimdi. 10 numara ya da sol kanat özelliği de vardı. Bu teknik özellikleri de onu ligde tuttu, bayağı uzun bir dönem ligin aranan orta sahalarından biri oldu. Birçok takım gezdi ama Süper Lig seviyesinin altına da pek düşmedi, 36 yaşına kadar da bu böyle devam etti. 

18 Ocak 2017 Çarşamba

Stancu'yu 5 milyon avro'ya alırken, haliyle böyle bir kariyer hayal etmiyorduk


Galatasaray onu 5 milyon avro bonservis vererek transfer ettiğinde beklenti daha başkaydı tabii. 23-24 yaş aralığıydı geldiğinde, daha iyi şeyler bekliyorduk ama biraz da yabancı kuralının kurbanı oldu diyelim. Fatih Terim onu takımda tutmak için son ana kadar uğraştı ama olmadı, önce Orduspor'a kiralandı, sonrasında da zaten Stancu'nun asıl kariyeri şekillenmeye başladı.

Orduspor'da gösterdiği o iyi performans sonrasında bonservisini 2.5 milyon avro'ya almışlardı, onlar adına da büyük yatırım oldu ama bu yatırımlar sonrası battılar. Stancu ise sonraki tüm kariyerini Türkiye'de şekillendirdi, ligin iyi forvetlerinden biri olmayı başardı. Tüm Anadolu takımında görmek ister, eminim. Galatasaray bir noktada Türkiye'ye kazandırmış oldu, aslında kendi ayağına da sıktı. Galatasaray'a karşı oynadığı her maçta gol atan, harikalar yaratan bir rakip yarattık aslında.

Orduspor dedik, sonrasında da Gençlerbirliği. Oraya da 1.5 milyon avro bonservisle gitti, uzun süredir de orada. Bir anlamda Gençlerbirliği kemik kadrosunun olmazsa olmazlarından biri oldu. 95 resmi maçı var orada, 35 gol 14 asist. Nokta santrafor değildir, gezerek oynar, bir anlamda Sasa Iliç misali gezer sahada. Ama hızlıdır, takipçidir, teknik bir isim. Kanat özelliği de, 10 numara özelliği de var.

Ligin özel gol silahlarından biriydi, hala da öyle ama bu sezonu hayal kırıklığı. Biraz sakatlıklarla geçti diyebiliriz, belki de bundan oldu Gençlerbirliği'nin ondan vazgeçmesi. Şimdi de 750 bin avro bonservise Bursaspor yolcusu, tecrübeye ve lige uyuma yatırım yaptılar. Sakatlık durumunu bilmem ama yaş aldıkça yükselmeye devam ediyor Stancu.

Bursaspor'un da onun adına bir yükseliş olduğunu düşünüyorum, mutlaka faydalı olur. Kubilay Kanatsızkuş'la devam ediyorlar, Necid'den beklediklerini alamadılar ve forvet noktasında bir hamleye ihtiyaçları vardı. Onlar da yeni bir isimden ziyade, bilinen bir isim dedi mutlaka. Gençlerbirliği açısından bakarsak,

Ocak ayında böyle köklü bir değişim ne kadar iyi bilemedim. Ahmet Çalık 2.5, İrfan Can 1,7, Stancu 750 bin avro. Üçü de kemik ve ideal kadronun vazgeçilmez isimleri diye düşünüyorum. Maddi ihtiyaçları olabilir, belki başka bir planları var ama böyle köklü değişimlerin de özellikle ligin devre arası adına sağlıklı olduğunu söyleyemem. Yaz dönemi telafi edilir ama şu dönem yerini doldurmak zor, ne kadar kazanırsanız kazanın..

Ermin Bicakcic & Galatasaray, stopere alternatif yaratmak mı?


Galatasaray'ın gündemine gelen ama çok fazla üzerinde durulmayan bir transfer oldu diye biliyorum. Şu dönem birçok isim öneriliyor, Bicakcic'in de onlardan biri olduğunu düşünüyorum. 1 hafta önce daha fazla anılıyordu tabii, belki son günlere doğru yine gündeme gelir. Fazla tercih kalmamaya başladı, bazı futbolcuların maliyeti zorluyor ve bu tarzda, daha maliyeti uygun isimlerin tekrar gündem olabileceğini düşünüyorum.

İddialı stoperleri konuşuyor ve istiyoruz. Maicon, Vitor Hugo böyle isimler. 8 milyon avro dolaylarında gezen bonservisler, şu aşamada böyle bir parayı gözden çıkarmak zor. Her şeyin ötesinde ise böyle bir paramız var mı, bunlar tartışılır. Ocak ayında öncelikli ihtiyacın da stoperden ziyade orta saha olduğunu öncesinde yazmıştım, böyle bir atımlık kurşunumuz varsa ben bunu kesinlikle 8 numaradan yana kullanırdım, stoperi de bu tarz isimlerle yama etmek mümkün.

Bicakcic'in bu sezonki Hoffenheim performansı çok iç açıcı değil, şans da bulabildiğini pek söyleyemeyiz. O da ayrılığı düşünüyor, teklifleri beklediğini medya yoluyla açıklamıştı. Kiralanabilir, bonservisi de makul seviyelerde kalır diye düşünüyorum, 2 - 2.5 milyon avro'yu geçecek bir hamle de değil. 

Ahmet Çalık / Serdar Aziz ikilisine göre konuşmak lazım stoperleri. Kısa vadede Ahmet Çalık'ın yeri garanti, orta vadede ise bu ikiliden birinin stoperlerden biri olacağını biliyoruz. İddialı bir stoper mutlaka gerekecek, o lider dediğimiz isim. Yaz dönemi o adımı atmak biraz daha kolay olabilir, şu aşamada uyum sorunu yaşamayacak, geldiği gibi etki yaratacak bir isim gerekiyor. Kısa vadeli düşünülebilir yani, şampiyonluğa odaklı bir alternatif yaratılma çabası olabilir.

Ermin Bicakcic ismi de bu yönde bir isim sanki. Bülent Korkmaz vari bir stoper diyebiliriz, tekmeye kafa sokan, mücadele gücü üst düzeyde olan ve savaşan bir futbolcu. Lider özelliği stoper noktasında değil ama, daha çok takım içerisinde. Sertliği ve mücadelesiyle ön plana çıkıyor, Ahmet Çalık'ın da bu özellikleri ön plana çıkıyor derken çok fazla doğru partnerler olabilirler mi bilinmez. Alternatif yaratmak adına atılabilir bir adım, kısa vadeli düşünmek gerekir. Sezon sonuna kadar kiralamak gibi.

Lakabı da Demir Ermin, Türkiye Ligi açısından uygun, iş yapabilecek bir stoper. Güçlü, sert, mücadeleci, ligin kaos ortamını sevebilecek bir isim. Ona uygun partner bizde pek yok ama, şu aşamada Ahmet Çalık'ı düşünerek bir hamle yapmalıyız ama maliyetleri de düşünmek lazım. Yaz dönemi iddialı bir stoper gerekebilir, şu aşamada alternatif yaratarak ilerlemek düşünülebilir.

17 Ocak 2017 Salı

Elazığspor 1-4 Galatasaray, hücumdaki tüm ciddiyetsizliğe rağmen


Riekerink & genç oyuncu algısı tamamen bir yalan, her geçen Türkiye Kupası karşılaması sonrası bunu tekrar etmek gerekecek. Kandırıldık, en başta da ben. Beklentim farklıydı ama bu beklenti hikaye çıktı ve biz buna rağmen grupta Tuzlaspor'un arkasında kaldık. Gruptan çıkacağız ama şu grupta gösterilen performans ve tercihler fazlasıyla hayal kırıklığı.

Tuzlaspor'un Erzincan deplasmanında grup liderliğini garantilediğini öğlen öğrendik, haliyle de bu maç biraz da formalite havasına büründü. Bu kadroya yakın bir 11 bekliyordum ama Tuzlaspor'un liderliği garantilemesinin ardından biraz farklılık bekledim, olmadı. Josue'yi orta sahaya çektik ve Birhan Vatansever'i kenarda tuttuk, maç 3-0'ken son oyuncu değişiklik hakkını Sneijder'den yana kullandık, Bruma'yı 90 dakika sahada tuttuk gibi konuları konuşabiliriz, daha önce olduğu gibi.

Bazı isimler için önemliydi bu karşılaşma. Ahmet Çalık'ın uyumu, Carole'yi stoper olarak görmek, Podolski'nin maç eksikliğini tamamlaması gibi. 45'de de Garry Rodrigues'i oyuna aldık ve bu sefer sağ tarafta izledik kendisini. Olası Bruma & Rodrigues etkisini görmek için fırsattı bu ama Bruma'nın (Garry'nin Konya deplasmanındaki performansının etkisinde kalmasındandır belki) tamamen kendine oyunu sonrasında bunu da izleyemedik.

Rahat bir maçtı, daha da rahat bitebilirdi. Galatasaray'ı hücumda çok ciddiyetsiz gördüm. İlk yarıda final pasları noktasında hatalar vardı, rakip yarı sahaya rahat geldik ama son tercihlerin neredeyse hepsi hata oldu, herkes kendi şutunun, atacağı golün derdinde gibiydi. İkinci yarıda bulduğumuz pozisyon sayısı da arttı, Elazığspor'un da aldığı riskler neticesinde açık alanlar da bulmaya başladık ama bu sefer de Bruma'nın şovuna takıldık. Sol tarafa çok odaklıyız, Bruma da kendisine. Sneijder bunu biraz dengelemek istedi, Garry Rodrigues'i de oyuna dahil etmeye çalıştı ama Bruma'dan sahne sırası kimseye gelmedi.

Podolski haricinde de ciddi oynayan bir hücumcumuz yoktu, 2 gol atan Eren Derdiyok olmak üzere. Podolski hırslıydı, büyük sorumluluk aldı ve kalitesini ortaya koyduğu bir gündü. Josue & Selçuk İnan ikilisinin tarihi olduğunu yazmıştım, inanılmaz kötü ve alakasız bir ikili oldu. Bu iki adam da orta sahadan top dahi çıkaramadılar, pas hatalarının sayısı çok yüksekti ve Podolski sıklıkla orta sahaya kadar geldi, Galatasaray'ın da neredeyse her hızlı hücum başlangıcı da onun ince görüşü sayesinde oldu.

Rahat kazandık, hücumdaki tüm ciddiyetsizliğe rağmen. Karabük deplasmanında Sneijder olmayacak ama o pozisyonda Podolski'nin de iyi iş yapabileceğini biliyoruz. Bruma'nın umarım ayakları yere basar, daha paylaşımcı olur ve maç içinde de kanat değişimini sağlarız. Bruma & Rodrigues etkisini görmek zorundayız..

Juventus'un yeni logosu ve forması, gelenek / yetenek çatışması?


Şu değişimin yenilikçi veya gelenekçi olmakla çok alakası yok. Juventus'un logosunda böyle bir değişim içine girmesi benim hoşuma gitmedi. Çağın yeni düzeni, modern dünya, pazarlama ya da strateji gibi şeyler söyleyebilirsiniz ama bazı gelenekleri korumak lazım, Juventus'un logosu da bana göre böyleydi. Şu yeni logoya bakınca Galatasaray'ı düşündüm, G ve S harflerinin böyle yan yana geldiğini düşünsenize. Burada kıyamet koparırız, teklif dahi edilemez. Yenilik güzel ama bazı şeyler değişmez olmalı, gelenek korunmalı. Juventus'un yaşadığı bu değişime de böyle bakıyorum..


Formaları şu an görüyorum, bir edit yapmak gerekecek. Logo için konuştuğum yerdeyim hala, bu konuda geleneklere sadık kalmak lazım ama Juventus'un yeni sezon formasında yaptığı da devrim niteliğinde. Adidas'ın çıkardığı iş çok büyük..

Michael Olunga & Galatasaray, Podolski'nin ayrılırsa forma çok daha ağır


Podolski'nin durumundan bağımsız 1-2 transfer daha olacağı söyleniyor, en azından Levent Nazifoğlu her yerde bundan bahsediyor. O 2 hamleden biri stoper, malum. Diğeri ise forvet, çıkan haberlere göre bunu söylüyorum. Beklediğim hamle ise orta saha, maalesef o yönde bir hareket görünmüyor. 

Podolski'nin gidişi forvet hamlesini olmazsa olmaz kılar, Podolski'nin yerini de kısa vadede Michael Olunga gibi bir isimle doldurmak güç. Potansiyeli, yeteneği ve yaşına eyvallah ama şampiyonluk yarışının tam ortasındayız, Podolski'nin ağırlığı da farklı yani. Podolski'nin kalması durumunda yapılacak bir forvet adımı ise lüks, Ocak ayı için. Podolski & Eren Derdiyok ikilisi sezon bitene kadar benim için yeterli.

Ortayı güçlendirmemiz gerekiyor, takım savunmasının oturması orta sahadan geçiyor. Tolga Ciğerci'nin dönüşü tempo katacaktır ama hücumda da organizasyonun daha hızlı ve iyi işlemesi yine orta sahadan geçiyor. Bizim ise ilk hamlemiz bir kanat, düşündüğümüz diğer hücum hamlesi ise forvet. Oysa 8 numara ihtiyacı daha büyük, hücumun da gelişmesi noktasında.

Ama sevindiğim bir konu var, şu dönem scout ekibi dinlenmeye başlanmış gibi, hamleler biraz o yönde. Scout ekibi sadece genç futbolcu önermez, Garry Rodrigues'i öyle düşünmek lazım. Michael Olunga da yine scout önerisi gibi duruyor, dikkate almak lazım bunu. Transferde doğru tarzın bu olduğunu düşünüyorum, değişim diyoruz, olması gereken budur.

Tarz noktasında Burak Yılmaz'a benziyor, onun sol ayaklısı diyelim. Zayıf ayağı da kötü değil, Şut özelliği, bitiriciliği iyi noktada, bu noktada ayaklarını iyi kullanıyor. Savunma arkasını kovalayan bir isim, daha çok takipçi / fırsatçı diyebileceğimiz forvetlerden. 22 yaşında henüz, gelişimi açık, yetenekli bir futbolcu. Hücuma bir hareket getirecektir ve Burak Yılmaz'ın bu sezon Galatasaray'da olması durumunda geçtiğimiz sezona göre daha iyi olacağını düşünüyordum. Şu forvet rotasyonunda böyle bir oyuncumuz yok, Michael Olunga'nın transferi başarılı bir iş olur.

Maliyet noktasında da uygun bir adım ama Podolski ayrılmayacaksa, şu dönem transferi ne kadar doğru olur bilmiyorum. Yaz dönemi adına ise doğru adımlardan olur. Podolski'nin ayrılması durumunda ise o boşluğu doldurabilir mi bilinmez, beklenti olacak ve formanın ağırlığı 2-3 kat daha artmak durumunda kalacak. Bu tarz genç, yetenekli adımlara her zaman kapım açık ama şampiyonluk hedefinde planlamayı en iyi şekilde yapmak lazım, biraz da günü kurtarmak adına..

Podolski keyif insanıdır, Köln / İstanbul arası 3 saat


Çin'den ilgi olmasını beklediğim ve bu haberler çıktığında şaşırmadığım bir isimdi, şimdi de Japonya rotalı bir transfer girişiminden bahsediliyor. Şaşırmıyorum, özellikle de Podolski'nin futbolundan öte pr'ı ile alakalı bir durum. İlgi görüyor, o da bunu satmayı iyi biliyor. Galatasaray'da da yaptığı bu mesela, fazlasıyla başarılı. Ama Podolski keyif insanıdır, transfer noktasında paraya takılacak bir isim değil. Öyle olsa daha önce gidebilirdi, adresi burası olmazdı. Euro 2016 kaynaklı tercih etmişti Galatasaray'ı, Şampiyonlar Ligi'nde sürekli oynayabilmek uğruna. Euro 2016 hedefine de ulaştı ve Milli Takım'ı bıraktı ama hala parayla işi olduğunu düşünmüyorum. Köln / İstanbul arası 3 saat, Podolski de her fırsatta Köln'e gidiyor. Keyif insanı demem bu yüzden, bunu bırakarak, para için Çin veya Japonya'ya gideceğine pek ihtimal vermiyorum. Galatasaray'ın planı ise Podolski'nin gitmesi üzerineydi, şimdi çark ettiklerini görüyorum. Podolski gidecek deniyordu, şimdi de bizim futbolcumuz denilmeye başlandı. Şampiyonluk yolunda gerekli bir isim, şu günlerde yerini doldurmak zor ama iyi bir teklife hayır demek imkansız. Ses çıkmamasından da böyle bir teklifin olmadığını mı anlamalıyız bilmiyorum. Galatasaray'dan sonraki adresi Köln olur, benim beklentim bu yönde. Satılabilir bir isimdi, talep var ama Podolski keyif insanıdır, bunun yine altını çizmem gerekiyor..

16 Ocak 2017 Pazartesi

Elazığspor maç kadrosu, stoper ve orta sahanın sayısal eksikliği


Elazığspor, Erzincanspor ve Tuzlaspor'lu bir grupta şartları fazlasıyla zorladık. Grup liderliğini zora soktuk, Tuzlaspor'un bizimle olan maçlarını tamamladığını düşününce de liderliği bırakacaklarını sanmıyorum. Hedef 2. olacak, oysa şu grubu süpürmek gerekirken. 2.'lik durumunda da karşı gruptan gelecek rakip Başakşehir ve tek maç. Son 3 sezonun Türkiye Kupası kazananı olan Galatasaray'ı çok zor bir viraj bekliyor.

Hal böyle olunca çok fazla rotasyon da yapamıyorsun, oysa rotasyonun dibine vurulması gereken maçlar. Stoper ve orta saha gibi pozisyonlarda sayısal eksiklikler de var, haliyle bazı denemelere şahit olacağımız bir karşılaşma. Carole'nin stoper oynaması gibi mesela, Ahmet Çalık dışında bir stoper maç kadrosuna alınmamış. 

Cenk 
Linnes Çalık Carole Soner
Birhan Selçuk
Yasin Sneijder Garry
Podolski

Benim 11 beklentim bu. Garry Rodrigues ve Ahmet Çalık'ın uyum anlamında eksiklerini gidermeleri adına iyi bir fırsat. Maç kadrosunda Soner Gönül'ü de görüyoruz, kendisiyle geçtiğimiz günlerde profesyonel sözleşme yapılmıştı. Sol bek ve sol açıkta oynayabilen bir isim, eldeki stoper kadrosuna da bakınca Carole'yi stoper izlememiz kesin gibi, Soner Gönül'ün de kadroda bulunması bu yüzden. Sabri Sarıoğlu'nun sağ bek, Linnes'in sol bek oynaması da mümkün ama Konya deplasmanı oldukça eforluydu, Sabri Sarıoğlu'nun kenarda tutulması daha doğru gibi.

Aynı boşluk orta saha için de geçerli, elimizde iki orta saha var ve onlar oynayacak. Hamit Altıntop'la anlamsız zaman kaybettik, Birhan Vatansever'i daha öncesinden kazanmak mümkün olabilirdi. Sneijder ve Bruma'yı ise kulübede bekliyorum, rotasyon yapmak zorundayız, o pozisyonlarda alternatif var. Duruma göre düşünülür bu ikili, öyle olması gerek. Yasin Öztekin'in dönüşünü izleyeceğiz, Podolski'nin de maç eksiğini tamamlaması adına yine önemli bir fırsat. Ben rahat kazanacağımızı düşünüyorum ama şu grupta düştüğümüz bu durum gerçekten üzücü.

Trabzonspor'un Chedjou ilgisi, gerçekleşmesini dilediğim bir transfer


Takımdan gönderilmek istenen isimlerle bir şekilde yollar ayrıldı, kalan tek isim Chedjou. Onunla da yollar ayrılacak, şu ana kadar bu ayrılığın yaşanmama nedeni de "olası talipler". Küçük de olsa bir piyasası var, en azından Galatasaray'ı sözleşme feshi tazminatından kurtarabilecek.

Fransa iddiasını konuşuyorduk ilk etapta, o olmadı görünüyor. Rudi Garcia kaynaklı acaba Marsilya mı diyorduk ama Chedjou'nun oralarda tutunabilme durumu da kalmamış gibi. Katar, MLS gibi yerler de gündemdi, bir gelişme yok. Chedjou'nun Galatasaray'da aldığı parayı alabilmesinin tek yolu Türkiye'de kalmak, Beşiktaş'a önerildiğini biliyorum mesela ama onlar buna yanaşmadı. Trabzonspor ise ilgili, bu işin olma ihtimali de var.

Chedjou'nun bazı özellikleri onu parlatıyor ve iyi gösteriyor. Top tekniği, oyun kurabilme becerisi, geriden topla çıkabilmesi, duran toplarda bulduğu kafa golleri gibi. Savunmaya yani esas olması gereken noktada ise birçok eksiği var, maalesef tedavisi olmayan. Oyundan çok çabuk kopuyor, hızlı değil, konsantrasyon sorunlu, mücadelelerde de ayakta kalamaz oldu. Eskiden bir lider sıkıntısı var derdik ama artık stoper olmanın temel özelliklerini de yitiriyor.

Trabzonspor ise bana sorarsanız yukarıda saydığım pozitif özelliklere tav durumda. Ersun Yanal'ın sevdiği tarz oyuncular bunlar, Chedjou ilgisi de bundandır. 2.2 milyon avro yıllık ücret verebilirler mi bilmem ama bu dolaylarda rakamlara çıkabilirler, bu da Chedjou'nun ilgisini çeker. Son kontratı yüksek ihtimalle, sözleşmesi sezon sonu bitiyor ve Galatasaray'ın kovaladığı bir fesih var. İddialı da bir talibi yok, bu anlamda tercihi para olacaktır. Trabzonspor'a gider yani, bu transferi bekliyorum.

Galatasaray açısından olaya bakarsam, Chedjou'dan kaynaklı bir maddi beklentiniz olmasın. Sözleşme feshinde ödenecek ücretten kurtuluruz, ayrıca sezon sonuna kadar verilecek rakamdan. Bu da ffp kaynaklı bir rahatlama, olası transfer hamlesinde de iyi bir boşluk. 2.2 milyon avro gibi bir yıllık ücreti var Chedjou'nun, 1.1 milyon avro'yu düşeceksiniz maaş bütçesinden. Bu önemli bir şey.

Chedjou & Trabzonspor denildiğinde de Mehmet Ekici kaynaklı sorular geliyor. Chedjou / Mehmet Ekici takası gibisinden, bence olmayacak bir iş. Aradığımız 8 numara tam anlamıyla değil, hücum konusunda tamam ama savunma için bunu diyemem. Dripling özelliği var, iyi bitirici, yaşı uygun ama temposu tartışılır, hareketli olduğu söylenemez, savunmasını zaten konuşmayalım. 

Alternatif olarak tamam desek bile büyük paralar konuşuluyor artık, bu transferde Beşiktaş / Fenerbahçe çarpışmasını izlemek bence daha iyi. Öyle bir duruma geldi ki, alanın elinde kalacak. Bu duruma gelmiş Mehmet Ekici'yi de bu saatten sonra Galatasaray'da görmek istemem.

15 Ocak 2017 Pazar

Şu an lider stoperden de önemli bir ihtiyaç "8 numara"


Transfer gündemiyle alakalı geçtiğimiz günlerde de yazmıştım, görüyorum ki üzerini bir kere daha çizmek gerekecek. O yazıyı okumak isteyenler için öncelikle linki paylaşayım;


Garry Rodrigues'i o günlerde transfer etmiştik, sonrasında Ahmet Çalık açıklandı. 2 stoper hamlesi beklenen bir hamleydi, Podolski'nin durumuna göre de forveti konuşuyorduk. Transfer olayına girsek, gereken çok isim var ama Ocak ayında hamle şansınız hem kısıtlı, hem de çok fazla hamle yapmanın pek sağlıklı bir durum olduğunu düşünmüyorum.

Garry Rodrigues belki ilk açıklanan isim olmamalıydı ama bir kanat hamlesi gerekliymiş, özellikle de Bruma'nın olmadığı zamanlar anlamında. Stoper konusunu hep yazdık, Ahmet Çalık önemli bir parça ama lider stoper gerekliliği var. Arayış olduğunu düşünüyorum bu konuda, mutlaka bir transfer gelecek. Podolski'nin durumunu bilemiyorum, bana pek gidecek gibi görünmüyor. Kalması durumunda ise Ocak ayında gerçekleşecek bir forvet hamlesi lüks.

Üzerinde durduğum konu başka, Galatasaray'ın acil ihtiyacı 8 numarada. Galatasaray orta sahasının tempo sorunu var, Selçuk İnan'dan kaynaklı sorunlar var. Selçuk İnan'ın alternatifi yok, bu da takım adına büyük sorun. Konyaspor maçında kulübede Birhan Vatansever vardı, sayısal anlamda da orta sahada bir boşluk oldu. Tolga Ciğerci bu hafta idmanlara başlayacak deniyor ama ne durumda döneceğini bilemiyorum ki dönse bile Selçuk İnan'ın alternatifi o değil. Yine de bu Selçuk İnan'a bakınca Tolga Ciğerci oynar diyorum, De Jong'un yanında doğru profil olmamasına rağmen.

Elimizde iyi ve kaliteli bir hücum hattı oluştu. Podolski'nin dönüşü, Garry Rodrigues hamlesiyle birlikte 4-2-3-1 adına kaliteli bir hücum dörtlüsü var. Bunu tamamlamak gerekiyor ama, bu da orta sahanın yaratması gereken tempodan geçiyor. De Jong forma giymeye başladığı günden itibaren önemli bir fark yarattı, sertlik ve agresiflik kattı mesela, savunma direncini çok yükseltti. Şu görüntüde Selçuk İnan'ın rahatlaması ve hücumu daha çok düşünmesi gerekiyordu ama temposu çok yetersiz, ağır kalıyor. Alternatifi de olmayınca kendisi üzerinde yaratılan ısrarın ne ona ne de takıma faydası var.

O transfer edilmeli anlamında yazmıyorum, profili yansıtmak amacıyla yazıyorum bunu. Badou N'Diaye tarzında bir orta sahaya ihtiyacımız var. Dripling özelliği olan, topla dikine çıkacak, tempo yaratacak, oyunun her iki tarafında da etki edecek bir isim. Tolga Ciğerci benim için bir 6 numara, 8 için doğru profil değil. Tempolu, agresif, hücumda da sorumluluk almaya çalışan ama tekniği kısıtlı bir isim. Değerli alternatif, mevcut Selçuk İnan'a bakınca da o oynar diyebileceğim bir isim ama o pozisyon adına bir transfer şart diyorum, lider stoper hamlesinden daha da önemli hatta bu transfer.

Ama bahsi geçmiyor, beni endişelendiren nokta o. Stoper diyoruz, forvet diyoruz ama 8 numara bahsi geçmiyor, oysa şampiyonluk yolunda en kritik adım. Orta sahamız yeterli değil, 8 numaramız hiç iyi durumda değil, oyuncu profillerine baktığımda da dripling özelliği olan, dikine topla çıkacak tek isim yok. Umarım akıllara bu adım düşer, 8 numara aramaya başlarız ya da başlamışızdır. Lider stopere oranla şu an için çok daha mühim bir hamle..

Yeni takımında ancak bu kadar güzel bir başlangıç yapabilirsin


Ayağının tozuyla etki edenler diye bir liste bir ara yaparız, o listede de Garry Rodrigues kendisine yer bulmayı garantiledi. Uzun vadede neler olur bilemem ama ilk izlenimin oldukça başarılı olduğunu söylemek lazım. Bruma'ya odaklı bir Galatasaray'ı ligin ilk yarısında konuştuk durduk, şansımız şu ki Bruma'yı kaybetmedik, oynama istikrarını hiç kaçırmadı. Bruma'sız ilk maçtı Konyaspor deplasmanı ve ilk yarıdaki görüntü bu noktada şaşırtıcı değil. Garry Rodrigues'in varlığı biraz bu açıdan da önemli olacak, Bruma'nın boşluğunu doldurabileceğini gösterdi. 21 gündür bireysel idman yapmadığını söylüyordu, eksikleri var ama ayağının tozuyla etki yaratmayı başardı, futbolcuyum diye bağıran bir adam işte. Bruma da dönecek şimdi, hangisi sol tarafta oynar bilemem ama beni fazlasıyla heyecanlandıran bir durum, Bruma / Sneijder / Rodrigues / Podolski'li hücum hattı. Şöyle bitirelim, bir futbolcu yeni takımında ancak bu kadar güzel bir başlangıç yapabilirdi. Bazı ön yargılarım vardı, bir maçta göklere de çıkarmak istemem ama heyecanlandırdı, önemli bir ışık yandı. Bu da önemli bir olgu.

14 Ocak 2017 Cumartesi

Muslera'yı yaşayan biz şanslı kullar, Konyaspor 0-1 Galatasaray


Konyaspor / Karabükspor virajının şampiyonluk yolunda kader belirleyeceğini yazmıştım. Sonrasında Beşiktaş maçına kadar iyi bir fikstür var, bu şansı kullanmak adına virajı kazasız almak zorundayız. Konyaspor deplasmanıyla başladık, çok kritik bir galibiyet olduğunu düşünüyorum. Hem ligin 2. yarısına pozitif başlamak, hem de şampiyonluğa inanmak anlamında.

Transferlerin geç gelmiş olması, sakatlıklar ve cezalar derken elimizde o kadar iyi bir malzeme yoktu aslında. İlk 18'e bakıyoruz, Kerem Çalışkan, Berk İsmail Ünsal ve Podolski var. 3 forvet, orta sahanın yedeği Birhan Vatansever ve 2 gün önce imzayı atan Ahmet Çalık. Garry Rodrigues'i ekliyoruz bir de, o da (kendi açıklamasına göre) 21 gündür bireysel idman dahi yapmıyordu. Şu şartlar altında bu deplasmandan 3 puanı çıkarmak gerçekten kıymetli.

11'i okuduğumda ben başka bir şey bekliyordum, sahada beklediğimin dışında bir dizilim oldu. Josue sol taraftaydı, Sabri Sarıoğlu ise sağ açıkta. Ben Sneijder'i sol tarafta, Linnes'i sağ açıkta bekliyordum. Galatasaray'ın profili şu, kanatlarda içe kat eden isimlerle oynuyoruz ama bu tarz isimlerle başka bir düzen oluyor. Beklenti şuydu, kanatlardan daha çok orta ve Eren Derdiyok'u daha aktif kullanmak ama bunu yine uygulayamadık. Josue'nin hayal kırıklığı her geçen gün devam ediyor mesela.

Galatasaray savunarak, bekleyerek kazanamaz, bu bir gerçek. İlk yarıda beklemek durumunda kaldık, kanatlarda etki edemedik çünkü, varlık gösteremedik. Bu da rakip bekleri adına bir şans oldu, özellikle de Josue / Carole'nin tarafından Skubic birçok pozisyona girdi. Konyaspor'un kanatlara attığı her ters top etkili oldu. Ceza sahamıza atılan her top için de bu geçerli, sürekli pozisyona girdiler ve ilk yarıda şanslı taraftık. Finali iyi yapamadılar, bu anlamda devreye 0-0 girmek büyük şans. Bunların daha da ötesinde, Galatasaray mücadele etmiyordu.

2. yarıda sağlanan değişimin öncelikli anahtarı mücadelede, savaşmaya başladık. 2. anahtar ise Garry Rodrigues'in, o oyuna girdikten sonra heyecan yakaladık, hücumu hatırladık. Müthiş başladı, maçın seyrini değiştiren isimdi. Buna Sabri Sarıoğlu / Linnes kanadı da çok destek verdı, 2. yarıda görüntü bir anda değişmiş oldu. Galatasaray hücumu hatırladı, kanatları iyi kullanmaya başlayınca Konyaspor çıkamadı bu sefer, rakibi tutmayı başardık, pozisyonlar yakalayan taraf biz olduk. Eren Derdiyok / Podolski değişikliği daha erken gelmiş olsa fişi de çok daha önce çekmek mümkündü.

Galatasaray özelinde birçok sorun yazarım, özellikle de transfer kaynaklı. Ama öncelikli transfer ihtiyacı 8 numara, bunu daha önce de dile getirdim. Bruma, Sneijder, Garry Rodrigues, Podolski'li 4-2-3-1 hücumu ihtimali beni heyecanlandırıyor ama orta sahadan doğru desteği almak kaydıyla. Nigel De Jong bu maçta da işin defansif, agresiflik düzeyinde etki etti, müthiş oynadı ama Selçuk İnan'ın hücum yüzü olmasını beklerken, onun temposuzluğu ve hataları takımı çok yavaşlatıyor. Dripling özelliği olan, topla dikine çıkabilecek, daha tempolu bir isme ihtiyaç var. Stoper olmamalı öncelikli gündem, bir numaralı sıkıntı bu.

Bruma'ya bakan bir hücumumuz vardı, ilk yarıda Bruma'yı aradık ama Garry Rodrigues'le birlikte bu noktada iyi bir alternatif yaratıldı. İlk yarıdaki görüntü felaket ama ikinci yarıda doğru Galatasaray'ı bulmak adına bir ışık yandı. Podolski'nin işin içine girmesi önemli olacak, Garry Rodrigues'in de bu formunu sürdürebilmesi önemli olacaktır. Orta saha noktasına odaklanmak lazım, Tolga Ciğerci'nin ne durumda döneceği muamma çünkü.

Ahmet Çalık'ın tercihi 3 numara, formanın ağırlığı çok büyük


Bazı forma numaralarını özel kılan futbolcular var, Galatasaray söz konusu olduğunda da bu yönde aklıma 3 tane forma numarası gelir. 10 numara için Hagi deriz, 9 numara Hakan Şükür'ün ve 3 numara da Bülent Korkmaz'ın numarasıdır. Bu formaların ağırlığı büyük, taşımak çok zor. Bu isimlerin ardından da bazı dönemler haricinde altı doldurulamadı bu numaraların, Bülent Korkmaz'ın 3 numarası da belki başı çeker. Sezonlara bakmak istedim, bu numarayı kimler giymiş, neler olmuş gibisinden. 

2004 - 2005 sezonu sonunda Bülent Korkmaz futbolu bırakmıştı, ertesi sezonda belki de ona saygıdan bu numarayı kimse almadı. Hagi futbolu bıraktıktan sonraki sezonda 10 numarayı kimsenin giymemesi gibi. Bu aslında 2007 - 2008 sezonuna kadar devam etti, Uğur Uçar bu formayı ilk giyen isim, Bülent Korkmaz sonrası. Galatasaray altyapısından yetişen, büyük umutlar beklenen bir isimdi. Şanssız dönem geçirdi, Konya deplasmanı hala akıllarda. Bu formayı uzun yıllar taşıyabilirdi o da, yazık oldu.

Uğur Uçar sonrası ise 2010 - 2011 sezonunda Çağlar Birinci'ye geçiyor bu forma ve iki sezon boyunda 3 numarayı o taşıyor. Galatasaray'da 3 sezonu var Çağlar Birinci'nin, 3 sezonda 18 kez giymiş bu formayı ama 3 sezon bu takımda kalmayı başarmış. Enteresan bir kariyer, sol bek kıtlığı mı yoksa yabancı kontenjanı mı, bu tanımı siz yaparsınız.

2012 - 2013 sezonunda ise Çağlar Birinci'nin 33 numaraya geçtiğini görüyoruz, totem mi yaptı bilinmez. 3 numaranın ona iyi gelmediği kesin. Aslında bu numarayı alan herhangi bir isim yoktu ama Ujfalusi'nin şok sakatlığı sonrasında gelen Cris'e verildi 3 numara. Kariyer ve tecrübe anlamında kimsenin kuşkusunun olmadığı bir mecburiyet transferiydi, yarım sezon tutunabildi. Büyük bir hayal kırıklığı oldu, 3 numaranın altı yine boş kaldı.

2013 - 2014 sezonunda ise Melo'nun Sneijder'e yaptığı bir 10 numara jesti var, Melo da 3 numarayı giymeyi tercih etti. Melo bir stoper değil, orta saha. 10 numarayı giyiyordu mesela, sonrasında 3'e geçti derken pozisyonuna oranla alışık olmadığımız forma numaraları bunlar. 10 numara değildi ama o formanın altını doldurmuştu, 3 numaranın da doldurduğu gibi. Hatta arttırıyorum, Bülent Korkmaz sonrası bu formayı hakkıyla taşıyabilen tek isim.

Melo sonrası ise bugüne kadar geliyoruz, Ahmet Çalık'ın tercihi 3 numara oldu. Bu sezon 3 numarayı tercih eden bir isim olmadı, Ahmet Çalık'a nasip oldu diyelim. Dediğim gibi, bu formanın ağırlığı büyük ve Ahmet Çalık'ın sorumluluğu nasıl kaldırabileceğini zaman gösterecek. Umarım altından kalkar ve uzun yıllar katkı verir..

Maicon & Galatasaray, stoper için iddialı isimlerin konuşulmasını yadırgamıyorum


Bu stoper gündemi son güne kadar sürecek gibi, konuştuğumuz isimlerin maliyetlerine bakarak. Vitor Hugo diyorduk, 8 milyon avro'ların konuşulduğu. Ödeme planı tarafında anlaşma sağlanamadığı için gerçekleşmediği söyleniyor. Yüksek rakamlara çıkıyoruz ama ödeme planı sorunlu, peşin para yok diyelim aslında. Ama ısrarla iddialı isimlerin peşindeyiz, çünkü iddialı bir stoper gerekiyor. İsmi çıkan çoğu profilin de doğru olduğunu söylemek lazım, doğru yoldayız ama maliyet olayı nasıl çözülür bilemiyorum.

Ahmet Çalık iyi hamle mesela, gerekliydi. 2.5 milyon avro bonservis, 900 bin avro yıllık ücretin de Galatasaray şartlarında makul olduğunu söylemeliyim, öyle paralar ödedik ki. Ahmet Çalık geldi, stoper konusu çözüldü gibi bir durum ise söz konusu değil, bir tamamlayıcı Ahmet Çalık, kurtarıcı değil. Kurtarıcı diye baktığımız ismin profili ise "lider stoper". O olmadan da ayağa kalkmak zor görünüyor ve bu hamle için iddialı isimlerin konuşulmasını yadırgamıyorum.

Bir taraf Ahmet Çalık / Serdar Aziz rotasyonu ekseninde dönecek. Diğer taraf ise lider bir profil arıyor. Bu konuda bazı kriterler var, bunları paylaşmıştım. Lider olması, geriden oyunu iyi kurması, agresif olması, havadan da iyi olması gibi, mümkünse de sol stoper olması gibi. Bu profillerin hepsini bir arada toplayabilen Sergio Ramos oluyor, onun farkındayım ama bu özelliklerden biraz da olsa kendisinde barındıran bir isim arıyoruz. Vitor Hugo böyleydi, çok da istemiştim gelmesini ama olmadı gibi duruyor. 


Maicon da doğru hedef mesela. Maicon denildiğinde aklımıza yılların sağ beki gelebilir ama Maicon'lar bir tane değil, ben 3 tane tanıyorum mesela. Vitor Pareira'nın gözdelerinden biriydi, geçen sezon başında transferine de yaklaşmıştı Fenerbahçe ama başaramadılar. Porto'nun futbolcusuydu o zaman, şimdi Sao Paulo'ya geri döndü, sezon başında 6 milyon avro'ya aldılar. Burada da kendini buldu, eski günlerine dönüş anlamında yeniden ayağa kalktı diyebilirim. Şunu düşünüyorum, neden bıraksınlar ve nasıl alabiliriz? Bana sorarsanız Vitor Hugo'dan da zor bir transfer.

Tanıdığım kadarıyla yazayım, lider bir stoperdir. Liderliği bununla da sınırlı değil, takım içinde de lider, kaptan ruhlu isimlerden. Oyun içi özelliklerine bakarsak, sağ ayaklıdır, sol ayaklı bir stoper değil ama top tekniği yüksek olan, geriden oyunu gerçekten iyi kuran bir isim. Duran top kullanabilme özelliği de var mesela, havadan da oldukça etkili. Kesiciliği ortalama düzeyde diyebiliriz, en iyi noktalarından biri değil ama Galatasaray'da fark yaratabileceğini düşündüğüm bir stoper. 28 yaşında, uzun bir süre de Maicon'la yürümek mümkün.

Zor bir hedef, belki Vitor Hugo'ya göre daha da zor. Sao Paulo'da yeniden ayağa kalktı, eskiye dönüyor. Yeniden Avrupa'ya dönebilir ama o adres Türkiye mi olur o bir muamma. Daha da muamma olan neden bıraksınlar, sezon başında 6 milyon avro ödedikleri bir ismi. Şu da var, son zamanlarda ismini andığımız her stoper Brezilyalı diyebiliriz, fazlasıyla Brezilya'ya odaklandık.

13 Ocak 2017 Cuma

Fikstür zorlu başlıyor, Konyaspor / Karabükspor virajı kaderimizi belirleyecek

Fikstür zorlu başlıyor ve Konyaspor / Karabükspor deplasmanları da lige nasıl devam edeceğimizle alakalı çok önemli karşılaşmalar. Oynanan futbol ve yaşanan sorunlara baktığımızda ligin ilk yarısı çok da kötü geçmedi aslında, daha kötüsü olabilirdi. Liderin 3 puan gerisindeyiz ve yarışın içerisinde olduğumuz sürece şansımız var. 

Galatasaray'ın bir karakter refleksi vardır, bu tip anlarda ortaya çıkan. Oynanan futbol, teknik direktör veya futbolcular durumu, yaşanan sorunlar (eskiden yaşanan maddi durumlar gibi) gibi etmenlerden bağımsız ortaya çıkan bir refleks bu, yarışın içerisindeysek her zaman şansımız var. 

Kupa finallerinin karakteri de böyle, şampiyonluk yarışlarının da. Yeter ki yarışta kalalım, yoksa ben de ne oynanan futboldan memnunum, ne de Riekerink'e güveniyorum. Yarışta kalmanın yolu da bu 2 zor deplasmandan geçiyor, kayıpsız atlatmak zorundayız.

Garry Rodrigues ve Ahmet Çalık şu ana kadar açıklanan 2 transfer ama bu isimleri Konyaspor deplasmanında kullanabileceğimizi düşünmüyorum. Garry Rodrigues kendisi açıkladı, 21 gündür bireysel olarak bile çalışmamış, elbette eksiği büyük. Ahmet Çalık hazır olabilir ama bugün İstanbul'a geldi, 2 günde forma giymesi zor. İlk 18'de bu isimleri izleyebiliriz ama oynamaları zor. Bruma, Yasin Öztekin gibi isimlerin cezası, gözden çıkan Chedjou, sakat Serdar Aziz derken kanat ve stoper noktasında eksikler var. Bu da Konyaspor deplasmanında bizleri fazlasıyla zorlayacak.

Podolski'nin dönüşü tek iyi şey gibi görünüyor, gol noktasında ihtiyaç olacak. Forvette Podolski'nin oynamasıyla farklı tarz, Eren Derdiyok'un oynamasıyla daha farklı tarzda oynuyoruz. Ama bu maçta Podolski'yi kanatlarda izlemek durumundayız, bu da onun verimiyle alakalı sorun demek. Sinan Gümüş de döndü ama hazır değil derken kanat noktasında gerçekten sorun var.

Arabistan'da oynanan maçta Josue sağ tarafta yapamadı, oysa ilk tercih oydu. Bu durumda Linnes'i sağ kanatta izleme ihtimalimiz yükseldi, Sağ tarafta yapabilir, hatta kendisi açısından en iyi pozisyon. Solda Podolski oynayacak bu durumda, kenarda ise Garry Rodrigues ve Sinan Gümüş gibi 2 hazır olmayan ismi bekletmek durumundayız.

Stoper konusu ise en büyük sorun. Ahmet Çalık'la bir hamle geldi, bir de yabancı stoper alınacaktır ama Hakan Balta & Semih Kaya ikilisine mecburuz ve Galatasaray'ın da en sıkıntılı tarafı bu olacak. Yine Arabistan'da oynanan maçta hiç iyi görüntü vermediler ve zaten kötü performansları üzerine bu transfer harekatı var. Görüntü şu, yine geç kaldık, bu maç öncesinde bu harekatın bitmesi gerekirdi. Telafisi olmayan maçlar çünkü, ligin 2. yarısına giriyoruz ama bu maça yetiştiremedik işte.

Muslera
Sabri Semih Balta Carole
Jong Selçuk
Linnes Sneijder Podolski
Derdiyok

Benim beklentim bu, fazla da bir alternatif yok zaten. Karabükspor deplasmanında Bruma ve Yasin Öztekin de dönecek, Tolga Ciğerci'nin de ihtimali var, en azından 2 transferi de oynatabileceğiz. Konyaspor deplasmanı zor olacak, karşımızda taktik disiplini yüksek, dirençli bir takım var. Avrupa Kupası bitti, bu anlamda biraz daha nefes alacaklar. 

12 Ocak 2017 Perşembe

Ahmet Çalık Galatasaray'da


Stoper gündemi bu sezonun vazgeçilmezi ve transfer dönemi açıldığında da ilk konuşulan isim Ahmet Çalık oldu. İrfan Can Kahveci'nin 1.7 milyon avro'ya Başakşehir'e gitmesi bazı dengeleri değiştirmiş gibi göründü ama o transfer için başka etmenler vardı, dolayısıyla da Ahmet Çalık transferi ilk etapta o 1.7 milyon avro üzerinden değerlendirildi ama iş öyle olmadı. 

4 milyon avro'yla kapıyı açtılar, 2.5 milyon avro'ya iş bitti. Bir noktada hak vermek lazım, geçen sezon bu hamleyi yapmaya kalksak ve kapı 4 milyon'dan açılsa biz o parayı öderdik ama beklemeyi tercih ettik bu sefer, masadan kalkmasını bildik ve 2.5 milyon avro'ya bu transfer bitti. Hayırlısı olsun diyelim, beklediğim ve istediğim de bir isimdi. 

Kafamda şöyle bir şey var, Serdar Aziz / Ahmet Çalık rotasyonunun yanında bir lider karakter. O lider karakterin bu iki ismi de yukarı taşıyacağını düşünüyorum, Ujfalusi diyoruz da gerçekten böyle bir isme ihtiyaç var. Yıllardır bulamadık, artık bulmak zorundayız. Ahmet Çalık geldi, tek başına tüm savunmayı yukarı çekti gibi bir durum söz konusu olamaz. 22 yaşında, potansiyelli, bu yaşta kaptanlığa kadar yükselmiş, 2-3 yıldır neredeyse her maçta 11 oynayan, yaşına göre tecrübesi yüksek bir Milli stoper. Semih Kaya'ya da böylelikle yol iyiden iyiye görünüyor.

Ahmet Çalık'la alakalı daha önce biraz daha detaylı yazmıştım, isteyenler ona da bakabilir;

Garry Rodrigues, Sneijder'in kanatları altında


Garry Rodrigues'in neler yapacağını zaman gösterecek. Yetenekli bir isim ama 26 yaşına gelmesine rağmen kariyerinde en iyi kulüp Galatasaray olacak. Bonservis geçmişine baktığımızda da 3.5 milyon avro'luk bonservisin hatırı sayılır bir yeri olacak elbette. Umarım iyi bir iş çıkarır ve maddi boyutları konuşmayız, yanılanlar bizler oluruz. Keyifli bir futbolcu ama, orası kesin. Garry Rodrigues'in geleceğini biraz da takım oyununa sağlayacağı uyum belirleyecek, Galatasaray'a gelmek için çok istekliydi ve sahne onun. Cape Verde'li ama Hollanda doğumlu, haliyle de Sneijder & Nigel De Jong gibi isimlerin yanında görmek sürpriz olmayacaktı diye düşünüyordum ve ilk kare geldi. Sneijder'in varlığı bu açıdan önemli, biraz da bu yüzden vazgeçemiyorum. Bana sorarsanız takımın gerçek lideri, bu tarz isimlerin de sağlayacağı uyum noktasında çabalıyor, uğraş veriyor. Garry Rodrigues'i de kanatları altına almış, Rodrigues de Sneijder'le birlikte oynamanın öneminden bahsediyordu. Merakla bekliyorum performansını, umutlanmak ve yanılmak istiyorum..

11 Ocak 2017 Çarşamba

Seyreyle maziyi #20; Ali Sami Yen'le sonsuza kadar


11 Ocak 2011, Ali Sami Yen'e veda. Şu an Galatasaray'a dair özlediğim en çok şey belki de, Ali Sami Yen ruhunu arıyoruz, maalesef o gün Galatasaray kalbini kaybetti. Ne büyük hatıralar geride kaldı, düşünsenize, efsane işlere imza attık. Asla unutulmayacak, belki o ruha bir daha erişemeyeceğiz ama hatıralar, yaşanmışlıklar her zaman aklımızda.

6 yıl olmuş, dile kolay. Oysa dün gibi, zaman gerçekten çok hızlı akıyor. Herkes kendince hatıralarını yazıyor, benim İstanbul'la alakalı bir anım yok maalesef. Orada olmak, anı yaşamak elbette isterdim ama o ruhu uzaklarda hisseden ve yaşayanlardanım ben. Gitmemiş, görememiş olabilirim ama Ali Sami Yen bizim Ali Sami Yen'imiz.

Son maçı hatırlayalım dedim, Beypazarı Şekerspor karşılaşması. Galatasaray adına yaşanan en kötü sezonlardan biriydi, 2010 - 2011 sezonu. Rijkaard'la başladık, Hagi'yle devam ettik ve Bülent Ünder'le tamamladık. Özel bir sezon olması gerekiyordu ama başarı anlamında bunu altını dolduramadık. Ali Sami Yen'e veda, TT Arena'ya merhaba sezonuydu ama hedef yaratamadık maalesef, bitse de gitsek denilen bir dönem. Hikaye sonrasında yazıldı tabii, hanedanlığın yeniden doğuşuna ertesi sezon şahit olduk.

Beypazarı Şekerspor maçına dönersek, Türkiye Kupası 3. kademe grubu maçıydı. Denk geldi işte ya da bu hesaplandı diyelim. Ali Sami Yen'de oynanan son lig maçını kaybetmiştik Gençlerbirliği karşısında. Böyle veda edemezdik, kazanarak bitirmek zorundaydık ama Şekerspor karşısında öyle zor anlara düştük ki.

Kadroya bakar mısınız, bu kadroyla rakip kim olursa olsun zorlanmamak elde değil zaten;

Aykut
S.Kurtuluş G.Zan Servet Insua
H.Balta Barış Ayhan
Aydın Pino Arda

Orta sahaya bakıyorum da, Hakan Balta'yı orada kullanıyoruz. Bu da zaten özetliyor durumu, o dönem gerçekten kötü bir kadromuz vardı. Culio'yu 30, Kazım Kazım'ı 46. dakikada oyuna almak durumunda kalmışız mesela, 1-0 geride başlamıştık ve zor durumlara düşüyorduk. Taa ki 72. dakikada Servet Çetin'in rövaşata golüne kadar.

Epik bir gündü, ayağa kalkmamız zor oldu ama bir şekilde iyi bitirdik. Servet Çetin'in bu tarz epik golleri hep vardır, bu maçta attığı da öyle bir şeydi. 82. dakikada ise Arda Turan durumu 2-1'e getirdi ve hepimizde maç böyle bitsin isteği doğdu bir anda, son golü Arda Turan'ın atmasını istiyorduk. Hesabı Kazım Kazım bozdu ve 90'da 3-1'e taşıdı maçı, bir anlamda da Galatasaray'ın tarihine geçti. Servet Çetin de mesela TT Arena'da Galatasaray'ın ilk golünü atan isim, bunlar unutulmaz.

Tam anlamıyla anlayamadık tabii olanları, güzel bir veda edemedik, TT Arena'ya da aynı şekilde iyi bir merhabamız olmadı. Kötü bir sezondu, daha iyi bir veda olabilirdi. Çok önemli hatıralar kaldı arkada, büyük zaferler yaşadık, Ali Sami Yen'in ruhunu unutmak mümkün olmayacak. Bugün yok o, maalesef o ruhu koklayamıyoruz, arkamızda hissedemiyoruz. Yeniden yakalamak imkansız ama umarım biraz olsun yaklaşabiliriz diyelim. Ali Sami Yen'le sonsuza kadar..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger