29 Eylül 2014 Pazartesi

25 Şubat 2010, Gianluca Rocchi ve Galatasaray

Hakem konuştuğumuzu çok görmemişsinizdir, sevmiyorum hakem muhabbetlerini. Çok ekstra bir durum olmadığı sürece de değinmem, saha içerisinde kalmak isterim ama şu an yazacağım durum ekstra durumlardan biri. Çünkü Galatasaray tarihinin kırılma noktalarından biridir bana göre.

Gianluca Rocchi, meşhur Galatasaray - Atletico Madrid maçının hakemiydi. Arsenal maçına da o atanmış, o meşhur 25 Şubat 2010 tarihinden bu yana da kendisiyle karşılaşmamıştık. Şimdi kendisinin Arsenal maçına atandığını görmek, haliyle eski anıları gözler önünde getirdi.

Rijkaard'lı Galatasaray dönemi, hepimizin Total Futbol aşkıyla tutuştuğu yıllar. Barcelona'da yarattığı etkiyi Galatasaray'da görmek en doğal hakkımızdı ama bu işin Mustafa Sarp, Barış Özbek, Ayhan Akman veya Dünya Kupası yatışında olan Elano'yla olmayacağını sonradan öğrendik.

Ama o sezona yönelik akıllarda iki şey kalacaksa, birincisi Galatasaray'ın lige yaptığı müthiş başlangıç (6'da 6). İkincisi ise Avrupa Ligi gruplarında yarattığı etki. 6 maçta 4 galibiyet, 1 beraberlik ve son formalite maçında gelen mağlubiyet. Son maça liderliği garantilemiş şekilde çıkmıştık, ötesi yok. Şanssızlık ise 3. turda karşımıza Atletico Madrid'in gelmesi. Atletico Madrid, o sezon Avrupa Ligi'ni kazanmıştı.

Galatasaray ise ligin ikinci yarısına değişim içerisinde başlamış. Baros ve Kewell'ın sakatlıklarının ardından, Jo ve Giovani Dos Santos gibi isimler alınmış, Nonda gönderilmiş ve statü gereği de Jo'yu Avrupa Ligi'nde kullanamıyoruz. Bu anlamda da saçma bir transfer olduğunu yine hatırladım. O forvetsiz Galatasaray'da da Arda Turan, Keita ve Giovani Dos Santos gibi isimler değişmeli forvet oynuyorlar. Düşündüm de, biz bu yapıda ligi iyi bile bitirmişiz, o sezon Rijkaard'ın hakkını biraz olsun yedik bence.

Konuya dönersek, ilk maç Calderon'da ve Keita'nın mükemmel performansı, attığı golle de maç 1-1 bitmiş. Avantaj büyük ama Galatasaray'ın iyi oynamadığını da söyleyelim. Ali Sami Yen'de yine maç 1-1 giderken, 79. dakikada Caner Erkin'in olduğu bir pozisyon vardı. Rakip oyuncu topu yerde engelledi, bunu herkes gördü, hadi hakem görmedi diyelim, o sezon yeni uygulanan kale arkasında olan hakem de görmedi. Gözü önünde üstelik. 

O gün 6. hakem mevzusuna olan olmayan inancımı da yitirdim. O penaltıyı görmeyecekse o hakemin işi ne, neden orada ya da ne işe yarıyor. Bu soruyu yıllar boyunca kendime sordum, henüz bir cevap veremedim. Cevabı bulanlar yorum bölümüne yazabilirler.

Caner Erkin de verilmeyen penaltının gazıyla birer dakika arayla ikinci sarı karttan kırmızı kart yedi, akabinde 89. dakikada golü de yedik ve 2-1'le turu kaybettik. Sonra o Atletico Madrid gitti kupayı kazandı, Caner Erkin sezon sonunda Fenerbahçe'ye gitti, şimdilerde ise o gün sol bek oynadığı için eleştirilen adam, bugün en iyi sol beklerden biri oldu. Rijkaard desek belki o gün bir devrim yaratacakken bugün nerede bilmiyorum bile. Yıllar içerisinde Atletico Madrid'le de dostluk ilişkileri ilerledi, karşılıklı futbolcu transferlerini gördük, bugün Arda Turan orada aldı yürüdü.

En üzüldüğüm nokta ise, Leo Franco'nun Galatasaray kariyerinde tek iyi oynadığı maçlar da Atletico Madrid serisiydi, adamın başka iyi maçı da yok, performansına yazık oldu..

2 yorum:

  1. o değilde a.madrid o sezon cl de 3 puanla ve averajlı 3.olup uefa kupasına katılması.2.turda 79.dakikada net penaltının verilmemesi.ve kupaya doğru yol almaları.futbol enteresan bir oyun.

    YanıtlaSil
  2. ayrıyyetten lige 6 da 6 yaparak başlayıp 64 puan toplamak .bence o sezonun saha dışının iyi yönetilmediğini gösteriyor.

    YanıtlaSil

 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger