21 Ağustos 2017 Pazartesi

Asamoah geldiğinde kimi keser, Linnes mi Tolga Ciğerci mi?


Bir Asamoah yazısı daha. Öyle özellikli bir adam ki en az 3-4 pozisyon üzerine, mevcut Galatasaray üzerine konuşuyoruz. Sol bek için yazdım, orta saha ihtimalini konuştum, 3'lü savunmanın sol kanadı da olabilir dedim ama bir ihtimali detaylandırmadık. Konuşulması gerekiyor, geçen 2 hafta bizlere bunu gösterdi.

Asamoah geldiğinde kimi keser üzerine anketler yapılıyor, Linnes mi Tolga Ciğerci mi diyerek. Geçen 2 haftanın sürprizi bu adamlar. Birçok iyi isim var, hepsini ön plana çıkardık ama bu iki isim sezonun sürprizi oldu, Tudor'la en büyük gelişimi gösteren adamlar. Linnes sol bekte, Tolga Ciğerci ise sol açıkta yaptı bunu, altı çizilesi diğer nokta.

Linnes bir sistem oyuncusu ama geçen 1.5 sezonda o sistemi bir türlü izleyemedik. Linnes de o kötü düzen içinde kayboldu. İlginç olan şu, sağ bekte hiç yapamadı, sol bekte ise ayakta kaldı. Bu sezon ise sol bek performansı katlamış durumda, işleyen bir sistem olduğunda farkı ortaya çıkmaya başladı. Değerli alternatif, beklenen Linnes buydu.

Tudor geldiği gün ise en büyük gelişimi Tolga Ciğerci'nin sağlayacağını düşünüyordum. Mevcut kadro içinde ona uyacak tek orta sahaydı ama sakatlıktan dönemedi işte, yetmedi. Biraz da etrafı ile alakalı, mevcut takımla yürüyemedi. Linnes durumuna benzer bir durum, şu an işleyen bir sistem var ve o düzen Tolga Ciğerci'yi de yükseltti. Üstelik sol açıkta, bu önemli bir teknik direktör hamlesidir. 

Şimdi soru şu, Asamoah kimi kesecek? İlk etapta sol bek düşünüyordum, şimdi ise sol açık olabilir mi diyorum. Nedeni şu, Tolga Ciğerci'nin orta saha özelliği. Sol açığa yakın ama hücumlarda orta saha gibi, ortadan geliyor, rakip ceza sahasına sürekli giriyor. Asamoah o pozisyonda hem sol tarafı çok iyi kullanır, hem orta saha özelliğini gösterir, hem de Tolga Ciğerci'nin bitiremediğini bitirir. Linnes'i de daha fazla ön plana çıkarabilir bu adım.

Tabii maçına göre, bu versatil isimler sayesinde taktik enseklik mümkün. Maçına göre düşünülebilir, x futbolcuyu bir pozisyona sabitleme gibi bir durum yok. Ağırlıklı böyle olur diyebiliriz ancak ve Asamoah'ı sol açık düşünmek mümkün olabilir. Sol açık transferine gerek kalmadı, Feghouli işin içine girecek daha ve Garry Rodrigues'i de sol açık görebiliriz. O da sezonun çıkış yakalayan isimlerinden mesela..

20 Ağustos 2017 Pazar

Galatasaray'ın forvet etkisinden bahsedebilmek güzel


Gomis'in yüzde 100 hazır olduğunu söylemem. Çok daha güçlü bir isim, gücüyle fark yaratacağı anlar da gelecek. Kayserispor maçında mücadele gücü daha ön plandaydı, Osmanspor deplasmanında o seviyede değildi. Orada daha çok zorlamış ve aramıştı, burada daha ekonomik oynadı. Şu aşamada yüzde 50'lerde, zaman geçtikçe o gücünü daha iyi yansıtacak.

Buna rağmen 2 maçta 3 gol. Bu da kalite farkı işte, Galatasaray'ın uzun bir zamandan sonra güçlü bir forveti var, mücadele özelliğiyle ön plana çıkacak. Gomis'de her şeyden var, hemen hemen her özellikten. Güç, mücadele, bitiricilik, hareketlilik, teknik gibi. Podolski teknikti mesela, sahte 9 oynar, mücadeleden daha uzaktı. Gomis böyle olmaz, o mücadelenin içinde. 

Kalite kıyası değil bu. Manchester United'i ele alalım, Ibrahimovic / Lukaku değişimi oldu. Ibrahimovic'i kim eleştirebilir, çok büyük isim ama onunla da olmuyor onsuz da durumunu yaratmıştı. Lukaku ise daha mücadelenin içinde, gücüyle fark yaratan isim. Manchester United bunu arıyordu ve buldu. Galatasaray için de aynısı geçerli, Podolski'nin kalitesini asla tartışmam ama ihtiyaç duyulan isim Gomis'di. Yine yazıyorum, yüzde 50'lerinde şu an.

Bitirici etkisindeyim şu noktada. 3 golünden 2'sinde topun şiddetini ve gittiği yeri konuşmalı. Tavanı hedefliyor ve müthiş bir şiddetle. Osmanlıspor'a attığı golün hızı 131 km/s. Çok yakın bir mesafe, o mesafeden topu o hıza ulaştırmakta ayrı bir olay. Güç bu işte, Gomis'in bu noktada farkı çok büyük. Bitirici etkisinde bu güce şahit oluyoruz, işin mücadele kısmına da geleceğiz.

Servis yapmaya başlamadı henüz, etrafından seken topların da ekmeği olacak. Hücumu besler, asist sayısını da katlar. Garanti katkılı forvet diyordum, bu ülkede şaşmıyor böyle isimler. Gomis formda geldi bir de, geçen sezonu zirve dönemlerinden biriydi. Sinerji de yakalanıyor, taraftarla kurduğu bağ büyük. Galatasaray'ın forvet etkisinden bahsedebilmek güzel, işin özü bu..

Güven unsuru Fernando, hücumda daha rahat hareket ediyorsunuz


Östersunds maçlarında da bu plan az çok öne çıkmıştı ama mevcut malzemeyle uygulanamadı tabii. Tolga Ciğerci Fernando'nun, Selçuk İnan da Badou'nun yaptığını yapamaz. Bekler aynı şekilde ya da Gomis ve Belhanda gibi isimlerin hazır olmaması. Gerçi şu an da yüzde 50'lerdeler ama bu hallerinin dahi yarattığı fark var. 

"Bu plan" şu. Galatasaray hücuma çıkarken savunmasını üçlüyor. Maicon bir sağ bek, solda oynayan stoper sol bek edasına bürünüyor. Fernando ise en geriye geçiyor ve orayı süpürüyor. Güven unsuru bu, hücumda daha rahat hareket ediyorsunuz. Hata yapmıyor çünkü, arkanızı toparlayan bir isim var. Galatasaray'da olmayan bir oyuncu tarzıydı bu, Fernando'nun farkı büyük oldu.

Diğer etkisi de geriden oyunu kurması. Stoper konusunda çok tartıştık, geriden oyunu iyi kurmamız gerekiyor diye. Maicon o konuda kötü değil ama en iyi özelliklerinden biri de diyemem. Serdar Aziz veya Ahmet Çalık aynı şekilde, geriden oyunu iyi kuramayan isimler. Fernando bunu da yapıyor, oyunu geriden kuran isim, basit ama çok temiz oynuyor, sizi savunmadan iyi çıkarıyor.

Oyun aklı ayrıca, şu an Galatasaray adına dengeleri oluşturan isim. Rakiplerin bu noktadan sonra en önemli planı Fernando üzerinde uygulayacakları baskı olur. Hücum planları lazım, bekleri daha iyi kullanabilmek, kanatlardan gelmek, Belhanda / Badou gibi isimleri hücumda tamamen ön plana çıkarmak gibi. Bu noktada en önemli transfer Fernando oldu diyebiliriz, saç ayaklarını tutan isim. 

Yeni Melo değil, kimse kimsenin "yeni" hali olmadığı gibi. Melo farklı isimdi, topla çıkabilen, pas aksiyonu, teknik özelliği daha iyi bir isimdi. Fernando farklı, daha sakin, savunma özellikleriyle daha ön plana çıkan, farklı bir futbolcu. Bu oyun tarzının ihtiyacı Fernando, o da 2 haftada kalitesini tam anlamıyla ortaya koydu. 

Lider stoper konusu var bir de, Maicon bu anlamda da düşündürüyordu. Ben lider özelliğine sahip olduğunu düşünüyordum ama yine en önemli özelliklerinden biri bu diyemezdim. Fernando çoğu an 3. bir stoper, savunmayı yönlendiren isim. Lider stoper veya geriden oyunu iyi kuracak stoper konusunu düşünmüyorsunuz bu noktada, Maicon'u da yükseltiyor Fernando..

Osmanlıspor 1-3 Galatasaray, Fernando müthiş bir detay


2. yarıya kötü başlamadık aslında, 3-0'ı da bulduk. Fişi çekmeliydik bu skorla, çekemedik. Maç 3-1'e geldikten sonra düşüş başladı, daha doğrusu panik. İşte o anlarda topa sahip olmak, tempoyu düşürmek ve sakin kalmak gerekir. Bütün sezon koş koş oynayarak geçmez, hatta bunu 90 dakikaya yaymak şu aşamada imkansız. Bunu öğrenmemiz gerekiyor, öğrendiğimiz an müthiş olacak.

80'den sonra bunu yaptık, oyuncu değişikliklerinin ardından. Tempoyu düşürdük ve sakin kaldık, devamında pozisyonlar da geldi. Sezonun başı, doğal bu görüntü. Yeni kurulan takım, sezona öyle başladık ki atlıyoruz bu detayları. Öğreneceğiz, gelişim sağlayacağız, bu takım eminim ki daha da güçlenecek.

Fernando müthiş bir detay, Galatasaray adına maçın adamı. Galatasaray adına sezonun da adamı, şu görüntüde kritik isim. Oyunun aklı olduğunu düşünüyorum, dengeleri elinde tutan adam. Hücuma çıkıyorsunuz, önce geriden oyunu kuruyor, devamında savunmada en arkada kalan isim oluyor ve kaptırılan herhangi bir topta orayı öyle süpürüyor ki. Ya da savunma yapıyorsunuz, geriyi öyle iyi yönlendiriyor ki. Lider stoper diyorduk ya, savunmanın liderini bulduk işte.

Tempo sahibiyiz, sahada büyük bir enerji var. İlk yarıda yine müthiş bir oyun oynadık, üstelik Belhanda ve Badou Ndiaye'yi hücum anlamında istediğimiz gibi kullanamamamıza rağmen. İşin içine hücumda pek giremediler ama oyun içinde katkıları çok büyük. 2. yarıda bizi sakin tutan isimlerin başında Belhanda gelir, Badou Ndiaye ise temposuyla her zaman fark yaratıyor. 

1. yarıda 30 - 45. dakikalar arasını konuşmak lazım, temponun zirveye çıktığı anlar. Osmanlıspor'a hiç nefes aldırmadık. Kusursuz bir pres var, en önemli nokta. Top kaptırıldığı an bir anda 3-4 Galatasaraylı rakibin başında beliriyor ve topu kapıyor, hataya zorluyor. Kayserispor maçında bu hızlı çıkışları bitirmiştik, bu maçta bitiremedik ama istediğimizi aldık. Ne olursa olsun, rahat bir deplasman galibiyeti ve bu takımın geçtiğimiz sezonlarda deplasman fakiri olduğu unutulmasın.

Feghouli'yi ekleyeceğiz daha, hızlı çıkışları bitirmek lazım diyoruz ya, orada kaliteyi yükseltecek, o boş alanları daha iyi kullanacak. Garry Rodrigues'in iyi performansının altını çizerek bunu yazıyorum. Tolga Ciğerci için de aynısı geçerli, sol çizgiye yakın oynamasına rağmen yine gol attı, pozisyonlara girdi. Linnes'in solda iyi bir oyunu var, Tolga Ciğerci'nin yerine Asamoah'ı düşünsenize. Hem onun gibi orta saha katkısını verir, hem sol tarafı daha iyi kullanır, hem de onun bitiremediği anlarda bitirir. Bu çok yüksek bir kalite.

Sezona müthiş başladık, oynadığımız oyunla keyif veriyoruz, bu da taraftarla barışmak demek. O sinerjiyi yakaladığımızda şampiyonluğu konuşuyor oluruz zaten. Kalitemiz yüksek, daha da artacak. Bu takımın daha da güçleneceğini, gelişeceğini ve öğrenmesi gerekenleri de öğreneceğini düşünüyorum. Mutlaka Tudor'un da bu görüntüde artısı var, kadronun hakkını şu aşamada verdi, kafasında kurguladığını sahaya yansıttığını görüyoruz..

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Usain Bolt & Galatasaray, böyle bir transfer dönemi yok


Usain Bolt konusu ciddi mi bilmiyorum, Galatasaray adına birden konuşulmaya başlandı. Gündeme geldiği, görüşüldüğü söyleniyor ki böyle bir durumun gündeme gelmesi bile enteresan. Hoşuma da gitti, yalan değil. Düşünsenize böyle bir hareket gerçekleştirdiğinizi, bir anda herkes sizi konuşmaya başlar ve ilgiyi üzerinize çekersiniz.

İhtiyaç var anlamında yazmıyorum, farklı bir olay ve o kadar da ütopya değil. Usain Bolt'un futbol oynamak istediği uzun zamandır konuşulan bir mevzu, hatta Manchester United formasıyla maça çıkacak, Dortmund'la da idmanlara katılacaktı. Kobe Bryant'ın İstanbul'a geldiğinde Galatasaray idmanına katıldığı ve penaltı attığı bir gün vardı, böyle hareketler her zaman konuşulur.

Bu işin oluru nedir bilemem, lisans konusu, Usain Bolt'u resmi maçlarda oynatabilme durumu. Özel maç kapsamında kalır bu iş, ilgi alakayı çekebilmek noktasında. İsterim yani, farklı bir iş, fazlasıyla da heyecanlı bir hareket. 

Dünya'nın en çok sevilen, takip edilen sporcularından biri. Varlığı dahi ilgiyi çekiyor işte. Gatlin'e geçiliyor ama o konuşuluyor. Yarın geri dönüyor olsa ilgi yine onun üzerine dönecek ve 2020 Tokyo'da geri döneceğine inanıyorum aslında. 30 yaşında atletizmi bıraktı, 35 yaşındaki Gatlin onu geçti ve devam ediyor. 

Çalışmayı sevmiyor belki de, profesyonel hareket etmiyor ve erken bırakması bundan. Farklı bir adam, çok sorgulamamak gerek. Şu yaşa kadar yaptıklarıyla dahi Dünya tarihinin en önemli spor figürlerinden biri işte. Futbolda deneyecek mi şansını, bakalım. Sürekli dilinde, yapacak gibi görünüyor..

SC nostalji #81; Alex Telles


Galatasaray'ın bitmeyen bir "Allah'ım sol bek" veya "Allah'ım sağ bek" havası var. 2000'li yıllar için konuşuyorum, bir türlü dolduramadığımız pozisyonlar. Sağ bek için Eboue derim, onun dışında gelen giden isimleri konuşuruz. Sol bek için ise Riera derim, o da sol beke devşirilen isim. Yine de Galatasaray adına son yılların en iyi sol beki, kim inkar edebilir.

Fatih Terim'in de dolduramadığı bir pozisyon. Riera'yı oraya devşirmesi büyük hareketti ama sol bek transferi için arayışı hep vardı. Carlinhos gibi isimleri konuşuyorduk, hatırlayın. Sonra Fatih Terim gitti, Mancini derken ilk icraatlarından biri Alex Telles hamlesi oldu. Riera'yı pek sol bek oynatmadı Mancini, yabancı sınırı derken de sözleşmesini fesih ettik. 6 ay kalmıştı oysa, yararlı bir isimdi. O da başka bir konu.

Alex Telles de "Allah'ım sol bek" dedirten isimlerden. Mancini kaynaklı mı yoksa scout önerisi mi bilmiyorum ama iyi transfer işte, zarar etmiyorsunuz. Potansiyeli yüksek bir isim, bonservisi o dönem için eleştirilmiş olsa bile. Gremio döneminde hücum özelliğiyle ön plana çıkan, teknik, sol ayağını iyi kullanan bir sol bek. Galatasaray günleri de böyle başlamıştı, sol bekte gösterdiği hücum etkisiyle.

Devam ettiremedi, belki de uyum sıkıntısından. Bu anlamda beklentiyi ilk etapta karşıladı diyemem. Prandelli onun adına şans olabilir dedik, onun döneminde de iyi cevap veremedi. Yabancı sınırı da zorluyor ayrıca, sol bekte Tarık Çamdal'la oynamak durumunda kaldığımız maçlar var. Hamza Hamzaoğlu geldiğinde ise daha istikrarlı şekilde forma giymeye başladı.

Telles, Yasin Öztekin ve Sneijder'in sol tarafta yarattığı üçgen unutulmayacak, o şampiyonluğun anahtarlarından biriydi. Telles'den hücum tarafında katkı daha fazla asist yönündeydi ama ben o dönemde savunma tarafının daha fazla gelişim gösterdiğine inanıyorum. Biraz daha güçlendi, ters kademesi imzası halini aldı ama insanların hücum algısına takıldı.

Ertesi sezon beklenti daha yüksekti, Telles'in de o sezona daha hazır gireceği sezonun ilk idmanından belliydi aslında. Yabancılar izinli olmasına rağmen ilk gün gelmişti idmana, iyi çalışıyordu. Sezonun ilk maçı Sivasspor deplasmanını hatırlayın, yaptığı asisti. İstekliydi, Şampiyonlar Ligi onu cezbediyordu ve Carole transferiyle de iyi bir rotasyon yakalamıştık. Biz ise son gün Telles'i Inter'e kiraladık, yerini Carole'nin doldurmasını bekleyerek.

Carole'nin hakkını yiyemem o sezon için ama Telles'in potansiyelinin sınırı yok işte. Inter günleri de çok parlak geçmedi gerçi, yine de piyasa yaptı, adını duyurdu ve Porto ihtimalini yarattı. Sezon bitince Porto teklifiyle geldi ve gitmek istedi. Telles / Bruma sol kanadı büyük heyecan yaratırdı, Riekerink'in Telles'i ikna etmek adına zamanı olmadı maalesef. Büyük bir kazanç elde edemedik bu transferden, yine de zarar yok. Telles'den beklediğimizi alamamamıza rağmen.

Porto'da ise yükseldi, yürüyor. Potansiyelinin sınırlarını geçen sezon zorlamaya başladı, devamı da gelecektir. Galatasaray'ın kullanamadığı, değerlendiremediği yeteneklerden biri olduğuna inanıyorum. Aidiyeti yüksek bir isimdi, bugün dahi Galatasaray adına paylaşımlarını görüyoruz. Bu takımı, ülkeyi seviyordu, bu anlamda da unutulmayacak.

18 Ağustos 2017 Cuma

Stoper transferini Serdar Aziz üzerinden konuşmalı


Dün sol açığı sordum, bugün de stoperi. Galatasaray'ın sol bek sonrası belli transfer hedefleri var, en azından konuşulan ihtimaller diyelim. Sol açık, stoper ya da 3. bir forvet gibi. Bütçeyi bilmiyorum, imkan varsa adım atılır ama sol bek ve 3. forvet hamlesinin ardından (o da Sinan Gümüş'ün durumuna göre değişir) transfer bitirilebilir. Sol açığı takım içinden çözmek mümkün gibi düşündük, stoper için de sonuç aynı.

Avrupa yok, Türkiye Kupası statüsü daha hafifletildi ve daha az maç oynayacağız. Çok geniş bir rotasyondan ziyade, daha dar ama kaliteli rotasyonun avantaj olduğunu düşünüyorum. İlk 11 için çok önemli hamleler yapıldı, bazı noktaları ise takım içinden çözmek mümkün. Sol açık için Garry Rodrigues / Yasin Öztekin rotasyonu gibi, bir de buna mevcut gençleri ekleyelim. 

Aynı durum stoper için de geçerli, Serdar Aziz / Ahmet Çalık rotasyonu var. Bir de Koray Günter ve Ozan Kabak gibi potansiyeli düşününce bence o rotasyon yeterli. Maicon'un yanına yeni bir stoper şu aşamada lüks olabilir, bunu da düşündüren şey Serdar Aziz'in varlığı. Sıkıntı şurada, sakatlanmadan, istikrarlı şekilde forma giyebilecek mi? Giyebilirse sorun yok, benim için en iyi yerli stoper. Sakatlık durumu olursa Ahmet Çalık'a ne kadar güvenebiliriz, bunun yaratabileceği bir sıkıntı olabilir.

Miranda'yı sordum mesela, gündeme girmesini beklediğim bir isim. Kimse hayır diyemez, Maicon'la birlikte efsane bir tandem izleriz ama lüks mü kaçar, maliyet olacak. Denayer ya da, yine hayır diyemem, hızlı ve atletik bir isim. Maicon'un yanında da böyle bir isme ihtiyaç var ama lüks mü kaçar, Serdar Aziz'in önünde bir isim mi. Bütçeye bağlı transfere hayır diyemem, bütçe sıkıntı ise çok fazla zorlamanın mantığı yok. Belki bir fırsat kovalanır, o da son günlerde.

Sol stoper durumu var bir de. Ben de isterim, hızlı bir sol stoperimiz keşke olsa. 3'lü stopere dönme durumunda sol stoperin olmazsa olmazlığı var, 2'li oynamamız halinde ise acil olduğunu düşünmem. Serdar Aziz yine ön plana çıkar, bu sezonun onun sezonu olmasını, yeni bir transfer edasıyla hareket etmesini bekliyorum..

Garry Rodrigues'le sol açık telafi edilir, Asamoah'ın da varlığında


Yazılan, çizilen haberlere göre yorum yapıyorum. Transferde 4 pozisyon adına odak var. Asamoah'a geldi diyorum, geriye sol açık, stoper ve 3. bir forvet kalıyor. Asamoah sonrası nasıl şekillenir bu harekat bilemem ama en başta yazdığım noktaya geri döndüm. Nedeni de Kayserispor maçındaki görüntü ve Asamoah transferi. 

En başta yazdığım nokta sol açıktı. O pozisyonun takım içinden telafi edileceğini düşünüyordum ama Östersunds maçlarının ardından vazgeçmiştim. Şimdi yine o noktaya geldim, sol açığı takım içinden telafi etmek mümkün. Kayserispor maçında Tolga Ciğerci oynadı hatta o pozisyonda, takımın öyle bir temposu var ki iyi etki etti. 

Şimdi sağa Feghouli'yi yazacağız ve sol tarafta Garry Rodrigues / Yasin Öztekin rotasyonu var. Maçına göre Belhanda ya da x bir isim, o da mümkün. Arkaya da Asamoah'ı düşünüyoruz, hatta onu da sol ön gibi görebiliriz yeri geldiğinde. Bu durumda yeni bir sol açığın pek anlamı kalmıyor sanki, Avrupa da yokken.

Twitter'da anket açtım ve bu durumu sordum. Garry Rodrigues'le idare edilir şıkkı en yüksek oranı aldı. Mevcut gençleri görelim şıkkı da bunun içinde, hücum konusunda gençler yönünden şanslıyız. Atalay Babacan, Recep Gül veya Yunus Akgün, çok yetenekli, şans bulması gereken isimler de var. Haliyle bu ortamı bozmanın bir alemi var mı?

Arda Turan ismi geçiyor. Kalitesine asla lafım yok ama işin saha dışı noktasında olduğumu söyledim. Takım içi noktasına da bakıyorum artık, Selçuk İnan'ın da varlığında. Emre Mor'u da yazdım şıklara, yetenekli ama geldiği an oynama garantisi olacak. Bruma ile anlaşamayan bir Tudor var, Emre Mor'la neler yaşar. Nani gibi isimleri de blogda yazmıştım, o da maliyet noktası. Bütçeyi bilmiyorum, yine de şu noktadan sonra sol ön benim için lüks.

Garry Rodrigues'i de Kayserispor maçında çok beğendim. Benim için önemli bir yedek, her adı geçtiğinde yazıyorum. Patlayıcı özelliği yüksek çünkü, sıkıntısı düzene uyumdu. Mevcut düzen ise ona uygun, tempo arıyoruz, sürekli zorluyoruz. Garry Rodrigues'in temposu çok yüksek, oyunun iki yönünde de etkili. Rakibini kovalıyor, sürekli pres yapıyor, defansına yardımı yüksek, takımda önemli bir tempo unsuru. Bu sezon onu daha çok konuşacak gibiyiz..

17 Ağustos 2017 Perşembe

Welliton & Galatasaray, belli ki 3. forvet için fırsat kollanıyor


Galatasaray belli ki 3. forvet için fırsat kolluyor ve bonservis ödemek istemiyor. Seleznyov'u konuştuk, maliyetine oranla ihtimal olabilir diye. Tudor'un onu istemesi doğal, tanıdığı ve katkı aldığı isim. İhtimali de o yaratmıştır, Strinic konusunda olduğu gibi. Maliyete bakar, işin içinde bonservis varsa zor diyorum. Alternatiflerden biridir ama Seleznyov'un Karabükspor'la olan bağını koparması gerekecek.

3. forvet için genç bir isim düşünmem. Şans bulamayacak çünkü, gelişemeyecek, forma ona gelince de sarsılacak. Tecrübeli olması avantaj, ne zaman sahaya sürerseniz sürün alacağınız katkıyı bilmek. Tarz noktasında ise daha hızlı, kanat özelliği olan, rakip savunmanın arkasına sarkabilecek bir isim tercihim olurdu. Welliton yazıldı dün, tam olarak bu tarza uyuyor.

Seleznyov'a yine de hayır demezdim, hatta bazı özellikleriyle Eren Derdiyok'un önüne de yazardım. Karıştıran adam çünkü, pis işleri seven, ön alanda mücadele gücü olan. Böyle bir alternatifimiz de yok ama önceliğim hızlı bir isim. İyi kötü, 2 tane pivot özelliği olan forvetimiz var zaten, çeşitliliği arttırmak daha değerli.

Bir durum daha var, şu aşamada Sinan Gümüş 3. forvet olarak düşünülüyor ama yolların ayrılacağı da söyleniyor. İhtimaller hep onun üzerinden dönüyor, giderse diye. Umarım gider, o ayrı konu. Gittiğinde onun yerini ya kendi içimizden ya da bonservisi elinde olan isimlerden doldurmak önemli. Kanat için potansiyel gençlerimiz var, kullanılabilir. Forvet konusunda ise Welliton'un bonservisi elinde, bence bir ihtimaldir.

Öncelikle ligi bilen oyuncu, uzun zamandır burada. İyi de bir kariyeri var, özellikle Spartak Moskova günleriyle. Önce onu Mersin İdman Yurdu'nda izledik, sonrasında Kayserispor'da. Mersin İdman Yurdu'nda 56 maçta 20 gol 16 asist, Kayserispor'da ise 34 maçta 15 gol 3 asist. Geçen sezon 12 golle ligin en golcü isimlerinden biriydi. Kariyerinde Rusya Ligi gol krallığı da var.

Bu noktada Seleznyov'un elinde tutarım, bonservisinin elinde olması ve ihtiyaç duyduğumuz tarzda olması itibariyle. Ligi de biliyor, diğer avantajı bu olur. Hızlı isim, iyi bitirici, kanat özelliği var ve rakip savunmanın arkasına sarkıtabileceğimiz tarzda. Kulübeyi de güçlendirir, böyle bir isim kenardan gelecek patlayıcı güç anlamını taşır. Değerlendirilmesi gereken bir ihtimal, düşünmek lazım..

Kafaları karıştırmak lazım, piyasayı biraz daha yükseltmek


Vida'nın Beşiktaş'a gideceğini düşünüyorum, süreç bunu gösteriyor. Uzun zamandır takip ediyorlar ve bu transfer için şartları zorladılar. Akıllı da hareket ediyorlar, futbolcunun sözleşmesi 6 ay sonra bitecek ve bonservis ödeme niyetinde değiller. Dinamo Kiev ise ne kazansam diye zorluyor ama daha fazla dayanamazlar.

Galatasaray için ise daha önce de konuştuk, o dönem bonservisi aşamadık. Bu yaz döneminde ise hiç gündeme geldiğini, konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Daha önce hareket etmek lazımdı, geç kalındı. Bu saatten sonra hamle yapmak zor, Kiev'i ikna etsen Vida'yı ikna edemeyebilirsin. Şampiyonlar Ligi bir yana, Beşiktaş'un uzun zamandır olan ilgisi diğer yana.

Yine de kafaları karıştırmak lazım, piyasayı biraz daha yükseltmek. Transferi yapamasak bile gündem oluşturmak doğru hareket. Beşiktaş'ın vereceği rakamı biraz daha yükseltmek gibi, piyasa biraz karışsın. Tudor hünerini göstersin diyeceğim ama o konuda geç kaldığımızı düşünüyorum. Piyasa yükselsin ama anormal bir rakamla da elde kalmasın.

Vida ne yapardı dersek, lider oyuncu. Çok önemli yerlere koyamam ama tam bu ligin stoperi değil mi. Hızı en büyük avantajı belki de, tecrübesi yüksek, hem savunma hem takım liderliği yapabilecek, sağ bek gibi de kullanabileceğiniz bir isim. Beşiktaş için Pepe adına, bizim için ise Maicon adına ideal partner. Maicon'un yanına hızlı stoper arıyoruz, eğer bir sol stoper alamayacaksak. Vida o işi görürdü, süpürürdü arkayı.

Galatasaray belli ki bir stoper alacak, kim olacak sorusuna cevabım yok. Bu noktada Denayer her zaman ihtimal ama sürpriz bir isim de olabilir. Sol stoper tercihimdir, olmuyorsa hızlı ve atletik bir isme de hayır diyemem. Denayer o hız ve atletizm sorununa cevap olabilirdi. Vida fırsat hamlesiydi, şu aşamada da Vida gibi bir fırsatı düşürmek zor..

Serdar Aziz'i Östersunds maçları için hazırlamak gerekiyordu, Tudor'un hatası o


Şu maça yönelik büyük bir savunma övgüsü yapamam, Kayserispor'un Galatasaray'ı zorlamadığını gördük. Duran top sorunu bitmiyor, bir türlü çözüme kavuşmadı. Bu maçta da yedik bir tane, 2.'yi de yerdik ve şu görüntüde dahi zorlanabilirdin. Çalışarak olacak, umarım Tudor bu konunun üzerinde daha sık duruyordur.

Duran top sorunu genel bir mesele, bu işi stoperlere yıkamayız. Bana sorarsanız yenen o golde Muslera'nın topa çıkmaması en büyük faktör ya da aksiyonun gelişimi diyelim. Maicon'u bu noktada ön plana çıkardık, hava toplarının altını çizdik. Maç içinde sorun yaşamadık bu konuda ama duran top yerleşimi ayrı mesele, genel bir konu.

Zorlanmadık, Kayserispor'un etkili gelebildiğini pek göremedik. Galatasaray'ın temposu içinde kayboldular. Savunma güven işi biraz da tabii, bunun altını çizmeli. Fernando'nun varlığı tüm savunma organizasyonunu yükseltti, Maicon'un kalitesi (maç içinde bir hatasına rağmen) büyük, Muslera gibi bir kalecin var ve daha güvenlisin.

Yine de bir stoper arıyor Galatasaray. Denayer olur diye tahmin ediyorum, hızı ve atletizmiyle ön plana çıkıyor, Maicon'un da arkasını süpürmek noktasında. Hücuma çıkarken üçlüyoruz savunmayı ve Maicon da topla çıkmayı seviyor, orta sahanın arasına giriyor. Bütün takım ayrıca dikine oynamayı seven bir görüntüde, bu noktada top kaybetmek doğal. Geri koşmak önemli, Denayer de burada ön plana çıkar.

Mevcut isimler arasında ise Maicon'un bir numaralı partneri Serdar Aziz'dir. Maliyeti bir yana, geçtik artık o konuyu. Benim için en iyi yerli stoperdir kendisini, sıklıkla yazdığım bir şey. Keşke sağlıklı kalabilse, sakatlık konuşmasak. Belki bugün yeni bir stoper düşüncesi de olmayabilirdi, Serdar Aziz taşıyabilirdi. Kayserispor karşısında güven verdi mesela, daha soğukkanlı, ayakları yere basıyor. Ahmet Çalık mücadeleci ama kopuk, Serdar Aziz'in kalitesi başka.

Serdar Aziz'i Östersunds maçları için hazırlamak gerekiyordu, Tudor'un hatası o. Hatasından dönmüş, lige onunla başladı, bu da bir artı. Denayer gelirse de sıklıkla Serdar Aziz'i izleyebiliriz, ona göre de daha soğukkanlı ve kontrollü bir stoper. Kayserispor karşısında çok zorlanmadık ama iyi bir maç çıkardı, güvenliydi, Maicon'un yanına daha çok yakıştı. Sakatlanacak diye korkuyorum, umarım sağlıklı bir sezon geçirir..

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Ferguson'dan bu yana ilk kez ciddi anlamda heyecanlandım


Saygı, sevgi, hürmet. Döndüğü sezon olsun, son yıllarda izlediğim en iyi Manchester United'dı. Umarım devamı gelir diyelim, herkesin beklediği bu çünkü. Hem Manchester United açısından, hem de Mourinho. Genelde çalıştırdığı takımlarda 2. sezonları farklı olur, yine öyle olmasını umuyorum. Geçtiğimiz sezon Premier Lig'de beklenen olmadı belki ama kazanılan 3 kupa var, onun yarattığı bir öz güven. Ayrıca 2 kritik hamle, Lukaku ve Matic. Bence sezonun hamlesidir Lukaku, geldiği gün de yazmıştım. Ibrahimovic'i tartışmayacağım ama onla da olmuyor onsuz da durumundaydı takım. Lukaku farklı, gücünün kıymeti büyük. Matic ise x faktör, boşuna Mourinho'nun prensi değil. Geçen sezon Chelsea'nin şampiyonluğunda Kante neyse, Mourinho döneminde gelen Chelsea şampiyonluğunda Matic oydu. Conte kendi elleriyle Manchester United'i şampiyon yapacak neredeyse, böyle kritik bir hamle. Matic'in varlığı Pogba'yı da yükseltecek unsur, bu sezona damgayı o vurabilir. Geçen sezon tartışıldı, maliyeti konuşuldu ama bu sezon yükselen piyasayı düşününce, Pogba'nın bu sezon yaratacağı etkiyle iş çok başka yerlere gelir. Manchester United adına umutluyum haliyle, Ferguson'dan bu yana ilk kez ciddi anlamda heyecanlandım..

27 yaşında, ayağa kalkması durumunda önemli bir değere dönüşebilir


Feghouli'nin mali detaylarını konuşamamıştık, onu da aradan çıkaralım. Maddiyat konuşmayı çok sevmiyorum aslında, sorulduğu için yazıyorum. Saha içi belirler her şeyi, olası iyi performans sonrası maliyet konuşulmaz. Badou Ndiaye örneği işte, maliyet noktasında en çok eleştirdiğimiz transferdi ama Kayserispor maçı sonrası adına marş yazdık.

Feghouli için de uzun bir bekleyiş vardı. Temmuz ayının başında konuştuğumuz bir isimdi, o günden bu yana transferine kesin gözüyle baktık ama bir türlü açıklanmadı. Birçok neden yazıldı bu konuda, o konuya hiç girmeyeyim. Sakatlığından bahsediliyor, 2 hafta sonra takıma dönecek ve son bekleyişin nedeni bu olabilir. Sadece bunu söyleyebilirim.

West Ham'da da iyi kazanıyordu, bunu yazarak başlayayım. Elbette Türkiye'ye gelmek için biraz daha fazla kazanacak, bu adamın değeri bu yani. 27 yaşında bir futbolcu transfer ediyorsun, sana geri dönüşü de olabilecek. 4.250 milyon avro'luk bonservisi konuşmaya dahi gerek yok, şu piyasada inanılmaz uygun bir rakam. Kimlere ne paralar verdik, oradan kıyaslayın. Sözleşmesinin son yılına da girmiyordu Feghouli.

5 yıllık sözleşme, 3.850 milyon avro yıllık ücreti. Takımın en fazla kazanan futbolcusu olacak ve bonuslarla birlikte yıllık ücreti 4 milyon avro diyelim. West Ham'da da 3 küsür milyon gibi bir ücreti vardı, bu detayı atlamayalım. 27 yaşında bir isim dediğim gibi, geri dönüş sağlayabileceğiniz, ayağa kalkması durumunda önemli bir değere dönüşebilir. Rakam yüksek ama piyasa bu, Feghouli gibi bir ismi alıyorsanız böyle rakamları gözden çıkarmak durumundasınız.

İşin maddi boyutu bilenlerin konusu, onlar yazar ve okuruz. Ben o kadar detaya giremem, bu işin geleceği nedir, kaynak nereden geliyor, sonumuz ne olacak gibi konuları düşünemiyorum. Saha içi noktasındayım, futbolcuyu da mevcut piyasa dahilinde değerlendiriyorum. Tekrar hayırlı olsun diyelim, Feghouli çok önemli bir transfer..

Kwadwo Asamoah Galatasaray'da


Asamoah'ın Galatasaray'a gelmesi ayrı şey, Kayserispor maçının ardından gelmesi ise apayrı şey. Yeni kadroyu gerçek anlamda ilk kez izledik, neler yapabileceklerini gördük, yeni dönem adına heyecan sahibi olduk. 

Oyuncu kalitesinin yükselmesi, tempolu ve atletik yapı. Bir de Asamoah'ı o kadro içinde düşündük, tablo net. Önemli bir değişim var, kadro kalitesinin ciddi anlamda yükseldiğini görüyoruz. İddialı ve büyük futbolcular transfer edildi. Bu isimler içinde belki de en sevindiğim ve beni heyecanlandıran isim Asamoah oldu diyebilirim.

Asamoah'la birlikte 3-4 formasyonu oynamak mümkün çünkü, oynayacağı her pozisyonda da ligin en iyilerinden biri olur. Sol bek, orta saha, 3'lü savunmanın solu veya sol açık. Kayserispor karşısında Tolga Ciğerci'nin pozisyonunda Asamoah'ı düşünün, küçük bir örnek. Maçına göre plan anlamını taşır Asamoah, 3'lü orta saha oynarsınız ve Fernando, Badou ikilisinin arasına yazarsınız mesela. Bunun gibi birçok örnek var işte, burada yazmıştım;


Juventus kolay vazgeçmedi, önemli bir joker çünkü. Onlar adına sorunsuz yedekti ama bir yerden sonra Asamoah'ın oynama isteği ön plana çıktı. Yeni sözleşme önerisini de Galatasaray için kabul etmedi, transferi için gerçekten çabaladı. Önce eşi dedik, transfer zora girdi. Sonra Juventus vazgeçti, bir şekilde o da ikna edildi. Maddi detayları resmi olarak açıklama geldiğinde konuşuruz tabii.

Sol kanadı bütünüyle kullanabilecek, birçok pozisyonda ve formasyon içinde kullanabileceğiniz, son derece atlet ve tempolu bir futbolcu. Gelen birçok transfer içinde en büyük beklentim Asamoah üzerinde diyebilirim. Hayırlısı olsun diyelim, farkı büyük olacak. Teknik detaylarla alakalı yazdığım diğer yazıyı da paylaşmış olayım, bu tarz birçok yazı var;

15 Ağustos 2017 Salı

Evgen Seleznyov & Galatasaray, sinir bozan bir tarzı var


Galatasaray'ın 3. bir forvet alternatifine ihtiyacı olduğu doğrudur. 2 forvetle sezonların geçmediğini geçmiş yıllarda gördük ve acı sonuçları oldu. Geçen sezon bir örnek, Sigthorsson hamlesi yerinde ve doğruydu ama kendisini kullanamamaktan kaynaklı sıkıntı yaşadık. Podolski sezona sakat girdi, Eren Derdiyok'un form durumu ilk haftalar sonrası tartışıldı ve bizim bu noktada bir alternatifimiz yoktu.

Mevcut forvetlere bakmak lazım, 3. forvet konusunda tarzı belirlemek adına. Gomis hareketli, güçlü ve pivot özellikleri de barındıran bir forvet. Eren Derdiyok da pivot özellikleriyle ön plana çıkıyor ve bu ikilinin arkasına gelmesi gereken isim bence hızlı, kanat özelliği olan bir isim olmalı. Daha pırpır diyebileceğimiz, savunmanın arkasına sarkabilecek, hızlı oyuna yatkın. 

Seleznyov ise başka bir adam. 3. bir pivot daha, bu noktada öncelikli ihtiyaç değil. Farkı var yine de, Gomis'in de pivot özellikleri var ama farklı özellikleri mevcut, bunun gibi. Seleznyov'u geçen sezonun ortasından bu yana izliyoruz, özellikle Tudor'un elinde büyük başarı göstermişti. Ön alanda mücadele gücü çok yüksek, pis işleri yapan, ortalığı karıştıran, bozan bir adam. Her takımın da böyle bir alternatife ihtiyacı vardır aslında, bu yüzden "pivot bu" deyip geçemem.

Kısa vadeli düşüneceğiz tabii, 32 yaşında bir isim. Maliyeti de görmek lazım, buna göre daha sağlıklı yorum yapılabilir. Kariyerine, tecrübesine girmeyeceğim bile, arkasında gayet iyi bir Ukrayna kariyeri var. Gerek Milli Takım, gerekse kulüp bazında. Karabükspor'a da bu tecrübesi büyük etki etmişti ama Tudor sonrası mutlu görünmüyor, ayrılık isteği bundan. Bu ligi karıştıran, hep bahsettiğim gibi "bu adamların başarısız olma şansı yok" dediğim isimlerden biri işte.

Olmasın, gelmesin diyemem. Kulübede böyle bir ismi tutmanın artısı olabilir, böyle karıştıran, ön alanda bozacak, pis işleri yapacak bir futbolcumuz yok çünkü. Sinir bozan bir tarzı var, hatırlayın Karabük'te kaybettiğimiz maçı. Fırsatçı bir oyuncu, golü koklayan isimlerden. 1-2 sezonluğuna düşünülebilir ama yine de benim ilk tercihim daha hızlı, pırpır bir isim olurdu. 

Tolga Ciğerci'nin 11 oynaması değil, solda oynaması sürprizdi


Tolga Ciğerci'nin 11 oynaması değil, solda oynaması sürprizdi. Eleştirilen bir isim, geçen sezon yaşadığı sakatlığın ardından bir türlü dönemedi. Tudor'la yükselmesini bekledik ama ona da cevap veremedi, üstüne bir de Östersunds maçları derken taraftarın gözünden düştü. 

Tudor tutuyor, ısrar ediyor. Benim için de değerli bir alternatif, takip edenler bilir. Temposu kıymetli, mevcut isimler içinde de Tudor'un kalemi olabilecek tek orta sahaydı. Bugüne bakınca Badou Ndiaye ve Fernando gibi isimler var, Tolga Ciğerci'nin de bu isimler arasında yükselebileceğini düşündüm.

Selçuk İnan'ın temposu sıfırladı, Tolga Ciğerci ise onunla birlikte oynadığında ekstra sorumluluk alma derdinde. Sıkıntı o zaten, hücumda yapamadıklarıyla, oysa orada olması gereken isim o değil. Rakip ceza sahasına girer, oraları karıştırır, bu başka. Şut veya kilit pas atmasını beklerseniz sorun, bunu Selçuk İnan yapmalı ama yapmadığı için o sorumluluğu da Tolga Ciğerci almaya çalışıyordu. 

Sakatlığın ardından dönemediği doğru, geçen sezona girdiği havada değildi. Kayserispor maçına baktığımızda ise takımın mevcut temposunda farkının olduğunu gördüm. Sola yakın oynamasına rağmen, maçın sürprizidir bu bana göre. Rakip ceza sahasına girdi, ilk golünü attı, pozisyonlara girdi, şut atmadı ya da hücumda başka sorumluluk alma amacında değildi. Olması gereken bu zaten.

Tolga Ciğerci topla da çıkar, rakip ceza sahasına koşu da yapar. Badou Ndiaye'nin getirdiği topta kaçırdığı bir gol var, enfes bir asist olacaktı. Kaçan gole takılmıyorum, orada Tolga Ciğerci'nin o koşusunun altını çizelim, aksiyonun içinde olması önemli. Bu kaçar, başkası gol olur. Takım için önemli bir adam yani, yine altını çiziyorum.

Savunma tarafını konuşmuyorum bile, zaten yaptığı işlerdi bunlar ama hücum algısı kötü gösteriyordu. Mevcut temponun önemli bir dalıydı, pres içinde hep vardı, çok top kazandı, baskısını hissettirdi. Bunları sol kanada yakın oynayıp yapması ise işin sürprizi. Kazanılması, vazgeçilmemesi gereken bir isim, Tudor'a yazabileceğim artılardan biri olur..

Galatasaray 4-1 Kayserispor, keyif be kardeşim


Keyif be kardeşim, çok zamandır izlemedik ısıran, savaşan, tempolu Galatasaray'ı. İlk maç, sakin olmalı ama siz de hak verin. En son böyle bir Galatasaray'ı ne zaman izledik hatırlamıyorum, son 2 senede izlemediğimiz kesin tabii. İnsanlar özledi, bunu görmek istiyor. Herkes heyecanlı, bir sonraki maçı iple çekecek kıvamda. Östersuns faciasını bir ömür unutmayacak olsak bile lige böyle başlamak çok kıymetli.

Kayserispor da yeni bir takım, Galatasaray da öyle. Fark şu, kaliteli bir takımız. Kadro kalitesi olarak geçen sezonla kıyaslanmayacak ölçüde, çok önemli transferler yapıldı. Feghouli geldi, Asamoah'ı bekliyoruz derken seviye inanılmaz noktalarda. Oyuncu kalitesi yükseldi, takımın atletizmi ve temposu arttı. Tudor'u eleştirdim, hala o noktadayım ama kadro özelinde yaptığı tespitler doğruydu, şu transfer harekatında katkısı olduğuna inanıyorum.

Tolga Ciğerci'nin 11 bağlayacağı öğle saatlerinde konuşuluyordu ama sanırım kimse onun sol tarafta oynayacağını tahmin edemedi. Geçen sezona iyi başlayan, yaşadığı sakatlığın ardından düşen bir isim. Tenposu ve atletizmiyle Tudor'un kalemi olacağını düşündüğüm isimlerdendi, geçen sezon bunu başaramadı. Östersunds karşısında da görüntüsü iyi değildi ama Fernando ve Badou Ndiaye gibi isimler arasında sırıtmıyor işte, temposuyla o da artı sağlıyor. Sol kanada yakın oynasa bile.

4-1-4-1 oynuyoruz ve çok hareketliyiz. Maça tempoyla girdik, ilk andan itibaren kontrolü ele aldık. Hücumda inanılmaz bir hız vardı, topu kaptırdıktan sonra en az 2 Galatasaraylıyı pres yaparken gördük ve çok çabuk geri kazandık. Uyum gelişecek, daha iyi hücumlar mutlaka izleyeceğiz. Hareketli hücumcular, hızlı, topla dripling yapan, ısrarla dikine oynayan. Badou Ndiaye'nin orta sahada etkisini izledik, Belhanda'nın hareketliliğini. Mesela Belhanda'nın biraz daha zamana ihtiyacı var, hücum organizasyonları noktasında. Buna rağmen şu hali bile 1 gol 1 asist.

Duran toplar sorun, hala çözülemediğini görmek sorun. Yediğimiz gol yine bir duran top, 2 tane daha böyle topları var. Tempomuz rakibe set hücumu imkanı tanımadı ama pozisyon vermediğimiz şu maçta gol yiyebiliyoruz ki nasıl çözüleceğini bilmiyorum. Bunun dışında bir sorun görmedim, savunma organizasyonu Fernando'yla birlikte yükseldi.

Hazırlık ve Östersunds maçlarında hücuma çıkarken savunmanın üçlendiğini izliyoruz. Tolga Ciğerci bu işi yapamamıştı, Fernando yapıyor. Stoperlerin arasına geçti, Mariano ve Linnes kanat edasıyla sürekli bindirdi, Maicon ise o maçlarda olduğu gibi sağ bekleşti mesela. Bu bir plan, gördüğümüz kadarıyla gelişiyor, oyuncu kalitesinin yükselmesiyle. 

Tempo içinde Garry Rodrigues'in de farkı büyük oluyor mesela, patlayıcı oyuncu. Ben onu daha çok 12. adam gibi düşünüyorum ama tempo aradığınız her an etkisi büyük. Mariano'nun da boş çıkışı yok mesela, Linnes sol bekte etki etmeye devam ediyor ki doğru sistem içinde onun da işlememe şansı yok, ne vereceği belli isim. Temponun altını ısrarla çiziyorum, anahtar bu olacak. Atletizm de diyelim hatta, kadro bu yönde evrildi ki taraftarın beklentisi buydu.

Gomis konusunda da yanılmayacağım, bundan eminim. Garantili forvet diyordum geldiğinde, 2 golle başladı, 2 tane daha atabilirdi. Hücum organizasyonu uyum meselesi, zaman içinde yükselecek. Belhanda için de bu geçerli ama kaliteleri ortada, farkı yarattılar. Feghouli'yi ekleyeceğiz daha bu organizasyona, keyfi büyük olacak. Östersunds karşısında güçsüz bir Gomis vardı, hareketsiz ve ayakta kalmakta zorlanan. Gücüyle fark yarattı bugün, yıkılmıyor, hareketli ve iyi bir bitirici. Geçen sezon forvetin mücadele etmemesi ve fizik gücü kaynaklı sorun yaşıyorduk, Gomis iyi başladı.

Agresif, ısıran, tempolu, isteyen ve aç bir Galatasaray. Lige müthiş başladık, orası kesin. Ligin ilk haftaları zor olur genelde, özellikle böyle yeni takımların uyum sorunu ön plana çıkar. "Bam bam bam" diye oynayacak Galatasaray hayalimizdi, ilk hafta zor diyordum bunun için ama oynadık işte, başardık. Müthiş keyif aldım, devamını izlemek dileğiyle..

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Yıllar sonra anlatır mıyız bu hikayeyi?


Çok hikaye var onun hakkında, büyük bir bilinmezlik. Galatasaray'ın İstanbul'a getirip, sağlık kontrolüne soktuğu bir futbolcuydu ama anlaşma sağlanamadı. Muslera'nın bu konuda açıklamaları vardı, en sağlıklısı bilgileri o verdi ama bilinmiyor yani.

Öyle bir durum ki, futbolcu potansiyelini yansıtsa ve çok önemli yerlere gelse yıllar sonra dahi konuşulacak bir mesele olur. Var böyle hikayeler, deneyip beğenmediğimiz ama önemli yerlere gelen futbolcular. Appiah mesela bir örnek, Galatasaray altyapısında denenmiş ve beğenilmemiş bir isimdi. 

Mathian Olivera, savunma özelliği öne çıkan bir sol bek. Stoperleşebilen bir sol bek diyelim hatta, potansiyeli var. Bonservisi de yoktu, haliyle böyle hamleleri denemek önemli. Çok tanımıyordum ama bu şartlar itibariyle gelmesinden dolayı da mutluydum. 

Yine de skandal bir durum olarak nitelendiremeyiz, Muslera'nın açıklamalarından yola çıkarak. Menajeri Fonseca'yla birlikte Galatasaray'a getirmek için uğraştılar. Anlaşma da tamamdı ama babası sorun çıkardı, ekstra talepleri oldu ve zorlamadı Galatasaray. Fonseca'nın bundan dolayı çok sinirlendiği dahi haber olmuştu. Fonseca ve futbolcunun babası kaynaklı bir sorun, Muslera'nın anlattıklarına göre.

Bir diğer konuşulan hikaye ise futbolcunun u21 takımı için düşünüldüğü ve bunu kabul etmedikleri. Türk basınında vardı bu haberler, futbolcunun ilk etapta u21 takımında  kullanılacağı yazılıyordu. Futbolcu ise buraya A takımda oynama hayaliyle geldiğini ve bu durum karşısında ayrıldığını söylüyordu. Doğru da olabilir, bilmiyoruz.

Getafe'yle anlaşmış ve 6 yıllık sözleşme imzalamış. Potansiyelini ne kadar yansıtır, günün birinde nerelere gelir bilinmez. Önemli işler yapması durumunda yıllar sonra anlatılacak bir hikaye çıkar bizlere. Denemek lazım böyle hamleleri, bu futbolcu olmadı diye vazgeçilmemeli..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger