10 Eylül 2014 Çarşamba

"Radikal Şekilde Düşünmek, Akılcı Düşünceden Uzaklaşmamak"; Volkan Yılmaz

Bu sezonun ana gündem maddelerinden biri finansal fair-play. Uefa'nın PSG ve Manchester City gibi takımlara yaptırımlarını gördük, Galatasaray'a ise bir uyarı gelmişti ve bu uyarı çerçevesinde hareket edilmeye çalışılıyor. Biz de Galatasaray'ın ekonomisini bu işin ehli olan sevgili Volkan Yılmaz'a sorduk ve bizleri kırmayarak, sorularımıza cevap verdi..


Finansal Fair-Play konusu Galatasaray adına çok sık gündeme geliyor. Ünal Aysal da bu durumun altını sıklıkla çiziyor ama buna rağmen özellikle yerli transferi konusunda önemli harcamalar yapıldı, herhangi bir bonservis geliri de elde edilmedi. Siz bu transfer dönemini nasıl karşıladınız, ekonomik anlamda Galatasaray bu transferler sonrası şartları karşılayabiliyor mu?

Volkan Yılmaz: Bu transfer döneminde ileride yaşayabileceğimiz sıkıntılar için yeterince yazdım, çizdim sanırım. Uyarının temelinde giderlerin kısılması gerekliliği yanında FFP tarafında verilen sözlerde yatıyor. Türkiye' de transfer döneminde yaşanılan toplu histeriye kapılmamak biliyorum çok zor. Ama bundan kaçınabilmek zaten başarılı yönetim mottosunun kapısını açıyor. Ortada çok temel bir kavram var. FFP bunu vurgularken basit bir mantık ile hareket ediyor: Denk Bütçe. Paran ya da ödeme imkanın var ise transferi yap; yoksa yapma diyor. Bunun uygulanması için süre verildi kulüplere.

Denetleme aşaması geçildikten sonra nasıl ve hangi kararlılıkla bunların uygulandığını göreceğiz. Bu transferler sonrası gerekli yükümlülükleri karşıladık mı? Tam olarak hayır. İstenen şart 2014-15 sezonunda yapılacak futbolcu ve teknik ekip ödemelerinin 2013-14 sezonu ödemelerini geçmemesi. Bunun rakamsal detayları mutlaka kulüpte vardır. Ancak çok basit bir mantıkla hesaplamayı; ödenen bonservis/peşinat/kira gideri ve sözleşmenin o yıla ait ödemeleri toplamı olarak yapabiliriz. Önceki yıla göre bu toplaın bu sezon biraz aşıldığını söylemek gerek. Kadroya alınmayan futbolculara yapılacak ödemelerden kaçınabilirsek sanırım bu sınırı tutturabileceğiz.

Sponsor konusunda çeşitli haberleri okuyoruz ama herhangi bir gelişme olmadı, şu an Galatasaray'ın bir forma sponsoru yok. Forma sponsorluğundan gelecek gelir Galatasaray'ı hangi noktaya getirir, nasıl bir anlaşma kulübü rahatlatır ve olası bir anlaşmanın olmaması finansal fair-play şartlarında Galatasaray'ı hangi duruma sokar?

Volkan Yılmaz: Öncelikle forma sponsorluğu ticari gelirlerin bir kısmı. Ama önemli bir kısmı. Yıllık 7.5 milyon USD gelirin bir anda yok olması veya bu kadar bir gelir var iken tutarın 8-10 milyon € bedele çıkması olumlu veya olumsuz hava yaratır elbet. Üstelik bunun sadece parasal getirisi olmaz; o markanın Galatasaray' a yaptığı yatırım anlamına da gelir ki... bu katma değer yaratabilen bir farktır. Türk Telekom sponsorluğu sonrasında hala bir marka ile anlaşılamaması bu anlamda gelirinizi azaltıyor.

Elbette kötü etkisi var. Ancak kulübün toplamda elde ettiği ticari gelirlerin yine de fena bir noktada olmadığını görüyoruz. Bu gelirler tarafında Galatasaray; Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı geçiyor. Bunu önemsemek gerekli. Ancak madalyonun diğer tarafını da unutmayacağız. Sponsorluk gibi kulüpleri uzun süreli ayakta tutacak gelirler önemli vebublardan mahrum kalınmamalı. Burada eleştirilecek bir nokta var; bunu da atlamamak gerekir. Sponsorluğun biteceği dönem belli iken görüşmelerin bu döneme kalmıyor olması gerekirdi... Bunun da yapısal bir eleştiri olarak alınması gerekli.

Ekonomik anlamda Mancini döneminde atılan adımlarla, Prandelli döneminde atılan adımlar arasında ne gibi farklar var, hangi dönem daha makul?

Volkan Yılmaz: Tabi ki Prandelli dönemi daha makul. Tabi geçen dönem devre arası tarnsferlerinin Mancini tarafından istenip istenmediğini bilmiyoruz. Bu işin başka bir yönü. Ancak dönemsel olarak bakıldığında Mancini döneminde yapılan transferler daha fazla. Son 10 yıldır Galatasaray'ın en az harcama yaptığı sezonlardan birisi olabilir bu sezon.


Sözleşme yenileme konusu da çok tartışılıyor, Galatasaray sözleşme yenilediği isimlere önemli rakamlar ödeyecek. Selçuk İnan ve Burak Yılmaz gibi isimlere verilecek rakamlar çok tartışılıyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Volkan Yılmaz: Tamamen yanlış buluyorum. Sözleşme yenilemenin bir mantığı olduğunu kabul ediyorum. Ancak bu anlamda sadece iki ismin yenilenmesini kabul edebiliriz: Semih Kaya ve Fernando Muslera. Bu iki isimden Semih Kaya belirli bir süredir zaten az bir sözleşme bedeli karşılığında oynuyordu; tutarın Türkiye koşullarına çekilmesi normal karşılanabilir. Muslera nın sözleşmesi ise Dünya Kupası öncesinde yapıldı. Mevcut sözleşmenin tamamlanmasına 2 yıl vardı. Bu sezon sonrası ise sözleşmenin son senesine girileceği için muhtemel bir satışta bonservis bedeli düşecekti. Ya da 6 ay kala başka kulüp ile de sözleşme imzalanabilecekti. Muslera gibi bir kaleci için bu fark göze alınabilir. Ancak diğer futbolcularda bu koşullarda bir iyileşmeden söz edemiyoruz. Üstelik geçen sezonun performansı ortada... Belki performansa dayalı bir artış düşünülebilirdi.

Son olarak, gelecek sezon adına Uefa'nın getirdiği şartları karşılamak için neler yapılmalı, gidilen yol doğru bir yol mu, hatalar ve doğrular ne ölçüde?

Volkan Yılmaz: Giderleri kısmalıyız. Gelirde belli noktaya getirebildik durumu. Ama bunun kalıcı olması ve anlam kazanması için kar yaratabilir noktada olmalıyız. Zaten kar yaratamaz isek öngörülen zarar sınırını aşıyor olacağız. Gidilen yoldan zaman zaman sapıldığını söylemek lazım. Pek anlam veremediğimiz sözleşme artışları, devre arası transferler, kur farkları gibi şeyler bunların sonucu. Ancak nihai hedef belli. Bunun için radikal şekilde düşünmek, akılcı düşünceden uzaklaşmamak ve popülizmden uzak durmak lazım.

1 yorum:

  1. Bunları zaten biliyoruz bilmediğimiz şeylerin sorulup cevaplanması lazımdı. Bu sene şampiyonluk bizim için 4. yıldızdan öte finansal durumumuzu dengelememiz için daha önemli. Avrupadada mutlaka ya gruptan çıkmalı yada üçüncü olup uefada en az yarı final oynamalıyız yoksa gelecek sezon ağır cezalar alıcaz.

    YanıtlaSil

 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger