1 Eylül 2014 Pazartesi

Prandelli'nin Galatasaray'ı

 
Galatasaray adına yoğun geçen bir transfer dönemiydi. Olcan Adın, Sinan Gümüş, Yasin Öztekin, Sinan Bolat transferleri, Dany, Amrabat ve Ontivero gibi isimlerin takımdan ayrılması, Galatasaray neden yabancı futbolcu almıyor sorularının ardından gelen Pandev, Dzemaili hamlesi ve 2014 yılının Galatasaray adına büyük aşkı olan Tarık Çamdal transferiyle bir transfer dönemini daha geride bırakıyoruz, tüm camia adına hayırlı olsun.

Prandelli 3 transfer istiyordu ve bu isteğe cevap verildi. En azından yabancı futbolcu seçimi anlamında makul bir hoca, kariyerinde de az paraya büyük işler başarabildiğini görüyoruz. Pandev ve Dzemaili transferlerini sadece 2 milyon 350 bin avro'ya bitirebilmek büyük olay. Hem Prandelli'nin isteği geri çevrilmedi, hem de Galatasaray açısından ekonomik hamle yapıldı.

Yerli transferi için aynı şeyi söyleyemiyoruz belki, 4 milyon 750 bin avro büyük rakam ama bu Galatasaray'ın veya Eskişehirspor'un ayıbı değil. 5+3 bunu emrediyor, bu emir doğrultusunda da yerli hamleleri yapılıyor. 

 
Galatasaray'ın sağ bek tercihlerini eleştirebilirsiniz tabii. Neden Salih Dursun alındı mesela, o paralar verildi. Sabri Sarıoğlu'dan neden vazgeçildi, Eboue hiç akla getirilmedi ya da Veysel Sarı yetersiz mi? En önemlisi de 1 milyon avro verip alabileceğin Tarık Çamdal'ı neden birkaç ay sonra 4.750 bin avro'ya almak zorunda kaldın.

Sağ bek üzerinden yürüdük ama Tarık Çamdal'ın sol bek oynayacağını düşünüyorum, tekrar etmek istedim. Dede'nin sakatlığının ardından çıkışını sol bekte yapmış bir isim, şimdilerde sağ bek oynuyor, daha da verimli ama kadro yapısı sanki sol bek çağrışımı yapıyor. Bunun da kararını Prandelli verecektir.

Dzemaili 6, Pandev 19, Tarık Çamdal ise 77 numarayı giyecek. 19 numara Pandev için özdeş bir numara olabilir ama aklıma Kewell gelir, Kewell'a olan sevgimi de beni takip edenler yakından bilir. İnşallah o düzeyde bir performans gelir, ben umutluyum. 

 
Bu hamlelerin gölgesinde kaldı belki de ama Berk İsmail Ünsal'ın da Antalyaspor'a kiralandığını söyleyelim. Umutlu olduğum gençlerden biri. Mancini ona sık şans veriyordu, Kasımpaşa maçında Umut Bulut pası verse, atacağı o golle belki farklı bir özgüvene bürünecekti ama bir sezon düzenli olarak oynayabilmesi gerekiyordu. Gerçi Gökhan Karadeniz transferi de geldi, düzenli forma şansı da bu anlamda sıkıntı, daha çok alternatif futbolcu gözüyle bakacaklar ama Berk İsmail Ünsal'dan ümitliyim. Bu sezon özel olarak takip edeceğim.

Umut Gündoğan'ı da çok konuştuk, Eskişehirspor'a gitmemek için elinden geleni yaptı ve gitmedi. Çoğu taraftarın sevdiği bir futbolcu, dikine futboluna herkes hayran ama şu sorulmalı. Mancini de kendisine çok şans vermedi, Prandelli de vermiyor. Furkan Özçal şu an onun önünde, Dzemaili de geldi derken daha bu işin Yekta Kurtuluş, dönerse Hamit Altıntop gibi ayakları da var. Rotasyon kalabalık ve Umut Gündoğan'ın şansı yok denecek kadar az. Umarım çalışır, kendisini iyi bir seviyeye getirir yoksa bugün ayrılmadığı Galatasaray'dan birkaç ay sonra mutlaka ayrılacaktır.

Genel manada doğru bir kadro mühendisliği kuruldu. Alternatifli bir kadro var, kaliteli alternatifler mevcut. Prandelli'nin elinde 21-22 tane şans verdiğinde mutlaka katkı sağlayacağı isimler mevcut. Umarım şans yanımızda olur, bu sezon tüm hedeflere ulaşabiliriz..

Kagawa & Nuri Şahin'in Kârı = 11.65m €


Nuri Şahin ve Kagawa'nın gittikleri takımlarda beklenileni veremediler. Dortmund cephesi bunu tahmin ediyor muydu bilmiyorum ama işin kar - kazanç tablosuna baktığımızda da mükemmel bir iş çıkardıklarını görüyoruz.

Nuri Şahin altyapılarından yetişen bir isim ve Dortmund formasıyla parladıktan sonra Real Madrid'e gitti, Liverpool'da kiralık oynadı ve dönüp dolaşacağı yer yine Dortmund oldu. Bugüne baktığımızda form anlamında düşen Nuri Şahin yine yükseliyor.

Kagawa'yı da 350 bin avro gibi bir rakama aldılar, 16 milyon avro'ya sattılar. Manchester United'in en karmaşa zamanına denk geldiğindendir belki o da istenilen seviyeye gelemedi ve bugün Dortmund'a 10 milyon avro karşılığında geri döndü.

2-3 sezon içerisinde bu futbolcular geri döndü, 11 milyon 650 bin avro gibi bir rakam da Dortmund'un kazancı oldu. Üstelik hem eski evlatları takıma döndürdüler, hem de güçlerine güç kattılar. Dortmund'un bu isimler adına kapılarının sürekli açık olması da önemli.

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde rakibi olmaları açısından önemliler, daha sık takip ediyoruz. Kagawa ile güçlenmeleri bizim açımızdan iyi haber değil..

Sammer & Xabi Alonso


Sammer çocukluk kahramanlarımdan biri, Xabi Alonso ise 20'li yaşlarımın...

Şampiyonlar Ligi; Arsenal & Borussia Dortmund

Şampiyonlar Ligi analizlerine de yavaştan başlamak istedim ve önceliği Arsenal ile Dortmund'a verdik. Sağolsunlar, sevgili İsmail Bekar Arsenal'i, Okan Danışman ise Dortmund'u yazdı. Anderlecht'i yabana atttığımı düşünmeyin, aksine ne yapacağını kestiremediğim yegane takım. O analizi de ilerleyen günlerde paylaşırız..


Arsenal - İsmail Bekar

Arsenal son 17 sezondur Şampiyonlar ligine katılan ve düzenli olarak bu gruplardan çıkan bir takım. Son 14 sezondur gruplardan bir üst tura çıkmayı başardılar ve 4 kez çeyrek, 1 kez yarı final ve 1 kez de final oynadılar. Üstelik son 5 sezonda üste üste 2 kez Barcelona, 2 kez ise Bayern Münih'le eşleştiler. Zaten bu takımlar Arsenal'ı geçtikten sonra birer kez kupayı aldı. Arsenal önüne çok büyük bir engel çıkmadıkça üst turlara çıkabilen ve Şampiyonlar Ligi kültürü olan bir takım. Galatasaray olarak hep avrupa kültürümüzün olduğundan bahsederiz, işte emin olun Arsenal'ın da çok iyi bir avrupa kültürü var. Zaten son 5 sezonu çıkardığımızda geri kalan 9 sezonun altısında en az çeyrek final gelmiş.

Sezonun başlangıcında alınan Manchester City galibiyeti ile geçen sezon ki FA Cup başarısından sonra gelen ikinci bir kupa onlar adına özgüven tazeledi. Her ne kadar ligde oynanan karşılaşmalarda ve Beşiktaş maçlarında gösterilen performans tatmin edici olmasa da aslında Arsenal adına istenen şey alındı denilebilir. Sezonun ilk haftasında son dakikada alınan bir galibiyet, ligin zor deplasmanlarından olan Everton'a karşı rezil bir performansa rağmen 6 dakikada atılan 2 golle alınan 1 puan Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları arasında gayet iyi sonuçlar sayılabilir. Kötü oynanan maçlardan puan almak Arsenal'ın DNA'sında olan bir özellik değil fakat özellikle son 2 sezondur bunu yapıyorlar. 

Şu an Arsenal'da olması beklenen şeyler Sanchez'in takıma adapte olması, Mesut'un form tutması, Mertesacker-Koscielny ikilisinin -bu ikili belki de geçen sezon Premier ligin en iyi defans ikilisinden bir tanesiydi- tekrar birbirini tamamlamaya başlaması. Bunların üstüne geçen sezonki performansına devam edecekmiş gibi bir görüntü çizen Ramsey'i eklediğimizde inanılmaz tehlikeli bir takım oluyorlar. Tek tek isimlerden bahsetmeye devam edersem uzun sürecek ama her an patlama tehlikesi olan diğer isimleri de eklemek lazım. Wilshere, Chamberlain ve Cazorla. Cazorla gününde olduğu zaman tüm maçı alıp götürebilecek bir isim. Chamberlain özellikle oyuna sonradan dahil olduğunda rakibin dengesini tamamen bozabiliyor. Wilshere ise son Beşiktaş maçında oyuna ağırlığını koyduğunda gol de dahil olmak üzere Arsenal'ın en etkili ataklarını organize etmişti.

Hep güçlü yanlarından bahsettim biraz da eksiklikler üzerinde duralım. Arsenal'ın en zayıf yanları duran toplar ve bireysel savunma hataları denilebilir. Duran toplardan Galatasaray adına pek bir şey beklemek anlamsız olabilir. Bireysel hata sayısının çok fazla olması savunmanın neredeyse yeni sayılabilir olması etkili olabilir ama bu yine de Arsenal'ın DNA'sında var denilebilir. Koscielny ve Mertesacker ikilisi göbeği sağlamlaştıracaktır. Sağda Debuchy ise Sagna'nın yokluğunu aratmıyor hatta zaman zaman fazlasını bile katıyor. Şu anlık tek sıkıntı Gibbs'in yokluğunda görev alan Monreal. Gibbs'in sakatlığı Galatasaray maçına kadar düzelir ama Gibbs bu, yeniden sakatlanabilir. Eğer o maçlarda Monreal oynarsa tartışmasız bir şekilde takımın en zayıf yanı o olacaktır. Yeni gelen Chambers bile beklenenden çok fazlasını verdi. 

Toparlayacak olursak Arsenal çok hızlı oynayabilen, rakibi paslarla boğabilen, kaybettiğiniz topları siz daha "aa top kaybettik derken" gole çevirebilecek bir takım ama şu an yeni transferler, sakatlıklar, dünya kupasından geç dönen futbolculardan dolayı bir dağınıklık içinde. Kısa zaman içerisinde toplayacaklarını düşünüyorum çünkü sezon başlangıcı genelde onlar için güzel geçiyor ama sonlara doğru sallantılı hale gelmeye başlıyorlar. İlk maçın deplasman, ikinci maçın grubun son karşılaşması olması gayet güzel. Çünkü deplasmanda galibiyet almak olası ama imkansız değil. İkinci maçın son sırada yer almasının güzelliği ise eğer Arsenal gruplardan çıkmayı garantilerse son maçlarda pek zorlamıyor. 

Son olarak eklemek istediğim şey Arsenal'ın asla ve asla hafife alınmayıp, 2000 UEFA kupası fotoğraflarını gönderip, Emirates kupası gibi Şampiyonlar ligi kalitesinden uzak bir başarıya inanıp biz bunlardan 4-6 puan alırız gibi ulaşması zor hayallere girmemektir. Geçen sezon Real Madrid duvarına çarpana kadar müthiş bir şekilde ilerleyen Bayern Münih'e kendi evlerinde 3-1 kaybetmelerine rağmen deplasmanda 2-0 kazanacak kadar güçlü bir takımdılar. Evet elendiler ama Bayern'i kendi evinde yenerek ne kadar yırtıcı bir güce sahip olabileceklerini gösterdiler. Benim gönlümden geçen Galatasaray ile Arsenal'ın elele gruptan çıkmasıdır. Umarım öyle olur.


Borussia Dortmund - Okan Danışman

Borussia Dortmund, sezona geçen seneden kalan sakatlık krizi ile girdi. Güncel olarak Kuba, Nuri Şahin, Kirch, Schmelzer ve İlkay Gündoğan'ın sakatlıkları var. Geçen seneki kadrosundan Lewandowski, Schieber, Friedrich'i kaybeden BVB, Ducksch'uda Paderborn'a kiraladı. Tartışmasız en büyük kayıp olan Lewandowski'nin yerini Seri A gol kralı Immobile, Bundesliga'nın golcü isimlerinen Ramos ve genç yetenek Ji ile kapatmaya çalışan BVB şimdilik bu oyuncuların sisteme uyması ile uğraşıyor. Benim düşünceme göre Immobile'nin uyum süreci biraz zaman alacak fakat bu süreçte Ramos ile takımda hücum sorunu olmayacak. Bu senenin en önemli transferlerinden biride Ginter, genç oyuncu yeni Hummels olarak biliniyor. Ayaklarına çok hakim olan oyuncu defansif özellikleri ile de fazlasıyla güven veriyor. 


Anderlecht, Arsenal ve Galatasaray'lı grup BVB açısından çok kötü bir kura değil, 1. torbadan Arsenal istenilen takımlardan biriydi ve geldi. Geçen sene onlar ile oynayıp iki maçtada güzel oyunlar çıkarmıştık. Galatasaray Avrupa geleneği olan bir takım fakat BVB futbolunun Galatasaraya çok ters geleceğine inanıyorum. Özellikle karşı pres ve hızlı hücum iki maçtada Dortmund'da avantaj sağlayacaktır. Anderlecht bu grupta en az tanıdığım takım, fakat BVB hedefi olan liderliğe ulaşmak istiyor ise Anderlecht'e takılmamak zorunda. 

Grupta dengeleri bana göre şuan formsuz gözüken 3 takımın maç takvimi yaklaştığında formlarını çıkarabildiği seviyeler belirleyecek.. 

Tarık Çamdal, Blerim Dzemaili, Goran Pandev Galatasaray'da

Transfer için son günü bekliyorum, son gün fiyatlar daha uygun demişti Ünal Aysal, dediğini de uyguladı. Bu fiyat beklentisini de yerli piyasası için söylediğini düşünmüyorum. Tarık Çamdal için ödenen 4.5 milyon avro'luk bonservise baktığımızda durum ortaya çıkıyor ama Dzemaili ve Pandev ikilisinin 2 milyon 350 bin avro gibi bir rakama transfer olduğunu görünce de Ünal Aysal'ın doğru bir adım attığını düşünüyorum.

Şunu yazarak başlayalım, Tarık Çamdal'ın 4.5 milyon avro olup, Dzemaili ve Pandev ikilisinin bu maliyette olması ne Galatasaray'ın ayıbı ne de Eskişehirspor'un. Ülkemizin futbol şartlarını görebilmek adına bir güzel örnek daha.


Tarık Çamdal adına korkum, Amrabat vari bir inat transferine doğru yol alıyordu bu transfer. Geçtiğimiz sezonun ortasında 1 milyon avro vermeyip almadığımız bu ismi almak adına Mayıs ayından beri uğraşıyoruz. İş inat noktasına doğru da gidiyordu, gereksiz uzayan ve maliyet itibariyle de beklenti yükselten bir transfer oldu ama Tarık Çamdal transferi tüm bu şartlara rağmen olmazsa olmaz bir adımdı.

Galatasaray'ın bek rotasyonu ortada. Eboue, Sabri Sarıoğlu gibi isimler düşünülmüyor, Salih Dursun'u da yolladı Galatasaray ve sağ bek anlamında tek isim Veysel Sarı. Hamit Altıntop'u da orası için düşünebilirsiniz ama temposu bek oynamayı kaldırmıyor. Bu anlamda Tarık Çamdal sağ bek adına bir alternatif. 

Ben, Tarık Çamdal'ın sol bek oynayacağını düşünüyorum. 5+3'ün emrettiği bazı durumlar var. Hücumda yabancı kullanmanın yolu Telles'i kesmekten geçiyordu ve form itibariyle de kesilmesi gereken ilk yabancıydı ama alternatifsiz olması bunu engelliyordu. Bursaspor maçında o bölgede Hakan Balta'yı izledik, iyi de oynadı ama uzun vadeli baktığımda Tarık Çamdal'ı Galatasaray formasıyla sol bekte izleriz. 

Onu değerli kılan da her iki bekte oynayabilmesi. Onun adına tüm eleştiriler 0 gol 0 asist noktasında birleşiyor ama yetenek ve potansiyel anlamında da Tarık Çamdal'dan daha iyi alınabilecek başka bir yerli yok. Üstelik hem sağı hem de solu alternatif altına almak adına. Çok tempolu, seri bir isim. Bu anlamda Galatasaray'a ilaç olacaktır.

Ayrıca sağ bek arayan Beşiktaş ve Trabzonspor'a kaptırmamakta önemliydi. Olcan Adın transferinde oldupu gibi bu mesajı da verdi Galatasaray.


Prandelli'nin 4-2-3-1'den vazgeçip, Mancini'nin 4-3-3'üne geçtiğini Fenerbahçe maçı sonrasında gördük. Mancini'nin bu düzeni Galatasaray adına doğru bir düzendi ama Prandelli'nin farkı bu sistemi doğru oyuncularla oynamak olacak. Mancini'nin isteyip aldıramadığı oyuncuları gördük, sezon sonunda da bunları konuşmuştuk. Yönetim bu sefer Prandelli'nin raporu doğrultusunda ilerliyor ve bu da çok olumlu bir durum.

Bu 4-3-3 içerisinde de ihtiyaç olan iyi bir orta sahaydı. Selçuk İnan ve Melo sezona iyi giremedi. Sneijder'i de daha çok ileri üçlünün sol tarafında kullanmak istiyor ve orta sahada pas, mücadele kalitesini yükseltmek gerekiyordu. Yekta Kurtuluş bu anlamda Mancini'nin prenslerinden biriydi, dün Prandelli de onu kullandı ama orta sahada kaliteyi yükseltmek adına Dzemaili iyi bir hamle oldu.


Ayrıca orta sahada dikine oynayan bir futbolcuya da ihtiyaç vardı. Dzemaili dikine oynamayı seven bir isim. Box to box dedikleri futbolculardan, oyunun her iki tarafında da var olan bir futbolcu. Şut özelliği de onun ekstrası ve Selçuk İnan'ı hücum anlamında rahatlatacak isim olacaktır. Bir anlamda, Hamit Altıntop'tan beklediğin ama sakatlıklar yüzünden alamayacağın faydayı Dzemaili'den alman mümkün. 

Şunu da ek geçeyim, Dzemaili hamlesinin ardından aldığı yıllık ücret itibariyle de Hamit Altıntop bu takım içerisinde lüks kalmaya başladı. Rotasyon çok derinleşti ve bizler kadroyu kurarken Hamit Altıntop'u unutuyoruz, bu da onun geldiği noktayı gösteren en büyük işaret.

Galatasaray'ın bir forvete ihtiyacı vardı ama bu konuda vereceği karar önemliydi. Burak Yılmaz'ın yanına pivot özellikli, top tutmasını bilen, onu tamamlayacak bir isim mi alınacaktı yoksa 4-3-3 adına iyi bir kanat forvet mi? 

Kewell'dan bu yana 10 gol barajını zorlayabilen herhangi bir kanat oyuncumuz olmadı. Fenerbahçe'ye baktığımda Sow ve Kuyt bu konuda en büyük silahları. Beşiktaş'ta da Olcay Şahan'ın bu işi yaptığını görüyoruz ama Galatasaray bunu çıkaramadı. Bu açıdan baktığımda Olcan Adın iyi hamleydi ama Pandev tam bu işin adamı.

Maalesef medyanın yarattığı beklenti bugün taraftarı karamsarlığa düşüren nokta. Oysa Ünal Aysal kendisi söyledi, bu sezon çilek transferi imkansız diye. Ama öyle isimler konuşuldu ki, Pandev ve Dzemaili denildiğinde insanların kafasında soru işaretleri oluşabiliyor. Kimsenin o an finansal fair-play'i düşündüğünü sanmıyorum. Yerli futbolcuların transferi için atımlık kurşunlar kullanılıyor, bu yüzden de yabancı hamlesi adına lüks paraları harcamak imkansız.




Pandev'e dönersek, rotasyona takılacaktır, önce bunu söyleyelim. 5+3 onu imkanlı kılmayabilir ama Galatasaray'ın her an 11 başlayabilecek 18 tane futbolcusu var, rotasyon son zamanlarda olmadığı kadar kaliteli ve derin. Pandev de sol kanatta Galatasaray'ın aradığı gol yükünü sırtlayabilecek isimlerden. Sneijder'i ortaya çekip, Dzemaili yerine Pandev'i 11'de izleyebiliriz ve bunun gibi birkaç varyasyon daha uygulamak mümkün. Bu da kadro kalitesinin derinliğini ortaya çıkarıyor ve Tarık Çamdal transferiyle de 5+3 için daha da sağlam kurgulanan bir Galatasaray oluştu.

Sneijder'in dilinden anlayacak isimler bunlar, saha içerisinde aklı yükseltecek isimler. Fiyat itibariyle de Galatasaray'ın son yıllarda alışık olmadığı bir hamle oldu, Pandev ve Dzemaili hamleleri çok akılcı oldu. Transferin son gününü de düşününce daha iyisini yapmak zor. Pato kumarına girip, 10 küsür milyon avro'ları gözden çıkarmak yerine Pandev'le sezonu kurtarmak adına oynamak burun kıvrılacak bir durum değil.

31 Ağustos 2014 Pazar

Lucas Ontivero Gaziantepspor'da, Kimsenin Bilmediği Adam


Ontivero'nun İtalya'da bir takıma kiralık gitmesini bekliyorduk ama bence en güzeli oldu ve Gaziantepspor'a kiralandı. Türkiye sınırları içerisinde kalmasını, ülke şartlarına sağlaması gereken uyum açısından değerli görüyorum. Ayrıca gittiği takımın başında Okan Buruk gibi bir isim var ve Ontivero'ya da gerekli şansı mutlaka verecektir. Geçtiğimiz sezon Bruma konusunda yaşanan olumlu ilişkiler, Ontivero'yu da onca talibin arasından Gaziantepspor'a taşımış oldu.

Ontivero için ise bir yorum yapamıyorum, hala kapalı kutu bir futbolcu. Elimizde iki tane dayanak var, birincisi Mancini'nin futbolcu üzerinde çok durması. İkincisi ise Tokatspor deplasmanı, bunun dışında Ontivero adına bir yorum yapmak, biz Galatasaraylılar açısından bile mümkün değil. Bizler de Ontivero'nun potansiyelini Gaziantepspor'da izleyeceğiz ve gözümüzün önünde olması da Ontivero için fikir yürütebilmemiz açısından değerli.

Bursaspor 0-2 Galatasaray, Sabır Haftaları

 
Hazır olmayan, sezon öncesinde fazlasıyla eleştirilmiş iki takımın maçını izledik. Bu görüntü içerisinde de farkı kalite yarattı. Oyunun kırılma anlarına baktığımızda, Muslera'nın ismi var. Eskiden Bursaspor deplasmanlarında farkı Batalla yaratırdı ama Batalla'nın yokluğunda da Bursaspor böyle bir oyun lideri bulamadı. Galatasaray ise Muslera ile yoluna devam ediyor.

Prandelli'nin 4-2-3-1'den vazgeçtiğini görüyoruz, Mancini'nin 4-3-3'üne geçiş var. Sneijder yine sol kaymış ve Yekta ile orta saha güçlendirilmiş. Baskı anlamında işe yarayan bir hamle ama Sneijder'in sol kanatta kaybolması, Selçuk İnan'ın da hala alması gereken sorumluluktan uzaklığı Galatasaray'ı organize bir görüntü içerisine sokmuyor.

Burak Yılmaz'ı ileride tek forvet kullandığınız sürece oynayabileceğiniz tek bir hücum sistemi var. O da rakip savunma arkasına atılacak toplarda etki etmeniz. Fenerbahçe karşısında da bunu çok denedi Galatasaray ama yakalanan hızlı akınlarda, orta saha pas kalitesini yeterince gösteremedi. Bu maçta da üst düzey bir pas kalitesi yoktu ama Galatasaray'ın biraz daha akıl gösterdiğini gördük. Bu da Burak Yılmaz'ı biraz daha verimli kıldı ama Galatasaray'ın hala hücum fakiri olduğunu söylemek mümkün ve bunu da kırmak adına santrafor, orta saha transferleri şart.

Chedjou, Galatasaray'ın sezona en iyi giren futbolcusu. Bugün de hatasız oynadı, hatta Muslera'nın ardından maçın en iyisiydi demem mümkün. Bu durum stoper transferini gereksiz kılıyor, bunu tekrar izlemiş olduk, Chedjou ile şampiyonluğa yürümek fazlasıyla mümkün. Bursaspor'a da aman aman pozisyonlar verilmedi ama Volkan Şen'in etkili olduğu anları izledik, Fernandao'nun da kimsenin beklemediği artistik vuruşları. Bu anlarda da galibiyeti getiren isim Muslera oldu. Uruguay formasıyla işin rengi değişebiliyor ama Galatasaray formasıyla Dünya'nın en iyi birkaç kalecisinden biri, bu çok açık.

 
Selçuk İnan'ın kendisini bulmasını bekliyoruz, şu an Galatasaray'ın seri oynamasının önündeki engel bu. Prandelli'nin felsefesi hızlı oynamak, bu imkanlar da yakalanıyor ama pas kalitesi maalesef yakalanamadı. Yoksa hızlı hücuma fazlasıyla uyan futbolcularımız var. Burak Yılmaz, Olcan Adın, Bruma, hatta Yasin Öztekin gibi.

Olcan Adın'ın yedek başlaması beklemediğimiz bir hamleydi ama ilerleyen dönemde 11'in değişmez ismi olacağı açık. Akıl arayan Galatasaray'da, oyuna akıl katan isimlerin başında geliyor. Oyuna girmesinin ardından da çok etkili oldu, golü de atmasının yanında, Burak Yılmaz'a attığı müthiş bir pas var. Bursaspor savunmasının arasına bıraktığı müthiş zehir.

Bursaspor hazır değil, bunun yanında iyi de bir takım değil. Bazı takviyeler geldi, Josue misali. Büyük katkı verecektir, Holmen de gelecek, bu anlamda iyi yabancılar alındı ama yerli kalitesi o ölçüde iyi olmayan bir ekip. İbrahim Öztürk'ün vadesinin dolduğunu gördük, sezon Serdar Aziz & İbrahim Öztürk ikilisiyle bitmez ama 5 yabancının 11'de oynaması bu ikiliyi sık sık bizlere izletebilir. Bu anlamda Bursaspor'un yerli hamleye ihtiyacı var ve bunun için sadeced iki günleri var.

10 günlük bir ara, bunun yanında da gelecek transferler olacak. Galatasaray için önemli olan uzun yıllardır kazanılamayan Bursa deplasmanından 3 puan çıkarmaktı, bu başarıldı. Araya kafamız biraz daha rahat giriyoruz. Sabır haftalarındayız ve bu sabrı göstermek zorundayız. Fenerbahçe maçının ardından felaket senaryoları yazıldı, Bursaspor karşısında da müthiş bir futbol oynanmadı belki ama iyi işler yapacaktır bu takım, benim inancım tam. Önemli olan, bu sabır haftalarını sabırla atlatmak.

29 Ağustos 2014 Cuma

Dany Nounkeu Granada'da, Geç Kalınmış Mükemmel Hamle


Dany'nin transferi sürpriz olmuştu ama yapılması gereken bir hamleydi. Ujfalusi & Semih Kaya uyumundan kimsenin şüphesi yoktu ama bu uyuma alternatif yaratma anlamında Dany transferi başarısız bir hamle değildi. Onun için ödenen 3 milyon avro civarında bir rakam için çok konuşmuştuk ama asıl yorumlar Ujfalusi sakatlığı sonrasındaydı.

Ujfalusi'nin sakatlığı şok anıydı, transferin de son günleri gelmişken. Panik halde yapılan bir Cris hamlesi ama sezonu bitiren isim Dany olmuştu. Semih Kaya ile uyumu yeterli olmasa da Galatasaray'ı hem şampiyonluğa, hem de Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale kadar taşımıştı ama Amrabat için yazdığımı onun için de yazayım, yabancı kontenjanı kurbanı oldu.

6+0+4'ün kulübede yabancı bulunduramama durumu bu tip isimlerin önünü hep kapattı. Sonrasında da Mancini'nin Dany'i sol ve sağ beklerde de denediğini gördük, tutmadı haliyle bu ama ligin devre arasında Beşiktaş'a kiralanması sürprizdi, Beşiktaş adına da bir o kadar kötü hamle. Dany'nin Türkiye kariyerini bitiren ve adını çıkaran günler de böylelikle başlamıştı.

Dönüşünde de kadroda yeri kalmadı doğal olarak, futbolu da hızla geriye gitti. Dany'den geriye kalan belki müthiş hızıydı ve bu hızı onu beklerde de denetti, üzerinde duruldu belki ama ondan asıl geriye kalan yaptığı hatalar, aldığı aşırı risk ve bu riskin altında ezilmesi oldu. Bugün en vasat Anadolu takımı bile olası Dany hamlesine olumlu bakmazdı, bu bir gerçek. Bu yüzden de Dany'nin Granada'ya gitmesi onun açısından iyi, Galatasaray için ise çok geç kalınmış ama mükemmel bir hamle.

Nordin Amrabat Malaga'da, Özel Olduğu Takımda


İnat transferi ve onun uğruna ödenen 8 milyon avro'nun yarattığı beklenti altında ezilen bir adam. Bu Amrabat'ın suçu değil, Amrabat standartları itibariyle bugün Malaga'nın yanıp tutuştuğu bir futbolcu. Galatasaray penceresinden baktığımızda ise yabancı kontenjanını rahatlatmak adına gözden çıkarılan yabancılardan sadece biri.

Amrabat'ı severdim, hala da severim. Onun için yaratılan beklenti Amrabat'ın suçu değil. Beklentiyi maalesef karşılayamadı ama bugün en iyi Galatasaraylıyım diyenlerden Galatasaray'ı daha da sahiplenmiş bir futbolcudur. Malaga'da geçirdiği müthiş sezonun ardından ve onu ısrarla istemelerine rağmen o Galatasaray adına tüm şartlarını zorladı ama maalesef kendisiyle devam edilemiyor. Yasin Öztekin transferinin ardından ve 5+3'ün dayatmalarından sonra Amrabat Galatasaray kadrosunda lüks kalacaktı ve bu anlamda Malaga'ya kiralanmasını olumlu buluyorum.

İyi futbolcu, güzel karakter ve Malaga forması altında da özel bir isim. Umarım Malaga formasıyla yine iyi işler çıkarır ve kendisini takip ederiz. Futbol anlamında değil belki ama karakter anlamında benim için yer etmiş futbolculardan biri olacak.

Galatasaray günlerine de döndüğümüzde, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yürürken yaptığı asistler unutulmayacak detay olacak. Burak Yılmaz'ı o sezon Şampiyonlar Ligi'nde iyi kılan isimlerden biriydi ama aynı performansı ligde gösteremedi, diğer sezonda da yabancı kontenjanının kurbanı oldu.

+1 kontenjan demek bu transfer. Beklenildiği gibi Ontivero, Eboue ve Dany ayrılıkları da gerçekleşirse 2 yabancı hakkı doğacak Galatasaray için ve transferin son zamanlarında nasıl hamleler geleceğini de hep birlikte göreceğiz..

Selçuk İnan, Burak Yılmaz, Olcan Adın, Sabri Sarıoğlu; Kimi Ararsan


Selçuk İnan, Burak Yılmaz, Olcan Adın, Sabri Sarıoğlu, Mehmet Topal, Bekir İrtegün, Uğur Uçar, Ferhat Öztorun diye uzuyor liste, kimi ararsan var, öyle bir 11..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger