Yarına Umut Yok {CSKA Moskova 2-1 Beşiktaş}
30 Eylül 2009 Çarşamba

Maç öncesinde de dediğim gibi bu maçta favoriyi Beşiktaş olarak görüyordum ama Mustafa Denizli'nin yine yanlış kadro çıkarabileceği düşüncesiyle geri adım atmıştım. CSKA Moskova ile Beşiktaş'ın kadro kalitesini karşılaştırdığımda Beşiktaş'ın daha etkili silahları olduğunu söylemem mümkün. Özellikle Beşiktaş'ın bu sezon hücum hattında çok önemli silahları var. Yalnız duruma bakınca Beşiktaş bu sezon en büyük sıkıntıyı hücum hattından çekiyor. Bu maçta bile az pozisyon buldular ama yakaladıkları şanslar %100'lük gol fırsatlarıydı. Bu kadar kaliteli hücum oyuncuları barındıran bir takımın az pozisyona girmesi zaten kötü bir durum. Bunun üstüne yakaladığın fırsatları harcayınca CSKA Moskova seni fazla pozisyona girmeden yenebiliyor.
Saha içinde iki takımın oynadığı oyuna baktığımızda çok vasat görüntüleri vardı. CSKA Moskova'da kötü günler yaşıyordu, Beşiktaş'ta kötü günler yaşıyordu. Bu iki takım için bir çıkış maçı olması beklenen bu karşılaşmadan Beşiktaş mağlup ayrıldı. CSKA Moskova oyunun genelinde bol miktarda uzaktan şut atarak rakibin dengesini bozmaya çalıştı. Araya atılan hızlı toplarda forvetlerini buluşturma düşüncelerini Beşiktaş savunması mükemmel bir şekilde engelledi. Ben Beşiktaş savunmasının uzun zamandır bu kadar iyi oynadığını görmedim. Ama gol atamayınca yaptığın müthiş savunma bile bir işe yaramıyor.
Mustafa Denizli'nin Kadro Tercihi
Beşiktaş bu maçta kağıt üzerinde 4-3-3 görünen ama saha içinde 4-2-3-1 oynayan bir kadroyla sahaya çıktı. İleride tek başına Nobre oynadı arkasında ise Nihat oyun kurucu misali oynadı. Beşiktaş'ın elinde bu sistemde oynayabilecek Tabata ve Yusuf gibi futbolcuları olmasına rağmen Mustafa Denizli maça böyle başladı. Zaten kendi hatasını fark etti ve Holosko'nun yerine Yusuf'u oyuna sürdü. Çünkü Beşiktaş hücum halinde organize olamıyordu. Nihat Kahveci'nin futbolda en son oynayacağı bölge forvet arkasıdır. Yusuf ortaya geçince Nihat sağ tarafa kaydı ve futboluna fena değil diyebiliriz. Koştu, mücadele etti ama beklediğimiz Nihat hala bu değil. Sol tarafta oynayan Tello'nun ise maç boyunca adını kaç kişi duydu merak ediyorum.
Orta sahada Ernst ve Ekrem Dağ orta saha hattını ne zaman görsem eleştirmeye devam edeceğim. Ernst o bölgenin banko oyuncusu tamam ama yanında oynayacak isim Ekrem Dağ olmamalı. Ekrem Dağ sağ ve sol kanat farketmeyen gerek bek olarak, gerekse açık olarak oynayan ideal bir kanat oyuncusudur. Bu futbolcuyu bir süredir orta sahanın ortasında deniyor ve ben buna anlam veremiyorum. Ekrem Dağ orta sahada oynadıkça Ernst'in de oyun sistemi haliyle bozuluyor.
Savunma hattını bu maçta çok beğendim. Ferrari'yi fazla sevmesem, ona ödenen parayı hak etmediğini düşünsem bile sağlam oyuncu olduğunu belli etti. Yanında oynayan futbolcuda gününde olursa Ferrari önemli katkılar verecektir. Bir süredir formsuz olan Sivok'ta bu maçta etkili olunca savunmanın göbeği güven verdi. Beklere gelirsek İsmail Köybaşı her geçen gün oyununun üzerine birşeyler koyuyor, İbrahim Kaş ise süper bir bek olmamasına rağmen ideal bir görev adamı diyeceğim isimlerin başında geliyor. Tabi bana sorarsanız Ekrem Dağ'ı hatta İbrahim Toraman'ı sağ bek olarak görmeyi tercih ederim. Rüştü'nün ise yediği gollerde fazla hatası yoktu ama kalesinde cidden güven vermiyor. Olmadık topları bile elinden kaçırır olmuş, kendisini çok sevmeme rağmen artık vadesinin doldu. Hakan Arıkan bu sezona formda başlamıştı ve çok kaliteli bir kaleci olduğundan şüphemiz yok. Bence Hakan Arıkan'ı kazanma yoluna gidilmeye başlamalı.
Beşiktaş'ın bu maçta işi zorlaştıkça Mustafa Denizli sistemi 4-3-3'e getirdi ve bıkmadığı, usanmadığı sevdası olan Bobo'yu sol açıkta oynatma sevdasını bu maçta yine uyguladı. Bu uygulamayla birlikte Bobo'nun piyasası oldukça düşüyor. Bobo sol açıkta gerçekten çok verimsiz oynuyor ve takımın düzenini bir bakıma bozuyor. Şu maçta Nobre'nin olumlu hareketi var mıydı merak ediyorum. Elinde Bobo gibi bir forvet varken nedir bu Nobre sevdası anlamış değilim. Şu kaliteli kadro yanlış sistemler ve oyuncu tercihleri yüzünden heba oluyorum ona yanıyorum.
Elveda Şampiyonlar Ligi
Mustafa Denizli'nin Fenerbahçe'yi şampiyon yaptıktan sonra ikinci sezonunda yaptıkları aklıma gelince Beşiktaş'ın durumuda o günlere çok benzer oldu. İnsanların aklına acaba Beşiktaş'ta bu gruptan sıfır çekerek elenir mi sorusu gelmeye başlamıştır. Manchester United ve Wolfsburg bu Beşiktaş'ı rahatça yenebilecek güçteler. En azından 3. olup Avrupa Ligi'ne Beşiktaş kalabilir diye düşünüyordum ama bu mağlubiyetle o da zora girdi. Beşiktaş'ın evinde CSKA Moskova'yı yeneceğini düşünüyorum ve Wolfsburg'dan mutlaka puan almak zorundalar. Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'ne bu maçla beraber veda etti ama Avrupa Ligi hayelleri bile çok zora girdi.
Nobre'nin Takım Kaptanlığı
Sahada iyi bir futbol göremediğim için bende aklıma takılan ayrıntıları yazayım dedim. Beşiktaş'ta iki sezondur şu kaptanlık mevzunu bir türlü anlayamadım gitti. Geçtiğimiz sezon Toraman ve Üzülmez'in kavgası sonucunda ikisinin kaptanlığı elinden alındı ama kaptanlık Delgado ve Nobre'ye verilerek bir bakıma çöpe atıldı. Bu iki futbolcuya bakınca liderlik vasıfları sıfır, takımı yönlendirme vasıfları sıfır, bu futbolculara kaptanlığı veren zihniyet bile bana sorarsanız sıfır. Nihat Kahveci gibi bir futbolcu kadronda varken (ben transferinin gereksiz olduğunu düşünüyorum ayrı konu) hatta kalende Rüştü gibi bir tecrübe varken bu maça Nobre'nin kaptan olarak çıkması bir Beşiktaş sever olarak beni çok üzdü. Gerçi bu futbolcuları kaptan olarak görmek beni hergün ayrı ayrı üzüyor.
Sonuca gelirsek Beşiktaş Avrupa hayallerine büyük ihtimalle veda etti ve yarına umutla bakabileceklerini düşünmek bile çok saçma. Beşiktaş'ın acilen bu yönetimden, Mustafa Denizli'den kurtulması gerekiyor. Hem maddi hem manevi yönden çok yıprandılar ve eğer yeni bir yönetim gelecekse ateşten gömlek giyecek. Ama Beşiktaş'ta öyle kaliteli isimler varki ellerini taşın altına mutlaka koyacaklardır.







































Rijkaard'ın müthiş bir taktik dehası olduğundan hiç şüphemiz yok. Kasımpaşa maçında Elano ile oyuna başlamıştı ama onun etkisiz oyunu sonucunda ikinci yarıya başlarken yaptığı oyuncu değişiklikleri sonucu oyunun seyrini değiştirmişti. Ayrıca bu oyuncu değişiklikleriyle bu sezon oynanan bir çok maçta oyunda farklılıklar yarattı. Eskişehirspor maçına baktığımda ise özellikle Youla oyundan çıktıktan sonra orta sahadan bir futbolcu çıkarıp Elano'nun oyuna girmesini bekledim. Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'ın beraber oynarken hücuma verdikleri katkı ortada. Onların önünde oynayan Arda'ya ise büyük sorumluluk bindi ve bu kalabalık savunma arasında tek başına iyi çalıştı. Elano eğer son 10 dakika bile olsa oyuna girseydi belki kullanacağı bir duran topla maçı bize döndürebilirdi. Ayrıca Arda'nın yükü daha hafifleyeceğinden hücum anlamında daha aktif olmamız mümkündü.
Maçın geneline bakınca özellikle ilk yarıda çok tempolu oynadık ve kimilerine göre bu sezonun en iyi futboluydu. Maçın ilk yarısında gerek hücum, gerekse savunma anlamında çok aktiftik. Yalnız Keita sağ tarafta harikalar yaratırken Kewell sol tarafta çok etkisiz oldu. Keita hızlıyla sağ tarafı domine ediyor. Kewell'ın ise eski temposundan eser olmasa bile pozisyon bilgisiyle bir anda nereden çıtkı bu adam misali gollerle buluşabiliyor. Ama genel anlamda iki kanatta bu futbolcular uyumsuz görünüyor. Mesela Aydın Yılmaz veya Serdar Eylik'in oyun tarzı Keita'ya biraz daha fazla uyuyor. Eskişehirspor maçında ikinci yarıya başlarken Arda sol tarafa çekilip Elano yine oyuna sürülebilirdi. Böylece topu daha fazla ayağımızda tutacaktık ve 1-0 önde olmanında avantajıyla daha etkili hücumlar izleyebilirdik. Yani bu maçta her yol Elano'ya çıkıyordu. Şimdi Sturm Graz karşılaşmasında Kewell mutlaka yedek oturacaktır ve Elano'yu ilk 11'de görme ihtimalimiz çok yüksek. Rijkaard müthiş bir taktik deha. Dün Elano'yu oyuna sürmediğinde mutlaka bir bildiği vardır diyorum. 















