6 Temmuz 2015 Pazartesi

Sporting 2002-2003


Sporting'in 2002-2003 kadrosundan bir kesit. O dönemin genç yetenekleri Quaresma ve Cristiano Ronaldo. Yıldızı da Mario Jardel. 

Hikaye ise, Quaresma'nın yıldızı önce parlamıştı ve o sezonun hemen ardından Barcelona yolunu tutmuştu ama sonrası inişler çıkışlar şeklinde ilerledi. Yeteneklerine oranla bir yıldız olamadı. Kendisini Beşiktaş formasıyla da izleme şerefine ulaştık ama gerçek anlamda Quaresma, Portekiz sınırları içerisinde yıldızdı, Inter veya Chelsea günlerinde de değil.

Cristiano Ronaldo'yu anlatılmaz yaşanır cinsinden bir isim. O da 2003-2004 sezonunda takımdan ayrıldı, Quaresma Barcelona'ya giderken o Manchester United yolunu tuttu. Quaresma'nın aksine ise yeteneklerine oranla bir yıldız oldu, şu an Dünya'nın en iyi iki futbolcusundan biri.

Jardel adına üzülüyorum, onu Galatasaray'da daha uzun izleyememek bir yana 2002-2003 sezonu Jardel adına perdenin kapanması anlamını taşır. 2001-2002 sezonunda Sporting'e transfer oldu ve o sezonda da üst seviye bir golcüydü, altın ayakkabıyı yine aldı diye hatırlıyorum ama yanlışım olabilir. 2002-2003 sezonunda ise aile anlamında yaşanan sorunlar Jardel'i de bitirdi ve tüm Dünya'yı dolaştı durdu, asla geri dönemedi.

En ileri uçta Jardel, solunda Quaresma sağında Cristiano Ronaldo diye düşündüm de bir anda, gerçekten fazlasıyla iyi, tabii kağıt üzerinde..

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Lionel Carole Galatasaray'da


Sevgili Fırat Demirtaş bizler için Lionel Carole'yi en güzel şekilde anlattı, okumak isteyenler linki tıklayarak yazıya ulaşabilir;  

Scout ekibini konuşuyoruz, eleştiriyoruz, daha doğrusu eleştiriliyorlar. Ben kendilerine çok fazla scout'luk yaptırıldığına da inanmıyorum. Carole transferi ise bir scout hamlesidir. Aslında scout mevzusunu da konuşmak, içini açmak lazım. Bruma'yı almak bir scout başarısı değildir mesela, 10 küsür milyon avro bonservis vererek. Benim scout ekibinden beklentim az paraya büyük iş başarmak, beklentimi de bu yönde hamleler üzerine kurmak istiyorum. 

Lionel Carole gibi, ne yapar, ne eder sezon içerisinde göreceğiz ama ilk etapta söyleyeceğimiz, bu transferin bir scout ekibi hamlesi olduğu ve bu yönde adımların daha sık atılması gerektiğidir. Bonservis anlamında da yıllık ücret anlamında da fazlasıyla makul bir hamle, 24 yaşında olması nedeniyle de seviniyorum. Yaş ortalaması giderek büyüyordu, 25 yaşının altında başka isimler de görmeliyiz.

1999-2000 sezonunda Capone Galatasaray'a gelmişti, o dönem kimse tanımazdı. Doğal olarak beklenti de yüksek değildi ama gelen başarılarda Capone faktörü de büyük rol oynamıştı. Carole'nin gelişi de biraz sessiz oluyor, bu anlamda Capone'yi andırdı.

Telles de sıklıkla eleştirildi ama Hamza Hoca sonrasında çıkış yakalayan, en azından ivmesini yukarı çeviren bir futbolcuydu. Sezon içerisinde Telles'in yerine Olcan Adın'ı sol bekte denedi Hamza Hoca, Telles'in de dalgalanmaları oldu ama Telles alternatifsizdi, bunu gördük. Güray Vural'ı yazdı medya ısrarla, Hamza Hoca'nın ise Güray'ı istemediğini daha önce yazmıştım. Lionel Carole takip edilen, uzun zamandır izlenen bir isimdi. Maddi anlamda da makul olması nedeniyle bu transfere karar kılındı ve gerçekleşti.

Stoper özelliği de var Carole'nin, bu anlamda Hakan Balta'yı da andırır ama Hakan Balta'nın etkili olduğu yer stoper, Carole ise sol bek için uygun isim. Telles daha hücumu seven, bindiren ama savunmada sorun yaşayan bir isimdi, Carole biraz daha kontrollü, sürekli bindirmeyi düşünmeyen, işin savunma kısmında garantici bir adam. Sol açığı Podolski olan ve bu anlamda savunma sorunu yaşayacak bir takımda da Carole gibi o açığı kapatacak bir isim Şampiyonlar Ligi'nde çok daha fazla süre alırsa kimse şaşırmasın. Ayrıca Carole'yi sol bek oynatarak, yeri geldiğinde Telles'i sol açık gibi de düşünebilme imkanı doğmuş olur ki Hamza Hoca geçen sezon içerisinde bunu denemişti. Böyle de bir alternatif doğmuş oldu.

Ölümüne savunma da demiyor ama hücüm yönünü mutlaka geliştirmeli. Garantici bir futbolcu, çok risk almayı sevmez, boş gördüğü isme pas verir ve işini yapar, hücum anlamda ekstraları yok ama Telles'e göre farklı özellikleri olması ve Hakan Balta'nın da artık stoper alternatifi olması nedeniyle Telles'i dengeleyecek bir bek ihtiyacı da vardı. Ligue 2'de büyük bir istikrar göstermiş ve Troyes formasıyla sezonun tamamında 11 oynamıştı, bu önemli. Telles için de bir alternatif gerekiyordu ve bu giderildi, bu anlamda sol tarafı çözdü Galatasaray.

Sinan Gümüş Olsam..


Maddi detayları da öğrenmiş olduk. 2.5 milyon avro bonservis, 3 milyon avro ise yıllık ücreti olacak. Podolski gibi bir isim için gayet makul. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni de bonservis pazarlığıydı, 5 milyon avro'dan açıldı kapı, yarı yarıya indirmiş olduk.

Podolski'nin Galatasaray'a, Galatasaray'ın da Podolski'ye ihtiyacı vardı, en güzel zamanda gerçekleşti bu transfer. Podolski'nin 2. bahara ihtiyacı var ve bu anlamda en doğru adres Galatasaray. Köln günleri efsaneydi, ortam anlamında da Köln günlerine en çok Galatasaray formasıyla yaklaşacaktır. Galatasaray'ın da ihtiyacı büyüktü, hem taraftarın çok beklediği isim olması açısından, hem de sol kanat için bir nokta atışı gerekiyordu. Kewell'dan bu yana istikrarlı şekilde golcü bir kanat bulunamadı, Podolski bu ihtiyaca cevap.

Sinan Gümüş aklıma takıldı, tarz anlamında Podolski'ye çok benzeyen bir futbolcu. O da kanat forvet diyebileceğimiz bir isim, sol tarafta da forvet pozisyonunda da oynayabiliyor, gol özelliği de en büyük artısı. Çok kreatif bir isim değil belki ama forvet özelliği ön planda. Eğer öğrenmek isterse onun adına en büyük hoca geldi aslında, Podolski'den çok şey kapar. Tutunabilirse de Podolski adına en doğru alternatif Sinan Gümüş olacaktır, bu kamp dönemi çok önemli. Sinan Gümüş'ün de Almanya doğumlu olmasından kaynaklı çok güzel bir etkileşim olabilir, fm'de hepimizin uyguladığı usta futbolcudan x genç futbolcu için özel ders vermesi.


Euro 2016 onun en büyük hedefi ve ne kadar düşüşte olursa olsun Löw'ün de vazgeçemediği bir isim. Çünkü bu yönde bir kanat oyuncusu fazla yok, Podolski'nin golcü özelliği çok büyük bir artı. Podolski de şampiyonada yerini garantiye almak adına Galatasaray'ı düşündü, transferin en önemli nedeni bu, diğer etmen de 2. baharını yaşamak istemesi, Şampiyonlar Ligi sahnedi diye de liste uzar. Bu anlamda çok çalışacağını düşünüyorum, onun adına ekstra bir sezon olacaktır.

İşin özü, Podolski ile hayallerine kavuşan bir Galatasaray taraftarı var. Yıllardır istenilen bir isimdi, bu anlamda gözümüz açık gitmeyeceğiz. Maddi anlamda da makul bir hamle olduğu kadar, yıldız ihtiyacı adına da sakinleştirici bir adım oldu. Hayırlısı olsun..

Diego Costa Falcao'nun Alternatifiydi, Şimdi İse Falcao Diego Costa'nın


Daha önce de yazdım, Atletico Madrid'de oynadığı dönem en iyi santrafor durumundaydı Falcao. Paranın gazına gelindi, Monaco çok yanlış tercihti, devamında da Manchester United. Sadece 2 sezon içerisinde çok fazla basamak aşağı indi. Öyle ki, Atletico'da oynadığı dönem Diego Costa onun alternatifiydi, şimdi ise Diego Costa'nın alternatifi olmaya Chelsea'e gidiyor, hayat böyle. Ama Chelsea formasıyla bir şansı var, yaş 29, bu anlamda umutluyum. Mourinho, Falcao'yu yeniden eski günlerine döndütebilir. Belki bir numara olmaz ama yeniden "kaplan" dedirtir kendine. Mourinho da Atletico'nun suyunu sıkmaya devam ediyor, bu 4. isim oldu. Diego Costa, Filipe, Courtuis (ne kadar Chelsea'nin oyuncusu olsa bile Atletico ile var oldu) ve Falcao. Atletico ise her giden forvetin ardından yeni bir yıldız yaratmasını bildi, şimdi de Mandzukic sonrası ne yapacakları merak konusu..

Süper "Mario Jardel"


Dün yazmam gerekiyordu, 3 Temmuz 2000 tarihi Jardel'in Galatasaray'a imza attığı gündür. O dönemi hatırlamayanlar için kısa özet geçeyim, Falcao'yu Atletico Madrid döneminde düşünün ve Falcao'nun Monaco'ya değil de Galatasaray'a imza attığını hayal edin. Jardel de o dönemin en önemli gol ayaklarından biriydi, hatta altın ayakkabı sahibiydi. 
 
Uefa Kupası'nın kazanılmasının ardından Fatih Terim, Hakan Şükür ve Arif Erdem gibi isimler ayrılmıştı ve teknik direktörlüğe Lucescu geldi. O dönem yardırgadık ama değerini sonrasında anladığımız bir isimdi. Jardel ve Serkan Aykut da Galatasaray'ın yeni gol ayakları oldu. Serkan Aykut'un da o dönem Türkiye Ligi gol kralı olduğunu hatırlatalım. Uefa Kupası'nın kazanılmasından sonra o 2 yıllık dönemde çok kan kaybetti Galatasaray ama ilk etapta Jardel gibi sükseli bir transferle aslında iddiasını ortaya koydu.

Cem Uzan ismini ön plana çıkarmak lazım. Bugünlerde konuşuyoruz, Fenerbahçe'nin sponsor destekli attığı adımlar var. Ferit Şahenk, Ali Koç gibi isimler elini cebine atıyorlar, Galatasaray'da ise böyle bir isim Cem Uzan'dan bu yana ortaya çıkmadı. O dönem Jardel'in transferinde de Cem Uzan ismi ön plandaydı. Bu zamanda ise Galatasaraylı İşadamları Derneğinin Galatasaray'a hediye ettiği 2. el araçları görüyoruz.

Konuya dönersek, Jardel sadece bir sezon Galatasaray forması giydi ve o bir sezonda da büyük iz bıraktı. Daha uzun vadeli düşünülemedi, yaşanan ekonomik kriz yüzünden. Öyle bir noktaya gelindi ki Galatasaray Jardel'in yıllık ücretini karşılayamaz oldu. 
 
Sporting'e transfer olma hikayesini hala anlatırım, Galatasaray tarihinin en yanlış, en kötü transfer harekatlarından biriydi ama Galatasaray Jardel'in yıllık ücretinden kurtulmak adına zararı göze aldı. Bonservis anlamında kendi ceplerinden para çıkmadığı için ne kazansak kazanç gözüyle baktılar ama öyle olmadı. 5 milyon dolar gibi bir para ve Mbo Mpenza, Spehar, Horvath gibi isimler takasta geldi. Bu isimler de hiç fayda gösteremeden yarım sezon bile Galatasaray forması giyemediler. Mbo Mpenza zaten hiç oynamadı, Spehar bir maçın son 10 dakikasında oyuna girdi, attığı bir şutu hatırlarım. Horvath ise birkaç maç şans buldu ama olmadı. Bu hikayeyi de uzun uzun daha sonra hatırlatırım.

Jardel üzerinde dönen diğer eleştiri ise koşmaması algısından kaynaklıydı. İnsanlar Hakan Şükür'e alışmış, Hakan Şükür mücadele demekti, o tadı yıllar sonra bir de Elmander'den aldılar (mücadele anlamında). Jardel çok koşmazdı ama Galatasaray tarihinin Tanju Çolak'la birlikte belki de en büyük bitiricilerinden biriydi, pozisyon kaçırmazdı. Müthiş bir gol ayağıydı ama insanlar bunu görmedi. Ligin ilk yarısında 18 maçta 18 gol attı diye hatırlıyorum, Şampiyonlar Ligi'nde de çok fazla golü vardı. Ligin ikinci yarısında sakatlıklarla da uğraştı ama Jardel büyük katkı verdi, insanlar ise sonradan farkına vardı.

Lucescu da öyle bir adam ki, bir sonraki sezon Ümit Karan, Niculescu gibi isimlerden yine maksimum katkı aldı, Jardel gitti belki ama takımı yine zirve seviyede tuttu.

Jardel'in Galatasaray'dan sonra ise bir iyi sezonu daha var, Sporting'de ilk sezonu iyi geçti ve sonrasında kayboldu. Tüm dünyayı dolaştı ama eşiyle ilgili yaşadığı sorunlardan sonra futboldan koptu, en dip noktayı dahi gördü. Şimdilerde ise ülkesinde siyaset işleriyle uğraşıyor, Galatasaray'da ise sadece bir sezon oynamasına rağmen çok büyük iz bıraktı..

Alba Torrens & Sancho Lyttle


Galatasaray'da başarılar cezasız kalmıyor ve her sezon Ekrem Memnun'un işi daha çok zorlaşıyor. Euroleague şampiyonluğunun ardından önce Alba Torrens gitti, bu sezon itibariyle de Sancho Lyttle Ekaterinburg yollarına düştü. İkisi de belki de kendi pozisyonlarının en iyi Avrupalı oyuncuları, Galatasaray iki sezon arayla bu iki yıldız oyuncusundan da mahrum kalmak durumunda. Yerleri nasıl dolar bilmiyorum, Ekrem Memnun mutlaka bir yol bulur, daha iyisi için savaşır ama hocanın yolu ısrarla zorlaştırılıyor, o ise savaşmaya devam ediyor. Sancho Lyttle uzun yıllardır Galatasaray forması giyiyor ve kendisiyle çok büyük başarılara imza attık, ne kadar teşekkür etsek az, yolu açık olsun.

3 Temmuz 2015 Cuma

Lukas Podolski Galatasaray'da


Galatasaray için Podolski yılların hayali. 2011-2012 sezonunda başladı bu hayal, Arda Turan'ın ayrılığı sonrasında Podolski için uğraşılmıştı ama o dönem Galatasaray'a gelmek için erkendi. Bir sezon sonra da Arsenal yolunu tuttu zaten. Geçen sezonun devre arasında ise istenildi ama başarılamadı, yabancı kontenjanını boşaltamadı Galatasaray ve yeni bir transfere mecburen gerek duymadı.

Bu 3. adım, Podolski'nin Galatasaray'a transferinde de etkili olan konulardan biri bu. Menajeri açıkladı, Galatasaray 3. kez bu kadar ciddi Podolski'yi isteyince Podolski de bu transfere duygusal bakmış. 

İşin maddi boyutuna ise girmek istemiyorum, 30 yaşında 100'ün üzerinde Almanya Milli Takım formasını giymiş, Bayern, Arsenal ve Inter kariyeri olan (istediği gibi olmasa bile), Arsenal'de kalması durumunda da çok daha fazlasını kazanacak bir isimdi, fedakarlık yaparak geliyor. Galatasaray'a duygusal yaklaşmasının, yakın olduğu Türk kültürünün de etkisi vardır ama Euro 2016 öncesinde Milli Takım'daki yerini garantiye almak, Şampiyonlar Ligi'nde boy göstermek için Podolski'nin Galatasaray'a evet dediğini düşünüyorum. 

Elano gelir akıllara, 2010 Dünya Kupası'nda yerini garantilemek adına Dunga'nın Galatasaray'a git işaretiyle gelmişti. Elano için işler iyi gitmedi, buraya uyum sağlayamadı ama Dünya Kupası kadrosunda da yerini almıştı. Podolski farklı, rahat uyum sağlayabileceği bir ortama geliyor, bildiği insanlar. Köln'de yetişmenin artılarını İstanbul günlerinde yaşayacaktır. Ayrıca bir hedefi var, Milli Takım'da yerini garanti altına almak, Köln günlerinden bu yana düşüşte olan kariyerini yeniden parlatmak, bir anlamda yeniden doğmak adına büyük bir şans Galatasaray.

Kewell'ı seviyoruz ve Kewell'dan bu yana da yeni bir Kewell bulamadığımıza inanıyorum. Kewell'a duygusal bakış açım bir yana, oynadığı her sezon 10 gol barajını zorlayan, hatta geçen bir isimdi. Kewell'dan bu yana iyi bir kanat forvetimiz olmadı. Yasin Öztekin'in yarım sezonda attığı 5 gol var, uzun bir aradan sonra ilk defa kanatlardan böyle bir skor desteği aldık ama Podolski'nin bu anlamda sağlayacağı istikrar daha büyük olacaktır.

Podolski'nin en önemli özelliği bu, kanatta oynamasına rağmen golcü bir isim. En ölü Arsenal sezonlarında bile 10 gol sınırını zorlayan bir isimdi, Galatasaray formasıyla çok daha iyisini yapacağına eminim. Düz mantık bakıyorum, Sneijder'in Yasin Öztekin'i sol tarafına aldığında yarattığı etkiyi hatırlayın. Şimdi Podolski oynayacak, uyum anlamında çok daha yüksek bir seviyeyi görmek mümkün olacak. En azından kalitesi bize bunu anlatıyor.


Kilit açmayı sever, iyi bir çilindirdir. Sadece gol atar üzerinden yürümek yanlış, asist sayısı da bir o kadar iyidir, bu anlamda forveti de hücum hattını da çok iyi besler. Kreatif bir kanat oyuncusu değil belki ama iyi bir kanat forvet, rolünü iyi yapar ve 4-2-3-1 düzeninde aslında tek forvet oynamıyor olursunuz, gol yükünü çekmek anlamında Podolski de rakip ceza sahası içerisinde veya etrafında çok iş bitirir. Galatasaray'ın bu anlamda gol yüzdesi yükselecektir, ayrıca Sneijder'den sonra iyi bir şut ayağımız daha var diyebiliriz.

Bundan sonrasını da görmek gerekiyor, Galatasaray'ın bir sağ kanata da ihtiyacı var. Sağ kanat için gelecek hamle de forvet özellikli bir kanat olursa (ki bence öyle olacak), daha verimli bir Burak Yılmaz bizi bekleyecek. Burak Yılmaz'ın 10 numaraya geçtiği, önünde Umut Bulut, solda Sneijder'in oynadığı dönemi hatırlayın, Burak Yılmaz daha serbest bir rolde çok iyi bir verim göstermişti, şimdi en ileri uçta oynamasına rağmen böyle oynayabilecek, çünkü Podolski gibi bir isim var, o hücumu dolduracak ya da sağ kanata bu özellikte biri alınırsa o da bu döngünün içerisinde olabilir. Sneijder'in de pas opsiyonu böylelikle artacak, o çok eleştirdiğimiz asiste dönüşmeyen gol pozisyonu sorunu da çözüme kavuşabilir.

Uyum sorunu yaşayacağını düşünmüyorum, Türk kültürüne fazlasıyla yakın ve bu insanı iyi bilen bir futbolcu. Köln ve Alman Milli Takım forması dışında belki istenileni veremedi ama Podolski'nin de transferi için bu kadar ısrarcı olmasından yeniden doğuşu aradığını söylemek mümkün. Beklentiyi karşılaması durumunda da yeni Kewell olur, belki de daha ötesi..

Nokta transfer yazı dizimizin ilk ismi de Lukas Podolski olmuştu, 23 Nisan 2015 tarihli yazı. Okumak isteyenler linkle tıklayabilir; http://sportifcumleler.blogspot.com.tr/2015/04/nokta-transfer-1-lucas-podolski.html

Sol Açığı Podolski Olan Bir Takımın Sol Beki "Lionel Carole"

Lionel Carole, herkesin merak ettiği bir isim, biz de onu en yakından tanıyan isimlerden biri olan Fırat Demirtaş'a sorduk ve bizler için Carole'yi anlattı. Kendisine çok teşekkür ediyoruz.
 
 
Galatasaray'ın sağ bek gündemi daha aktif, öncelikli konuşulan konu bu ama sol bek hamlesi çok daha önce geldi. Öncelikle şunu sorayım, Lionel Carole sence scout ekibinin yaptığı bir transfer mi ve genel anlamda kendisini Galatasaray ayarında bir futbolcu olarak görüyor musun?

Fırat Demirtaş: Hamza Hoca'nın stoper oynayan bir bek istediği söyleniyordu. Lionel Carole hem sol bek hemde sol stoper olarak oynayabiliyor. Rivayete göre scout ekibindekiler de yıl içerisinde Carole'yi canlı izlemişler. Hamza Hoca'nın aradığı futbolcu profiline de uyguğuna göre demek ki scout ekibinin eleğinden geçen bir transfer oldu.

Tabii ki herkes gibi bende Galatasaray'ın daha iyi futbolcular almasını isterim ama maddi olarak bu mümkün görünmüyor. Senelik 600-700 bin euro maaş alan, gelişmeye açık, potansiyelli bir futbolcuyu almak için şartlar oluşmuş. Eldeki sol bek alternatifleri Tarık ve Olcan'dan daha iyi verim vereceğini düşündüğüm için mantıklı bir hamle olarak görüyorum.
 
Ligue 2'nin en değerli oyuncularından biriydi bu sezon ve Troyes'in de Ligue 1'e çıkmasında pay sahibiydi, Ligue 2 için yapılan sezonun 11'ine de girdi. Maddi anlamda da baktığımızda uygun şartlara geliyor. Lionel Carole transferini nasıl yorumluyorsun, önünde Telles gibi bir isim var ve sol bek için alternatif yaratıldı. Bu iki ismi kıyaslamak gerekirse ne söylersin?

Fırat Demirtaş: Alex Telles transfer edilirken o kadar övgü dolu sözler söylendi ki Real Madrid'in elinden sol bek almış izlenimi verildi. Ne kadar iyi niyetli olsa bile savunma konusunda sıkıntılar yaşadığını gördük. Lionel Carole elimizdeki bütün beklerin aksine savunma yapmayı bilen tek bek olacak. Hamza Hoca da elimde farklı tarzda bek olsun diyerek Carole transferine onay vermiştir. Sampiyonlar Ligi ve büyük maçlarda Carole'nin bu savunmadaki başarısından çok fazla yararlanırız. Arena'da ve kapanan rakiplere karşı ise Alex Telles'in hücüm özeliklerinden yararlanmak mümkün. İki farklı oyun plani için iki farkli bekimizin olması güzel bir opsiyon.
 
Lionel Carole'nin iyi ve kötü özelliklerini söylemek gerekirse ne dersin, hangi özellikleri daha fazla ön plana çıkıyor ve Galatasaray için yararlı olacaktır veya kötü yanları, geliştirmesi gereken tarafları neler?

Fırat Demirtaş: Lionel Carole'yi tarz olarak Hakan Balta'ya benzetiyorum. Hakan Balta gibi soğukkanlı ve top tekniği iyi olan bir futbolcu (Ligue 2'nin en çok başarılı pas yapan 4.ismi). Hakan Balta'dan farkı ise daha atletik ve hızlı olması. Hava toplarındaki hakimiyeti de stoper oynayacak kadar iyi. Benim en çok takdir ettigim özelikleri ise ögrenmeye aç olması ve müthiş istikrarlı olması. 2 sezondur Troyes forması giyiyor ve bu 2 seneden 84 resmi maç oynadı. Carole bu 84 maçin 81'de ilk 11 başladı ve 90 dakika sahada kaldı. Sadece 1 kez sari kart cezalisi oldu ve hiç sakatlanmadı.

Eksik yönleri ise nerdeyse hiç hücüma çıkmıyor. Hücüm yaptığı zaman da kafayı kaldırıp orta yapmak yerine doğru futbolcuya pas atmayı tercih ediyor. Bu sezon yaptığı 7 asistin hepsi bu paslardan geldi. 

Büyük takım bekinin bu kadar az hücüm yapması istenmez. Mutlaka hücüm yönünü geliştirmeli ve farklı bir opsiyon cebinde olsun diye mutlaka ceza sahasına yapılan orta sayısını yükseltmeli.
 
 
1999-2000 sezonunda Capone de sessiz sedasız gelmiş ama o başarılarda pay sahibi bir isim olmuştu, özellik itibariyle Capone'nin sol şubesi de diyebiliriz Carole için, tarzları da benziyor. Carole'nin Galatasaray geleceğini nasıl görüyorsun?

Fırat Demirtaş: Capone bir Avrupa Kupası maçı öncesinde gelip hemen ilk 11 oynayarak hayatımıza girmişti. Çok özelikli bir futbolcu degildi ama çok iyi bir profesyoneldi ve ekstra olarak attığı goller ile gönlümüzü kazanmıştı. Lionel Carole muhtemelen idmanda bile gol atmamıştır. Geliş şekilleri birbirine benzese bile tarz olarak bu iki ismi birbirine benzetmiyorum.

Carole, Ligue 2'den geldiği için burun bükülen bir futbolcu olabilir ama Fransa Milli Takımının her yaş grubunda forma giymiş bir futbolcu. Sebastien Corchia, Raphael Varane, Eliaquim Mangala ile beraber Fransa Ümit milli Takımının savunma hattını oluşturuyordu. Gelişmini tamamlamadan Portekiz'e gitmesi kariyerini zedeledi ama burun bükülecek bir futbolcu değil.

Hakan Balta da 24 yaşında Galatasaray'a transfer olmuştu ve 8 senedir büyük katki veriyor. Futbol özelliklerinin benzediği Hakan Balta gibi bir Galatasaray kariyerinin olmasını bekliyorum.

Son sorum, bu sezon Telles mi daha çok oynar yoksa Carole mi? Ya da Podolski'yi sol önde düşününce arkasında oynaması gereken isim hangisi, Şampiyonlar Ligi'ni de göze alınca?

Fırat Demirtaş: Simdilerde takımlar beklerinin birinin ofansif birinin defansif olmasını tercih ediyor. Bizde bu düzene uyacaksak Sabri Sarıoğlu veya gelecek olan bek muhtamelen hücüm beki olacak ve o zaman Carole daha fazla uygun olur. Bu düzene uymayıp Hamza Hoca maçına göre bek seçecekse Şampiyonlar Ligi ve büyük maçlarda Carole, zorluk derecesi düşük olan maçlarda Alex Telles ilk 11 başlar. Podolski'nin sol önde oynadığı bir düzende ise görev bilinci daha iyi olan Carele'nin oynaması daha mantik olur.

2 Temmuz 2015 Perşembe

Ontivero, Kaan Baysal ve Endogan Adili FC Wil'de


Endoğan Adili'nin Galatasaray formasıyla çıktığı tek maç, geçen sezonun başında Ankara'da oynanan bu hazırlık turnuvasıydı. Ne kadar ilginç bir transferdir, nereye göre gelmiştir, ne düşünülmüştür bilmiyorum. Bu adamlara bonservis verilerek alındı, hiç mi düşünülmedi? Kendisi Türk ama vatandaşlığa geçemiyor, bu yüzden de 1.5 sezonu futbol oynamadan geçirdi. Genç yetenek denildi, kendisini izleyemedik bile, nasıl bir futbolcu olduğuna yönelik hala bir fikrim yok. Bu transferler nasıl yapılıyor, ne düşünülüyor bilmiyorum. Endoğan Adili transferi de o dönemin karanlık noktalarından biri.

Tabii bir Ontivero değil, kimse de olamaz. Büyük yetenek denildi, hayatında resmi maçı olmayan bu futbolcu için 2.5 milyon avro bonservis verildi ama 20 yaşında takım takım gezmeye devam ediyor. Ontivero, o dönemin en karanlık transferi ve aklıma yine aynı sorular geliyor. Araştırıldı mı, neye göre transfer edildi, ne düşünüldü, kimin fikriydi? Mancini getirdi diyorlar, bilmiyorum. O kadar iyi bir isimse neden Inter'e almıyor, en kısa yoldan bunu yazalım. Madem bu kadar büyük yetenek neden kimse peşinden koşmuyor. Tonla soru sorulabilir.

 
Ontivero da büyük bir hayal kırıklığı, bu kadar basit. Gaziantepspor'a kiralık gitti, tek maça çıkamadı. Honved'e Mancini kaynaklı kiralık gönderildi, birşey çıkmadı. Şimdi de İsviçre ekibi olan FC Wil'e kiralanıyor, bakalım neler olacak. Bu sefer yanında Endoğan Adili ve Kaan Baysal da var. Bir anlamda Erdal Keser'in güzelliği.

Erdal Keser, FC Wil'in sportif direktörü ve takımın da teknik direktörlüğünü Fuat Çapa yapıyor. Fuat Hoca'yı severim, modern bir tarzı vardır ama ülkemizde çok fazla tutunamadı. Bu futbolcuların onun elinde bir şansı var, görmek lazım. Kaan Baysal için umutluyum, o çocuk önemli bir yetenek. Endogan Adili için fikrim yok, izlemedim ama 1.5 sezonun maç temposundan uzak kalmışlığı var. Ontivero adına umudum yok, karanlık bir durum.

Tabii Sercan Yıldırım'ı da Unutmadık

Sercan Yıldırım'ın Balıkesirspor'da da tutunabileceğini düşünmüyordum. Balıkesirspor belki küme düştü ama Sercan Yıldırım o performans sonrası ligde kalmayı hak etti ve piyasa yaptı. Talibi var, neredeyse bütün Anadolu peşinde ve Sercan Yıldırım'ı en azından kampta görme uygulaması doğru.

Nedeni şu, Sercan Yıldırım'ın biraz daha piyasa yapmasını sağlamak, gözden çıkardığımız bir isim gibi göstermemek. Sercan Yıldırım'ın Galatasaray'da kalma şansını yüksek görmüyorum ve mutlaka satılıp, fena olmayan bir gelir elde edilmelidir. Yaptığı bu piyasanın ardından yapılması gereken bu, yeni forvet hamlesi deniliyor mesela, rotasyon malum ve o kalabalıkta Sercan Yıldırım'ın şansı yok. 4-3-3 oynasan, kanat forvet kullansan bir derece ama 4-2-3-1'de hiç şansı yok.

Balıkesirspor formasıyla Galatasaray'a gol attıktan sonra yaptığı sevinç gösterileri ise işin ayrı noktası, olası taraftar desteğini de kaybetti mesela, tepki görüyor ve taraftar da haklıdır, kimse birşey diyemez. Sercan Yıldırım'ın kendini sevdirmesi de çok zor.

Yine de kamp döneminde görmek, gözden çıkardığın bir futbolcu gibi göstermemek futbolcunun olası transferi için iyi gelişmeler. Geçen sezon itibariyle iyi bir transfer yapma ihtimali var, dediğim gibi neredeyse bütün Anadolu peşinde ve bir yere gitmese bile onu bekleyen bir Bursaspor olduğunu düşünüyorum. Galatasaray için fena olmayan bir maddi kazanım olabilir veya olası bir transfer için takas kozu.

Dany Nounkeu'nun Geleceği

Bu kamp döneminin en merak ettiğim ismi. Beni takip edenler bilir, Dany'i sever ve geniş rotasyonun içerisinde olması gerektiğini sezon içerisinde de hep yazdım. Hamza Hoca'nın da şu aşamada kararı Dany'i son bir kez daha görmek, ona şans vermek. 
 
Çok doğru bir karar, geçen sezonun 2. yarısı itibariyle Evian performansıyla bunu hak etti. Evian küme düştü diyebilirsiniz ama Dany'nin performansı ligde kalmayı hak ediyordu, dolayısıyla da en azından kamp döneminde Galatasaray formasını giyecek.

Burdisso'nun gelip Dany'nin gönderilmesine anlam verememiştim, hatta kim gelirse gelsin Dany'den vazgeçmek bence yanlıştı. Galatasaray Semih Kaya & Dany ikilisiyle Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final gördü, şampiyonluk yaşadı. Üstelik Ujfalusi'nin sezonu kapattığı, Cris'nin tutmadığı günlerde. 
 
Yeterli bir ikili değildi, eksikler vardı ve bunun üzerine Chedjou gelmişti ama Dany'nin ısrarla yabana atılmasını, kötü yönlerinin yansıtılmasına ben anlam veremiyorum. Üstelik o Dany'i de stoper haricinde hem sağ hem de sol beklerde izlemeye başlamıştık. 
 
Hızı ile bu pozisyonlarda oynayabilecek bir isim, kamp döneminde de bir şansı bu. Sadece stoper olarak düşünmeyin, her iki bek için de alternatif olabilir, stoperden daha çok sağ bek için Hamza Hoca kendisini düşünüyor olabilir ve 14 yabancılı düzende de Dany'nin geniş rotasyonda yer alması Galatasaray'a zarar vermez, aksine an gelir büyük faydalar da sağlayabilir.

Mutlaka bir stoper transfer edilecek, ben böyle düşünüyorum. Dany'nin durumuna bağlı bir konu değil, lider stoper eksikliği var ama Dany'nin önemi stoper ve her iki bekte de oynayabilmesi olacak. Tekrar yazıyorum, Dany'den yana umutluyum..

Yine, Yeniden Kurduğum Bir Galatasaray Kadrosu


Sezon bittiğinden beri kadrolar kuruyorum, üzerine düşünmek ve sizlerin de yorumunu almak için. Yazdığım kaçıncı farklı kadro olduğunu da unuttum, belki yarın daha değişik bir kadro da yazabilirim ama bugünün şartları itibariyle böyle bir 11 oluşturma isteği içimden geldi.

Savunma hattıyla başlayalım, en çok konuşulan pozisyonlardan biri sağ bek. Maxi Pereira hala bir takımla anlaşmadı, Porto diyorlar ama oraya imza atmadığı her dakika benim için umut. Önceliğim de o olurdu, büyük fark yaratır. Alternatifi ise Isla. Çok büyük bir joker Isla, oynayabildiği çok fazla pozisyon var. Qpr ile kiralık sözleşmesi bitti, Juventus da devam etmez diye tahmin ediyorum. Kiralamak mümkün olabilir, düşünmek lazım.

Stoper hattında ise Chedjou ve Semih bu yolun sonunda birlikte de oynayabilir, belki Doria misali bu ikilinin arkasına bir alternatif alınır ama lider bir stoper ihtiyacı var. Spahic'i kimse konuşmuyor, oysa yaşa aldırmadan en az bir sezon Ujfalusi etkisi demekti, nedense düşünülmedi. Vlaar olabilir, o da hala bir takımla imzalamadı. Telles'e ise bir alternatif yaratmak gerekecek, onu da ekleyelim.

Melo'nun ayrılığı da bana göre kesinleşti, Hamza Hoca da gitmek istediğini söyledi, bu saatten sonra Melo'dan çok umutlu değilim. Alternatif olarak ise Sandro'nun adı geçiyor, iyi bir orta saha. Tottenham günlerinden biliriz ve çalışma izni mevzusu sorunu olmasa Qpr'dan da ayrılmazdı, şimdi ihtimal doğdu. Düşünmek mümkün. O pozisyonun kızıl elması ise Medel. Inter'in Medel'den vazgeçebileceğini düşünüyorum, Melo'nun da üzerine az para koyup Medel hamlesini gerçekleştirmek mümkün.

Podolski'nin geleceğini düşünüyorum ve Burak Yılmaz'ın da üzerinde bir forvet bence alınmayacak. Bu anlamda kanatlar önemli ve özellikle sağ kanat için kimin düşünüldüğü. Arda Turan'ın Barcelona transferi sonrası 6 aylığına bize kiralanması düşüncesi doğdu, bence mantıklı. Bu 6 ayın sonunda Dzsudzsak'ın sözleşmesi bitiyor, şimdiden onunla anlaşıp Arda Turan sonrası da kurgulanabilirdi ama ben yazmadım yine de, beklemek lazım. Boateng'i konuşuyoruz, Melo sonrası da böyle ateşleyici bir isim gerekli, sağ taraf için onu düşünürdüm.

İlkay Gündoğan Sadece Bir Sezon Daha Dortmund'da


Reus'un Dortmund'da kalması önemliydi. Dortmund'un çocuğu olmasının yanında herkesin gittiği bir ortamda onun da büyük talipleri varken kaldı, Dortmund'la devam ediyor. Reus da çok büyük bir transfere imza atabilirdi.

İlkay Gündoğan'ın da kalması önemli demek isterdim. Dortmund'un var ettiği, o projenin yıldız yaptığı bir isim. Nuri Şahin'in ayrılığı sonrasında İlkay Gündoğan'ı 5 milyon avro gibi bir rakama bulmak ve parlatmak büyük iş, bunun imzası da Klopp'un.

Demek isterdim dememin nedeni de sözleşmesini sadece bir sezon uzatmış olması, 2017'e kadar uzadı o sözleşme. Bu da şu anlama gelir, İlkay Gündoğan yine gitmeyi deneyecek, şimdi denediği ama başaramadığı gibi. İstediği teklifi alamadı, çok açık. Maddi anlamda baktığını sanmıyorum, PSG'nin teklifini kabul etmedi. Beklediği bir takım olabilir, belki Barcelona'yı düşündü ama transfer yasağı konusunda yarım sezon futbol oynamamayı göze almamış olabilir. 

Dortmund'un Tuchel'le yaşayacağı bu geçiş döneminde İlkay Gündoğan'ın da etkisi hissedilir, saha içi anlamında iyi oldu devam etmek ama Dortmund taraftarı gibi düşündüğümde İlkay Gündoğan'ın kafasında yer alan gitme düşüncesine ben katlanmak istemezdim. Sezon ortasında da gitmek isteyebilir, en geç sezon sonunda ayrılmak isteyeceği kesin zaten. Kalmak isteyen sadece bir sezon sözleşme yapmazdı.

Ya da ben çok duygusal bakıyorum. Dortmund'un Dünya'nın en büyük kulüplerinden biri olduğunu düşünmekle birlikte, en özel 2-3 camiasından da biri. Lewandowski dahil, bu isimlerin zamanı geldiğinde ısrarla gitmek istemesini ve ayrılmalarını ben anlayamadım. İlkay Gündoğan da bu isimler arasına bir sezon içerisinde girecek ve Dortmund yönetimi de bunu biliyor, bir anlamda eli kolu bağlı. Bu isimler yıldız futbolcular ve takımın geçen sezon olduğu konum ortada. Yükselmek zorundalar, sürekli yıldız kaybediyorlar, diğer yıldızları kaybetmemek adına da kesenin ağzını açtılar, gelen her talebi kabul eder oldular. İlkay Gündoğan örneği gibi. 

Proje tamam, felsefe çok güzel ama artık para harcama zamanı, en azından geçiş döneminde. Çok iyi transferler gerekiyor, yıldız yaratmaktan öte yıldız almak gibi..

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Galatasaray & Ergin Ataman, Başlıyoruz


Geçen sezon yaşanılan sıkıntılar unutulmadı. Maddi anlamda yaşanan sorunlar, sezon öncesi alınan bazı risklerin tutmaması, maddi sorunların sezon içerisinde büyümesi ve giden isimler derken Ergin Ataman'ın da odağı kayboldu ve Galatasaray adına iyi bir sezon geçmedi. Bu sezon ise belki bütçe biraz daha azaldı ama daha kontrollü, planlı ve programlı hareket etmeye çalışan Galatasaray var. En önemli konu da Ergin Ataman'ın davaya inanması ki, maddi anlamda fedakarlık yaparak takımda kaldı, bu da inancını, Galatasaray'a olan bağlılığını gösteriyor. Görünen o ki iyi de bir takım kurulacak, bu yönde atılan adımlar var, daha güzeli de plan ve program var. Ödeme sıkıntısı yaşanmayacağının da sözü alınmış, bu açıdan baktığımızda iyi bir basketbol sezonu bizleri bekliyor. Ergin Ataman'la daha iyisinin olacağından hiç şüphem yok, bugün itibariyle de başlıyoruz. Allah utandırmasın..

Song & Tomas İçin Alternatif Dedik Ama "Tolga Seyhan"

Tolga Seyhan, Trabzonspor döneminde parlayan bir futbolcu. O parlama neticesinde de Shakhtar kendisini transfer etmişti. Lucescu ilk dönemlerinde Türkiye'den de bazı isimleri kadrosuna katmak istiyordu. Batista bunlardan biriydi, Tolga Seyhan da ikincisi ama Tolga Seyhan'ın Shakhtar günleri istediği gibi geçmedi ve Türkiye'ye dönüşü de çok uzun sürmmedi.

2006-2007 sezonunda Galatasaray kendisini kiralık olarak kadorsuna kattı. Song & Tomas'dan kaynaklı bir uyum vardı ama bu ikiliye alternatif arayışları o sezon içerisinde başarılı olmadı. Yalçın Ayhan tutmadı ve ayrıldı, Emre Aşık'la alternatif yaratılmaya çalışıldı, hatta Cihan Haspolatlı'yı bile stoperde denedi Gerets. Bu açıdan baktığımızda da Tolga Seyhan hamlesi başarılıydı. Song & Tomas için alternatif yaratılmış, Milli Takım seviyesinde bir stoper takıma kazandırışmıştı ama görüntü itibariyle durum böyleydi, Tolga Seyhan da büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Öyle ki aklımda kalan maçı bile yok. Sezon başında Süper Kupa maçında oynadı diye hatırlıyorum, onun dışında bulduğu şansı da iyi değerlendiremedi ve büyük bir düşüş yaşadı. Sezon sonunda Shakhtar'a döndüğünde bu sefer de Trabzonspor'a kiralandı derken dibe doğru sürüklendi ve ortadan kayboldu. 

İlk Trabzonspor performansı fazlasıyla iyiydi, Shakhtar transferi de şaşırtıcı olmuştu ama alacağınız bir karar sizin sonunuz da olabiliyor. Shakhtar'a giderken Türkiye'nin en iyi stoperlerinden biriydi, döndüğünde ise o seviyenin fazlasıyla altında. Galatasaray onun için bir şans olabilirdi ama tutunamadı, Milli Takım'da da yerini kaybetti. Malatyaspor forması giydiği dönemde gol özelliği ön plana çıkıyordu mesela, bir sezonda 6 gol attığını hatırlıyorum, akıllarda kalan tek yanı da bu..
 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger