15 Ağustos 2014 Cuma

Nejat Biyediç

Çocukluğuma yönelik yaşadığım en büyük heyecanlardan biri de, Bursaspor'un Intertoto yürüyüşü olmuştu. Tabii o zamanlar anlamsız değildi o kupa, yıllar içerisinde anlamını yitirerek, zorunlu askerlik vari birşey olmuştu ama ilk düzenlendiği yıllarda heyecan bakımından Uefa Kupası'ndan farkı yoktu. Oysa kazananın ödülü, Uefa Kupası'na katılma hakkı elde etmekti.

Bursaspor da bu kupada finale kadar yükselmiş, Karlsruher'e penaltılar sonucu kaybetmişti. O dönemin Bursaspor'unu hatırlayınca, Baliç'lerden Ercüment'e, Mussusi'ye kadar uzar bu liste. En akılda kalan ise, Bursaspor'un gol sevinçlerinde yaptığı timsah yürüyüşüdür ve o dönem bu yürüyüşün mimarı da Nejat Biyediç'ti.

Çok ilginç, Nejat Biyediç'in Türk olmadığını o öldüğünde öğrendim. Hiç sorgulamamışım bile, aklıma dahi gelmeyen bir durumdu. Boşnak olması da önemli değil gerçi, burada önemli olan Nejat Biyediç'in bizden biri olması, insanlara bunu yansıtması.

Bursaspor'un en önemli değerlerinden biri, bu tartışmasız. Ertuğrul Sağlam'ın yazdığı tarihi hepimiz hatırlarız ama Nejat Biyediç'in katkıları unutulmaz. Bu takım her yere düştüğünde o göreve geldi, zor zamanlar camiasına sahip çıktı. Bugün yaşasaydı, yine akla gelecek ilk isim o olacaktı.

Nejat Biyediç'i ölüm yıldönümünde anmak istedim, tekrardan tüm Bursaspor camiasının başı sağolsun..

Galatasaray'ın Ganalıları, 1996


14 Ağustos 2014 Perşembe

Felipe Melo & Pau Gasol





Eski bir resmim, ben yeni gördüğüm için paylaşıyorum..

Bir Kariyer Hikayesi


Colin Kazım Richards'ı da futbol tarihimizin ilginç hikayeleri arasına alacağız. Yeteneği ölçüsünde (oynadığı takımlar itibariyle) hiç de fena olmayan bir kariyer. Fenerbahçe ile Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final görmesi, Galatasaray forması giymesi, Euro 2008 kadrosunda önemli bir parça olması gibi. Üzerine koyarak ilerlemesini beklediğiniz bir yetenek ama o ısrarla yerinde saymayı tercih etmiş, bu düşüşe rağmen Feyenoord gibi bir takıma kiralık olarak gitmeyi başardı.

Galatasaray'dan ayrılmasını anlamamıştım aslında. Tam onun ortamıydı Galatasaray. Fatih Terim zaten Colin Kazım'ı sever, Milli Takım'da da ilk olarak şans vermişti, kimse beklemezken Euro 2008 kadrosunda tutmuş ve 11'in de değişmez bir parçası yapmıştı. Galatasaray kariyeri de bu anlamda iyi gidiyorken, 11'in önemli bir ismiyken o ayrılmayı tercih etti, Yiğit Gökoğlan transferinden mi çekindi bilmiyorum ama Olympiakos'a gitti. Oradan Blackburn Rovers derken yine Galatasaray'a döndü, yabancı kontenjanı sayesinde takımda kalır diye beklerken Bursaspor'la anlaştı.

Herşeye rağmen sığınacak iyi bir liman bulabiliyor, bu da Kazım Kazım'ın kariyerinin özeti. Bursaspor günleri iyi geçer diye beklerken, orada da tutmadı. Daha da şaşırdığım, Şenol Güneş böyle isimleri kazanmayı severken (Burak Yılmaz misali) Kazım'ı hiç denemedi bile. Koca bir sezonu da iptal olarak geçirmesine rağmen, Feyenoord'a kiralık gidebilmesine hala şaşırıyorum. 20-21 yaşında tutmamış, tutma imkanı olmayan yetenekler şans bulur da, 28 yaşına gelmiş bir ismin üzerinden hala yetenek var diye hareket etmek, bir menajer başarısı mıdır bilmiyorum.

Galatasaray kariyerinde ilklerin adamıdır ayrıca. Ali Sami Yen'de atılan son gol, Galatasaray lig tarihindeki 3000. gol gibi.  Bir de onu yabancı futbolcularla kurduğu diyaloglarla hatırlarız. Zaten hiç yerli bir futbolcu gibi olmadı, öyle hareket etmedi ama takımda da yabancı futbolcular için uyum elçisi gibiydi..

Gökhan Zan'ın Dönüşü


Emre Aşık'ı severim, bu sevgimin de kaynağı son Galatasaray döneminden kaynaklıdır. 20 maç oynamasa, 21. maç saha çıkar ve sanki 20 maçtır oynamış gibi katkı verirdi. O yaşta, böyle bir katkı verebilmesi takım için çok değerliydi ve futbolu bırakana kadar her dönem hangi teknik direktör gelirse gelsin ondan vazgeçemedi.

Gökhan Zan'ı da severim, o da o yoldan ilerlediği için. Gökhan Zan da 20 maç oynamasa, Emre Aşık misali 21. maç sanki 20 maçtır oynamış gibi mücadele eder, katkısını verir. Performansı hep standarttır, 10 üzerinden 6.5'un altına asla düşmez ve Galatasaray'da geçirdiği sezonlar boyunca da Gökhan Zan bizi şöyle yaktı diyebileceğiniz maç yoktur belki de.

Her kritik dönemde de forma şansını mutlaka bulur, sezonu o tamamlar. Fatih Terim'le gelen 2. şampiyonluk mesela, Kayseri deplasmanından itibaren o oynamıştı ve şampiyonluk yürüyüşünde katkısı büyüktür. Ya da geçtiğimiz sezonu hatırlayın, Mancini'nin ayağının tozuyla oynattığı isimdir, Juventus deplasmanını akıllara getirin.

Bunun gibi birçok örnek verilebilir ama Gökhan Zan'ın müthiş bir kariyeri olmadıysa, bunun da nedeni yaaşadığı sık sakatlıklar. Maalesef bu konuda dertli ve sakatlıklar yüzünden müthiş bir kariyer çizemedi kendisine. Yine de Galatasaray formasını bu kadar sezon giyebilmek büyük iş, hala da ondan vazgeçilemediğini görüyoruz.

Transfer konusunda da sıkıntı yaşıyoruz, yabancı kontenjanı belimizi büküyor maalesef. Yine de bir yabancı stoper isteniyor ama Gökhan Zan döndüğüne göre bu Chedjou ayrılığı anlamına gelebilir ama Chedjou'nun da gitmesine ihtimal vermiyorum. Yerli bir alternatifte lazım, çünkü sağ bek için yerli bir isim gerekli ve kimseyi alamıyoruz. Bu durumda Semih Kaya'yı geçtiğimiz sezon olduğu gibi sağ bek alternatifi yazmak adına, stopere yerli bir hamle gerekebilirdi ve biz bunu Gökhan Zan'ı yeniden kazanmayı deneyerek aşmak istiyoruz, doğru da bir karar bu.

Raporlara baktığımızda fitness anlamında Gökhan Zan, bu yaşa ve bu sakatlıklara rağmen hala üst sıralarda ve kadro dışı kalan isimler arasında da tartışılmaz lider. Onun bu profesyonelliği de tekrar takıma dönmesini sağladı. Umarım sağa sola fazla bulaşmadan (geçen sezon Melo hadisesi gibi), kendi işine bakar ve forma günü geldiğinde yine beklenen katkıyı gösterir.

Gökhan Zan dışında da herhangi bir kadro dışı kalan ismin takıma geri döneceğine inanmıyorum..

Son Söz Yeniden Arroyo'nun


Basketbol takımı adına atılacak en önemli adım Arroyo'nun takımda kalmasıydı ve bu gerçekleştirildi. Son iki sezona baktığımızda, gerçekleşen tüm başarıların altında Arroyo imzası da var ve bu takımın bir numaralı ismi konumunda. 3. sezonuna da girmesi itibariyle, oynadığı basketboldan öte takım içerisinde liderlik ve tecrübe gibi katkıları da var. Yeniden Arroyo üzerine bir takım inşa ediyoruz ve yeni sezonda yeniden söz sahibi olacaksak, son sözü Arroyo söyleyecektir..


13 Ağustos 2014 Çarşamba

Süleyman Seba..


Renk ayırt etmeden, tüm renklerin sevip, sayacağı kaç insan kaldı ki hayatta. Türk futbolu, yaşayan tek akil adamını kaybetti. Eskilerden kimse kalmıyor, eskiler iyiydi, çocukluğumuz güzeldi. İyilerin dönemi maalesef kapanıyor, Süleyman Seba'nın kaybı çok üzücü. Önce Beşiktaş, sonrasında da futbolla yakından uzaktan alakası olan herkesin başı sağolsun..

"Şampiyon Kadroyu Korumak"; Just Women's Basketball

Galatasaray için basketbolda hareketli günler başladı. 1-2 aydır konuştuğumuz transferlerin birer birer açıklandığını görüyoruz, adımlar hızlı atılıyor ve kadın takımı da transfer konusunda oldukça hareketli. Bizler de hem geçen sezonu, hem yeni hedefleri, transferleri, kısacası Galatasaray Kadın Basketbolu'nda bizleri nasıl bir dönem beklediğinin sorusunun cevabını Just Women's Basketball ekibinden almaya çalıştık. Benim çok beğendiğim, inanılmaz kaliteli bir internet sitesi ve aradığınız tüm sorulara cevap bulmanız mümkün. Bizleri de kırmayarak, tüm sorularımıza cevap verdiler..


Yıllarca büyük yatırımlar yapıldı, Taurasi'lerden, Fowles'lere, Tina Charles'lara kadar büyük yıldızlar izledi Galatasaray, büyük paralar harcandı ama o kadar da büyük yatırımlar yapılmayan bir sezonda Euroleague ve lig şampiyonluğuyla birlikte tarihinin en iyi sezonu yaşandı. Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz, Galatasaray hangi noktalarda iyi işler yaparak böyle bir sezon yaşadı?
Aykun M.Alan: Burada her şeyden önce altı çizilmesi gereken kocaman bir Ekrem Memnun faktörü var. Önceki sezonlara bakıldığında, özellikle de 2007'den sonra, dünyanın en iyi oyuncularını, sarı-kırmızılı forma altında izledik. Şöyle kısaca bir geriye dönüp baktığımızda, Tangela Smith, Nikki Teasley'lerle başlayıp, Vickie Johnson, Sophia Young, Seimone Augustus, Katie Douglas, Tamika Catchings'ler ile devam eden ve ek olarak, sizin saydığınız isimler dünyanın en iyi isimleri. Ancak basketbol bir takım oyunu ve şahıslardan önce "takım" olgusunu ön plana çıkarmak, zafer için anahtar.

Daha önce takımı çalıştıran Ayhan Avcı, Hakan Acer, Okan Çevik, Ceyhun Yıldızoğlu gibi koçların elinde, yabancı rotasyonu için yüksek maliyetli çok büyük isimler olsa da, yerli rotasyonunun hep belirli bir seviyede kalması, takımı yalnızca kısa vadeli başarılara taşıdı. Ekrem Memnun dönemine baktığımızda ise, özellikle ilk sezon takımda yaşanan saha dışı olayları, istenen başarıların gelmemesini sağlasa da, belki de geçen sezonun fitilini ateşledi. Burada bir parantez de staff'a açmakta fayda var. Şubeyi ve kulübü çok iyi bilen Derya Özyer'in yanı sıra, takım menajeri Müge Erdem ve staffın diğer oyuncularının rolü de büyük.

Ekrem Memnun'un payından bahsettik. Koç'un benimsemiş olduğu, yıldız oyuncu ve bireysellikten uzak basketbol anlayışının yanı sıra, hücumda ve savunmada sürekli yardımlaşan ve en önemlisi de beraber oynamaktan keyif alan bu oyuncu grubuna sahip olması, başarıyı getiren en önemli etmen oldu. Memnun, "o kadar büyük paralar harcanıp, bu kadar fazla sayıda yıldız getirmek hiçbir şey ifade etmez" dedi adeta.

Oyuncu tarafından baktığımız zaman, Işıl Alben faktörüne de değinmeden geçmek olmaz. Oyuncunun saha içi standartı zaten belirli bir seviyede ancak onun bu sene takımdaki birleştirici rolü de takdire şayandı. Öte yandan geçen sene neredeyse hiç oynamayan Nevriye Yılmaz'ın, bu sene herşeyini parkeye yansıtması, takıma ablalık etmesi, yabancı oyuncuların kendisini ailenin bir parçası olarak hissetmesi ve taraftar ile kucaklaşması, başarıyı getiren faktörlerden bazıları oldu.

Belki sezon başlangıcında, TKBL ve EuroLeague şampiyonluğunu kimse bu kadar yakın görmüyordu ancak her geçen maç, takımın kendine güveni daha da oturdu ve hedeflerin aslında o kadar da uzak olmadığı anlaşıldı. Ekrem Memnun, sahip olduğu inancı birebir oyunculara aşılaması da rüya gibi geçen sezonun özeti gibiydi.


Tabii bir Galatasaray geleneği olmak üzere, efsane sezonun ardından efsane kadroyu koruma anlamında sıkıntılar yaşanıyor. Işıl Alben ve Alba Torrens ayrılıkları yaşandı, bunun dışında kadro korunuyor ama giden iki isim, özellikle de Işıl Alben'in varlığı Galatasaray için sadece basketboldan ibaret değildi. Bu ayrılıkları nasıl değerlendiriyorsunuz, bu ayrılıklarda yaşanan yönetim zaafiyeti size göre var mı?

Aykun M.Alan: "Şampiyon kadroyu korumak", sporumuzun en büyük zaaflarından birisi. Baktığımız zaman, Avrupa'da da -bu sadece basketbol için değil- hemen her branşta şampiyon takımın oyuncularının, bir sonraki yıl daha büyük hedeflerle takımdan ayrıldığına şahit oluyoruz. Galatasaray özelinde konuşacak olursak, 2011 EuroLeague şampiyonu Perfumerias Avenida takımından Alba Torrens, 2012 EuroLeague şampiyonu Ros Casares'ten de Sancho Lyttle ve Ann Wauters'ın transfer edildiğini görüyoruz ancak, Galatasaray tarafında özellikle Işıl Alben'in takımdan ayrılması, başarısız bir süreç yönetimi ve spor yöneticisi ihmali olarak nitelendirilebilir.

Hikaye çok açık, oyuncu sezon ortasında yöneticisine yeni kontrat teklif ediyor ve aldığı olumsuz cevap onda öyle bir hayal kırıklığı yaratıyor ki, sezon ortasında Dinamo Kursk ile sözleşme imzalıyor. Ki bahsettiğimiz oyuncu, 7-8 senedir Galatasaray Kadın Basketbol Takımı'nın formasını giyen sembol bir isim, taraftarın da sevgilisi. Tabii ki ortada imzalanan bir sözleşme olmasından ötürü, sezon sonunda yöneticilerin, oyuncuyu sözleşmeden çıkarmak için verdiği tüm mücadele sonuçsuz kaldı ve şimdi Işıl, 1 sene boyunca çok sevdiği Galatasaray'dan ayrı kalacak.

Ben bu transferin, oyuncunun kariyerine bambaşka bir boyut kazandıracağı görüşündeyim çünkü bana göre imkanı olan her oyuncu, yurt dışı deneyimini yaşamalı. Hatta ve hatta Türkiye olarak bu rakamı daha da yukarılara çekmeliyiz çünkü çok uzun zamandır Yasemin Horasan ve Şaziye İvegin dışında Avrupa'da 1. lig seviyesinde oynayan oyuncumuz yok. Galatasaray için bir diğer kayıp ise Alba Torrens oldu. Oyuncu, Nisan ayında Rus ekibi UMMC Ekaterinburg ile anlaştı ancak profesyonellik örneği göstererek, elinden gelenin maksimumunu yine Galatasaray için kullandı.

Işıl ve Alba transferi, hedefler doğrultusunda makul ayrılıklar olarak görülse de, madalyonun öteki yüzünde özellikle Işıl’ın transferine ciddi bir yönetim zafiyeti olduğu gerçeğini kesinlikle atlamamak gerek.

Genç oyunculardan Ayşe Cora ve Yasemen Saylar da takımdan ayrılan isimler oldu. Ayşe Cora, Beşiktaş'tan da koçu olan Aziz Akkaya ile gelecek sezon Edirnespor'un başarısı için ter dökecek ki bana göre kariyeri açısında çok doğru bir karar verdi. Yasemen Saylar da, çok uzun zamandır kendisine A Takım'da yer bulan bir isimdi. Zaman zaman ciddi süreler alsa da, artık oynama zamanı geldi ve Hatay Büyükşehir Belediyespor'da onu önemli bir sınav bekliyor olacak.


Tek tek isimler üzerine diğer sorularda gideriz ama genel manada bakınca bu sezon Galatasaray'da gerçekleşen hamlelerle birlikte hedef ne olur? Geçtiğimiz sezon yaşanan başarıyı bir daha yakalamak ne kadar mümkün?

Aykun M.Alan: Öncelikle Işıl Alben’in kaybı, Galatasaray'ın yerine oyuncu koyarak doldurabileceği türden bir kayıp değil. Onun saha içinde verdikleri kadar, takım için ifade ettiği değer de çok büyüktü. Açık konuşmak gerekirse, Galatasaray’ın lig hedefi her zaman şampiyonluk olsa da, geçen sene de yola EuroLeague şampiyonluğu hedefi ile çıkıldığını sanmıyorum. Takımın oturması, birbirine alışması hep bir süreç ve bu süreç sırasında da bir takım hasarlar yaşanıyor.

Şimdi gidenler ve gelenleri tartıya koyduğumuzda, nicelik olarak yeni kadro ağır basıyor olsa da, nitelik olarak takımın ruhu diye tabir edilen 2 oyuncunun takımdan ayrılması, elbette takımı olumsuz etkileyecektir. Ancak takımın başında Ekrem Memnun gibi adanmış, kararlı ve disiplinli bir koçun olması, eminim pek çok kişiyi rahatlatıyordur.

Sarı-kırmızılıların ezeli rakibi Fenerbahçe'ye baktığımızda da Esmeral Tunçluer, Cappie Pondexter ve Ivana Matovic gibi önemli isimlerin takımdan ayrıldığını görüyoruz. Onlar da yeni bir koçla beraber, yeni bir takım kurdu ve bir alışma süreci geçireceklerdir muhakkak.

Galatasaray, bu sene adım adım ilerlemeli ve önünü görerek sağlam adımlar atmalı. Elbette omuzda "şampiyon" apoleti ile sezona başlayacaklar ve rakipler -özellikle de Avrupa’da- farklı bir konsantrasyon ile maçlara çıkacaktır ancak sarı-kırmızılılar için, bu kayıplardan sonra şu aşamada hedef TKBL ve EuroLeague'de şampiyonluk demek pek gerçekçi olmaz fakat geçen sene de öyle rüya gibi bir sezon olacağını hiç kimse tahmin etmezdi.



Nuria Martinez, Jelana Dubljevic, Barbara Turner, Deniz Çolakoğlu ve Ayşegül Günay yeni transferler. Bu transferleri nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu kadroyla geçtiğimiz sezonun kadrosunu kıyasladığınızda ortaya nasıl bir sonuç çıkıyor?

Aykun M.Alan: Galatasaray'ın bu sezon kadrosuna kattığı isimler, çok kaliteli oyuncular. Nuria Martinez çok deneyimli bir oyun kurucu olmakla beraber, şu anda Dünya Şampiyonası için İspanya Milli Takımının da kadrosuna. Ayşegül Günay ki bana göre guard çıkarmakta zorlanan ülkemiz için çok büyük önem ifade ediyor. 1991 doğumlu olmasına rağmen oldukça tecrübeli, EuroLeague ve EuroCup'ta önemli deneyimler edinmiş bir oyuncu. Bahar Öztürk'ün sahip olduğu Türk pasaportu, onu özel kılıyor. Eğer Galatasaray, TBF ile arasındaki "devşirme" problemini çözerse, Galatasaray'a özellikle oyunun sıkıştığı bölümlerde, dış şut isabetleri ile çok şey verecektir. Deniz Çolakoğlu, belirli seviyenin üzerinde bir 3 numara. Sezon içerisinde muhakkak önemli katkı verecektir. Jelena Dubljevic ise, Avrupa'da 4 numara pozisyonunda en iyi oyuncuları arasında gösteriliyor ki Sancho Lyttle gibi bir makinanın da bu takımda olduğunu hatırlatalım.

Galatasaray'dan giden en önemli oyuncular ise Işıl Alben ve Alba Torrens. Bahar Öztürk, Shavonte Zellous ile beraber Alba'nın yokluğunu kapatmak için gayret göstereceklerdir ancak Işıl Alben'in kaybını, ne Nuria Martinez'in ne de Ayşegül Günay'ın dolduramayacağı görüşündeyim. Burada söylemeye çalıştığım şey istatistiksel bir açık değil. Işıl'ın sahada verdikleri, isimlerle yada rakamlarla telafi edilecek türden bir katkı olmadığı görüşündeyim. Onun saha içindeki dinamizmi, eforu ve takımı sahiplenmesi, tamamen onun sembol bir oyuncu olmasından kaynaklanıyordu. Futboldan örnek verecek olursak, Alex Ferguson'un Manchester United'dan ayrılması gibi. Yerine birisi gelir, ama dünyada sadece 1 tane Alex Ferguson vardır. Bu da işte öyle. Işıl Alben, Galatasaray Kadın Basketbol Takımı için çok şey ifade ediyordu ve Galatasaray, Işıl Alben’i yitirerek, bir oyuncudan daha fazlasını, ruhunu kaybetti. Ekrem Memnun'un Galatasaray'ının, gelecek sezon ki en büyük handikapı kesinlikle bu olacak.

Takımın diğer bölgelerine baktığımız zaman Galatasaray'ın gayet yeterli bir kadrosu olduğunu görüyoruz. Uzun rotasyonunda Sancho Lyttle, Kelsey Bone, Jelena Dubljevic, Nevriye Yılmaz ve Bahar Çağlar isimlerini görüyoruz. Bahar Çağlar'ın bu sene biraz kıpırdaması, takım kalitesini bir kademe daha yukarıya taşıyacaktır. Skorer pozisyonunda Shavonte Zellous, Şebnem Kimyacıoğlu, Bahar Öztürk ve Deniz Çolakoğlu isimleri gayet geniş bir rotasyon oluşturuyor. Nuria Martinez, Ayşegül Günay ve Esra Şencebe'den oluşan guard rotasyonuna elbette maç içerisinde Bahar Öztürk ve Shavonte Zellous'tan da destek gelecektir. Yasemen Saylar'ın takımdan ayrılması ile altyapıdan da 1 oyuncunun A Takım kadrosuna dahil edileceğini hemen belirtelim ki bu isim de muhtemelen, geçen sezonun da bir bölümünde kendisine A Takım'da yer bulan Seda Deniz olacaktır.


Ekrem Memnun faktörünü de konuşmak lazım. Galatasaray en büyük başarılarını eski sezonlarda yine Ekrem Memnun'la yaşamıştı ve onun dönüşüyle de yeniden o kazanan kimliğine geri döndü. Ekrem Memnun'un Galatasaray ve kadın basketbolu üzerine etkileri sizce nasıl?

Aykun M.Alan: Galatasaray, yeniden Ekrem Memnun ile buluştuğu için çok şanslı. Biliyorsunuz Galatasaray'ın son lig şampiyonluğu ve EuroLeague'de 3. olan takımın başında da yine Ekrem Memnun vardı. 13 sene sonra yeniden takımın başına gelmesi ve 1 sezon sonra gelen 3 kupa, bu anlamda kesinlikle bir tesadüf değil. İlkeleri ve keskin bir biçimde çizilmiş basketbol anlayışı olan koçların, bu branşta başarılı olduğunu daha önce de pek çok kez gördük ama Ekrem Memnun'un artısı, karakterli ve başarıya aç bir oyuncu grubu ile çalışması oldu. Çok büyük bütçelerle yola çıkılmayan sezonda yapılan transferler de genç ve başarıyı tırmalayan isimlerden oluştu.

Ekrem Memnun'un, sezon başında çok eleştirilen Kelsey Bone kumarının tutması ve oyuncunun maksimum konsantrasyon ile takıma katkı vermesi, Shavonte Zellous'u, o alışık olduğu "atan" oyuncudan, takım oyuncusu hüviyetine bürümesi, Alba Torrens gibi bir skor potansiyelinin oyununu törpüleyerek, takım kimyasına adapte etmesi, Sancho Lyttle'ın istikrarlı oyunu ve çok yönlülüğüne, Işıl Alben, Nevriye Yılmaz, Şebnem Kimyacıoğlu, Esra Şencebe gibi yerlilerin de hedefe kilitlenerek var gücü ile mücadele etmesi, zaten taktik olarak eksiksiz olan Ekrem Memnun'un, mental açıdan da sporcuları ile kurduğu köprü ve ortak hedefler, takımı şampiyon yaptı.

Elbette Ekrem Memnun'un olduğu kadar, staff'ın da başarıda payı vardı. Basketbol nasıl bir takım oyunu ise, koç da yardımcıları ile beraber bir takım. Öte yandan Ekrem Memnun'un, EuroLeague şampiyonluğu ile de Türk koçlara önemli bir mesaj vermiş olduğunu düşünüyorum. Bir ütopya gibi gözüken kulüp takımlarımızın Avrupa Şampiyonluğu olgusunun, aslında o kadar uzak olmadığı mesajını herkese verdi. İnanmanın, takım olmanın ve oyuncular ile "aynı dili" konuşmanın, bu branşta ne kadar önemli olduğunu gösterdi başarılı koç.


Gelecek sezon lig yarışı sizce nasıl olacak? Fenerbahçe'nin de kadro anlamında geçtiğimiz sezonun üzerine çıktığını görüyoruz ama Kayseri Kaski'nin kadrosunda bir dağılma var. Nasıl bir yarış olur, şampiyonluk adayınız kim ve hangi takımlar sürprize aday, dikkat edilmeye değer?

Aykun M.Alan: Kısaca değinmek gerekirse, Fenerbahçe'de bu sene ciddi bir kabuk değişimi oldu. En başta, koç Roberto Iniguez ile yollar ayrıldı ve ligimize yabancı Polonyalı Jacek Winnicki takımın dümenine geçti. Öte yandan Esmeral Tunçluer, Cappie Pondexter, Ivana Matovic, Isabelle Yacoubou, Nevin Nevlin gibi isimler takımdan ayrıldı ve yerlerine Astou Ndour, Tina Charles, Tuğba Palazoğlu ve Miljana Bojovic geldi. Kağıt üzerinde Fenerbahçe'nin şu anda bir eksiği yok gibi gözüküyor olsa da bu oyuncular takıma ne verecek, takım kimyası ile ne kadar uyuşacaklar ve Fenerbahçe, gelecek sezon Jacek Winnicki ile beraber nasıl bir basketbol anlayışı sergileyecek göreceğiz.

Öte yandan Kayseri KASKİ'de de başta kulüp adı ile beraber, pek çok değişiklik oldu. Tanisha Wright takımda tutuldu ve diğer tüm yabancılar gönderildi. Aldıkları yabancılar arasından kuşkusuz en çok öne çıkan isim İspanyol Laura Nicholls, ancak diğer yabancılar da potansiyelli ve kaliteli isimler. AGÜ adı ile yeni sezonda mücadele edecek olan Kayseri ekibi, EuroLeague'de de yer alacak ve onları yine zorlu bir maraton bekliyor.

Bu senenin bir diğer iddialı takımı da İstanbul Üniversitesi B.G.D. olacak. Pilot takımı 2. lige gönderen ekip, geçen sene takımda yer alan Shenise Johnson'u tutup, ligi yakından tanıyan Courtney Paris, Kamile Nacickatie, Andja Jelavic ve Artemis Spanou'yu aldı.

Diğer tarafta, Beşiktaş'ın yabancı takviyelerini isim bazında çok beğendim. Frida Eldebrink, Ziomara Morrison ve Jordan Hooper, siyah-beyazlılarda önemli işler yapacaktır ancak orada belirleyici unsur, yerlilerin oyunca katkısı ve 1 numaralı pozisyondan neler alacakları olacak.

Çukurova takımlarının da bu sene yine önemli atılımları oldu. Özellikle Adana ASKİ, Mersin Büyükşehir Belediyespor ve Osmaniye Gençlik, bu sezon ses çıkaracak olan takımlar olacağı görüşündeyim.


Just Women's Basketball benim fazlasıyla takip ettiğim, kadın basketbolu üzerine çok şeyler öğrendiğim bir internet sitesi. Bu oluşumu da sormam lazım aslında, bu projeyi nasıl geliştirdiniz ve ne hedefliyorsunuz, neler yapmak istiyorsunuz?

Aykun M.Alan:  Öncelikle görüşleriniz için çok teşekkür ederim... Sondan başlayalım. Ne yapmak istiyorsunuz sorusunun cevabı, aslında tam olarak sizin söyledikleriniz ile birebir örtüşüyor. Hedefimiz, basketbol ile ilgili ancak daha önce kadın basketbolu ile hiç ilgilenmemiş insanların bile, branşa ilgi duymasını sağlamak, her geçen gün daha fazla insanın dikkatini çekmek ve kadın basketbolunda yaşanan rekabete onları şahit etmek.

Bu spor, aslında kadınların yapmaması gereken, çünkü biyolojik açıdan kadın vücudunun yatkın olmadığı bir spor dalı. Buna rağmen, Amerika başta olmak üzere dünyada kadın basketbolu büyük ilgi görüyor ve ilerlemiş durumda. Türkiye'de ise bu branşa olan ilgi henüz yeterli seviyede değil. Milli takımımızın, son bir kaç senede aldığı başarılardan önce çoğu insan, ülkedeki kadınların basketbol oynadığından bile habersizdi. Biz, kaliteli bir ligimizin, kaliteli sporcularımızın olduğunu ve dünya ile rekabette olduklarını, insanlara aşılamak istiyoruz ve bu konuda da son derece kararlıyız diyebilirim.

Ben 10 yılı aşkın bir süredir kadın basketbolunun yakın takipçisiyim ancak somut bir şekilde sadece kadın basketbolu konusunu işleyen site kurma fikri 2011 yılında oluştu. O dönem kendi başıma yürüttüğüm bir blogum vardı ancak ben daha fazlasını istiyordum, daha sonra 2012 yılının Temmuz ayında, güvendiğim bir kaç arkadaşım ile birlikte Just Women's Basketball projesini hayata geçirdim. Baktığımız zaman bu iş bir sosyal sorumluluk projesi. Bu projede ana amaç her zaman, Türkiye'de kadın basketboluna yönelik bir farkındalık yaratmaktı. 4 kişi çıktığımız yolda şu anda 15 arkadaşımız ile beraber çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sizin aracılığınız ile, 2 sene boyunca beni yalnız bırakmayan ve şu anda da hayatlarından fedakarlık yapıp siteye emek harcayan tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Geriye dönüp baktığımızda, ulaşmak istediğimiz kitlenin neredeyse tamamına ulaşmış durumdayız. Bugün, branş içerisinde yer alan tüm profesyonellerin takip ettiği, altyapı oyuncularına ışık tutan, kulüplerin her zaman arkasında ve kadın basketbolunun referans sitesi olarak konumlanan bir işin içerisindeyiz, çıkmaya da pek niyetimiz yok.

Sportif Cümleler ailesine de teşekkür ederim, yıllardır çizgisini hiç bozmadan aynı istikrar ile yola devam eden, kaliteli bir platformsunuz. Başarılarınızın devamını dilerim.

Deniz Çolakoğlu Galatasaray'da


Açıklamalar sırasıyla gelmeye devam ediyor ve Deniz Çolakoğlu'nun da Galatasaray'la anlaştığı resmen açıklandı. Yerli transferi anlamında önemli adımlar atıldığını görüyoruz, geçtiğimiz sezona oranla daha derin bir yerli rotasyonu da oluştu diyebiliriz. Geçtiğimiz sezonu Konak Belediyespor'da geçiren Deniz Çolakoğlu'nun 10.2 sayı, 3.8 ribaund, 1.2 asist istatistikleri var.

Uzun zamandır beklenen haber ise Kerem Gönlüm'ün transferi üzerineydi ve bu transfer de açıklandı. Bu transferi de daha önce yazmıştık; Kerem Gönlüm Galatasaray'da...

12 Ağustos 2014 Salı

Galatasaray'da Armaya, Renklere Biat Vardır; Nazlı Öztürk

Bu tarz röportajlara bir süre ara vermiştik, yeniden başlıyoruz ve Galatasaray Tv'nin en sevilen yüzlerinden biri olan Nazlı Öztürk bizleri kırmayarak, kabul etti. Kendisi ile Galatasaray üzerine çok güzel bir söyleşi gerçekleştirdik, kendisine tekrar teşekkür ediyoruz..


Galatasaray taraftarlarının en çok sevdiği isimlerden birisiniz, çünkü hep bahsettiğimiz Galatasaray duruşunu en iyi şekilde temsil ediyorsunuz. Sizin için Galatasaray'ın ne ifade ettiğini sorarak başlayalım, Galatasaray söz konusu olduğunda nasıl bir Nazlı Öztürk var?
Nazlı Öztürk: Öncelikle bu nazik yakıştırmanız ve bu güzel röportaj teklifiniz için teşekkür ederim. Galatasaray benim için aslında bir kaç kelimeyle tarif edilemeyecek kadar özel. Ben ona bütün sıfatları içinde barındırdığı için hayatın ta kendisi diyorum. 28 yıllık hayatımda bana mutluluğun en güzellerini yaşattığı gibi üzüntünün de güzel olanını yaşama fırsatı verdi. Üzüntünün güzeli nasıl olur diyebilirsiniz ama sefasını sürdüğümüz kadar cefası da güzel benim için. Çok klişe olabilir ama benim için söz konusu Galatasaraysa gerisi teferruattır. Çok kalp kırdım Galatasaray için, çok sevdiğim insanlarla saatler süren kavgalar verdim ve vermeye devam edeceğim. Çünkü Galatasaray benim özelim ve kıymetlim. Ailemden sonra gelen en önemli şey. Öyle ki hayatım boyunca hep bende yeri olmasını istediğimden ensemde bir Galatasaray dövmesi var. Koyu Fenerbahçeli bir babanın kızıyım ama doğru yolu bulmam zor olmamış :) 10 yaşımda başlayan Galatasaray rüyam bir ömür boyu devam edecek.

Biraz televizyon kariyerinizi soracak olursak, Galatasaray TV ile ilişkiniz nasıl başladı ve şu an kendiniz açısından düşündüğünüz noktanın neresindesiniz?
Nazlı Öztürk: Hayatım boyunca hep Galatasaray için taraftar olarak tribünde desteklemek dışında birşeyler yapmak istedim. Ve Allah önüme fırsatların en güzelini çıkardı, sonucunda kendimi Galatasaray ailesinin içinde buldum. Yakın bir arkadaşım Galatasaray Tv'de spikerdi ve onun vasıtasıyla tv kariyerimin en özel günleri başladı. Daha yolun çok başındayım. Ben maalesef konu Galatasaray olunca çok profesyonel olamıyorum, hala bir çok konuya amatör duygularla yaklaşıyorum bu yüzden de zaman zaman çok tepki alıyorum :) ama ben Galatasaray'a bir iş gözüyle değil aşk gözüyle bakıyorum ve amatör ruhumu kaybetmeyi de düşünmüyorum.


Futbol sizin için ne ifade ediyor ve ülkemiz şartları içerisinde sizce Galatasaray hangi noktada?
Nazlı Öztürk: Çok sevdiğim bir söz vardır; Futbol asla sadece futbol değildir. Bakıldığında bir çok durumu, duyguyu içinde barındıran bir spor futbol. Ancak bunun sadece tuttuğu takıma yürekten bağlı olanlar için  geçerli olduğunu düşünüyorum. Günümüz futbolunda manevi değerlerin yerini maddi çıkarlar almaya başladı. 14 sene şampiyonluk görmemiş bir nesil var. Ben o nesilden değilim, belki de onların duygularını hiç bir zaman anlayamam ama dönem dönem takımın gidişatında yaşadığım yoğun duygularda takıma kızdığım, kırıldığım hatta sitem bile ettiğim anlarda bana hikayeleriyle o günlerin geçici olduğunu, taraftarlığın iyi günde değil kötü günde de olması gerektiğini öğreten ve empati duygumu geliştiren çok sevdiğim büyüklerim oldu. 

Galatasaray kültürü, duruşu ve elde ettiği başarılarla Türk futbolunun çok üzerinde bir kulüp. Binlerce senaryoya maruz kalmış, yıpratılmaya çalışılan ama her defasında daha güçlü bir şekilde başarılarıyla onu yıpratmaya çalışanları utandıran bir kulüp. Ben Galatasaray'ı ve Galatasaraylıyı en çok "fikri hür, vicdanı hür" oluşuyla seviyorum. Kimseye boyun eğmemesini seviyorum. Bir Galatasaray taraftarına herhangi bir düşünceyi dayatamazsınız. Galatasaray'da kişilere biat yoktur. Armaya, renklere vardır. Diğer kulüplerde gördüğümüz gibi kimsenin askeri, yandaşı değildir Galatasaraylı. Doğrusunda desteklediği gibi hatasında da gereken cevabı vermeyi, hesap sormayı bilir.. Her ne kadar önüne engel konulmaya çalışsa da yine bu ülkeyi Avrupa'da en iyi şekilde temsil edecek tek kulüp Galatasaray. Bu ülkeye bir gün Şampiyonlar Ligi kupası gelecekse onu Galatasaray getirecek. 

Geçmiş döneme baktığımızda Didier Drogba, Wesley Sneijder gibi transferlere şahit olduk ve sizler bu transferleri kulüp televizyonunda bizlere en iyi şekilde yansıttınız. O anları hatırlayınca ne düşünüyorsunuz?
  
Nazlı Öztürk: Didier Drogba ve Wesley Sneijder transfleri herkesi heyecanlandırdığı gibi bizleri de fazlasıyla heyecanlandırdı. Kendi adıma konuşacak olursa Drogba adı ciddi anlamda Galatasaray ile anılmaya başladığında heyecandan uyuyamıyordum. Kariyeri başarılarla dolu, lider ruhlu bir oyuncu. Bir futbol efsanesi. Taraflı tarafsız herkesin saygı duyduğu, takdir ettiği bir isim. Sneijder ismini ilk duyduğumda pek fazla ihtimal vermemiştim. Günümüz şartlarında baktığımızda yaşının da genç olmasından dolayı Türkiye ligini tercih edeceğini pek sanmıyordum. Ama Galatasaray'ın büyüklüğü, hedef ve idealleri bizi tercih etmesindeki en büyük etken oldu. Yaşı ve performansı itibariyle baktığımızda Galatasaray'ın en iyi transferlerinden biri. Drogba'nın gelişinde yayında ben de vardım. Benim için unutulmaz bir deneyimdi. Uçaktan inip Galatasaray bayrağını açtığı an nefesim kesildi. Forma giydiği 1.5 sezon boyunca hemen hemen her maçında Drogba'ya bakıp "şaka maka hakkaten Drogba bizde oynuyor yaa" dediğim bir oyuncuydu. 

Rakip takımda forma giyse, deli gibi kıskanabileceğim türde bir yıldızdı. Son dönemlerinde çok eleştirildi ama ben böyle büyük oyuncuların kalitesini tartışmayı yersiz buluyorum. Drogba Galatasaray'ın marka değerine değer kattı. Profesyonel gözle bakıldığında çok iyi bir projeydi. Amatör ruhla bakıldığında bir futbol efsanesini sarı-kırmızı kutsal forma altında izlemek müthiş keyif vericiydi. Ayrılık kaçınılmazdi ama gidişi bana dokunan, kalbimde ayrı yere koyduğum oyunculardan biri. Hiçbiri bir Hagi olamaz tabii :)


Bu sezona bakarsak nasıl bir Galatasaray beklentiniz var?
Nazlı Öztürk: Galatasaray 2 sezonda elde ettiği başarılarla çıtayı çok yükseltti. Taraftarın zaman zaman sitemi de bu yüzden diye düşünüyorum. Eldeki kadroya bakıldığında yerli kalitesi yüksek bir kadro yapılanması var. Türk futbolunun kanayan yarası yabancı sınırında sahip olunabilecek en kaliteli yerlilere sahip Galatasaray. Her sezon takıma yıldız transfer yapıp milyon dolarlar harcamak yerine nokta atışı yapmayı daha mantıklı buluyorum. Geleceğin takımını kurduğu bir döneme girdi Galatasaray. Rakiplerine oranla zorlu bir fikstür Galatasaray'ı bekliyor. 3 kulvarda mücadele edecek olmak dönem dönem hem fiziksel olarak hemde mental olarak takımı zorlayacaktır. Ama bunun üstesinden gelebilecek bir kadro kuruluyor. Sahadaki 11 kadar kaliteli oyuncuların yedekte beklediğini bilmek bir nebze olsa taraftarı rahatlatıcı bir durum. Eminim ki bir çok oyuncu da bu durumun mental rahatlığını, güvenini hissediyordur. Prandelli'nin oyuncular için bir şans olduğuna inanıyorum. Kariyerinde önemli başarıları olan bir teknik patron olmayabilir ama insanın yüreğine dokunan, muazzam bir hayat hikayesi var. İkili ilişkileri oldukça kuvvetli, oyuncularla birebir ilgilenen başarıya aç bir hoca oluşu Galatasaray'a bu sezon hedeflediği tüm başarıları getireceğine olan inancım sonsuz.

Sizin Galatasaray efsaneleriniz kimlerdir?
Nazlı Öztürk: Benim Galatasaray efsanem bir çok kişinin de olduğu gibi Hagi. O bana Galatasaray'ı sevdiren isim. 10 yaşımda ilk maçıma gittiğimde ilk kez onun golüyle sevindim. Çok farklı duygular hissetmiştim. O kadar insanı bir kişinin bu derece mutlu etmesi bana çok enteresan gelmişti. Bu sevginin aşka, tutkuya dönüşmesi de çok zaman almadı. 14 yaşımda UEFA kupası gördüm. Ama görmeseydim de yine Galatasaray'ı bu denli tutkuyla severdim. Şimdi daha iyi anlıyorumki o dönemin manevi değerlerine ihtiyacımız var. Para başarı için bir araçtır , amaç olmamalıdır. 

Galatasaray TV'mim dışındaki Nazlı Öztürk nasıl biri, kendinizi bizlere anlatmak isterseniz neler söylemek istersiniz?
  
Nazlı Öztürk: İş dışında yine Galatasarayla yatıp kalkan, sporun her dalına ilgisi olan, ailesi ve sevdikleriyle hayatın tadını çıkarmaya çalışan bir insanım.

Bizleri kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz ve gelenek olduğu üzere son soruyu soralım. Sportif Cümleler için neler söylemek istersiniz?

Nazlı Öztürk: Sportif Cümlerler,  fikirlerine değer verdiğim, yorumlarından, analizlerinden keyif aldığım severek takip ettiğim dolu dolu bir blog. Ve severek takip ettiğim bir blog da bana da yer ayırmanız gurur verici. Yeniden teşekkürler :)
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger