7 Ekim 2014 Salı

Gönül Verdiğim Renklerin Kanalındayım; Ebru Gürsoy


Galatasaray TV ekranlarında görmeyi en çok sevdiğim kişilerden biri Ebru Gürsoy. Asla sözünü esirgemeyen, biz Galatasaraylıları en iyi şekilde temsil ettiğine inanıyorum. Kendisi de bizleri kırmadı ve güzel bir röportaj gerçekleştirdik.


Lig TV'den Galatasaray Televizyonuna geçiş sürecinizle röportaja başlamak istiyorum. Bu geçiş süreci nasıl oldu?
Ebru Gürsoy: Ligtv’de 3 senedir süregelen çalışma hayatım TMSF’nin Digiturk’e el koymasıyla Ağustos 2013’te son buldu. Gezi Parkı protestolarına katılımım, twitterdan verdiğim destek, elimden geldiğince olanı biteni doğru duyurmaya, değerlendirmeye ve destek vermeye çalışmam şirketi rahatsız etti. Birkaç kez uyarı aldım. Özel hayatlarımızdaki tercihlerimizin, kararlarımızın bir futbol kanalındaki yayınlarımızı etkilemeyeceğini, asla ekran önüne çıkıp propaganda ya da protesto yapmadığımı, mesaim bittikten sonra nereye gittiğim, kimi desteklediğim, hangi ideolojide olduğum konusunun şirketi doğrudan ilgilendirmeyeceğini düşünerek- daha doğrusu umarak- olaylara ve yaşananlara desteğimi, eleştirilerimi sürdürdüm.

Bir çalışan ekrandaki yayını bitip kanaldan çıkınca ister camiye, ister pavyona, ister Gezi Parkı’na gider dedim, ancak o zamanki yandaş konjonktüre göre hareket etme gereği duyan şirket beni “huzur kaçıran” bir personel olarak değerlendirip şirket politikasına ters gelen söylemlerim sebebiyle işten çıkardı. Elbette bu başıma gelen süreç, o dönemde birçok meslektaşımın, usta gazetecinin, yazarların, televizyoncuların başına geldi ve gelmeye de devam ediyor. Genel olarak Galatasaraylılardan hoşlanmayan o dönemdeki Genel Müdür için de bu eline geçen güzel bir koz oldu ve işime son verdi.

Koyu bir Galatasaraylıyım, ancak iş ahlakım, etik anlayışım her zaman tarafsız yayın yapmaya çalışmamı gerektirir, Ligtv’de olduğum sürece de öyle yaptım. Aksini kimse iddia edemez. Bir şirketin hükümet ile olan dengeleri koruma çabasını da anlıyorum, özellikle ülkemizin içinden geçtiği bu diktatörlük çağında… 6 ay işsiz kaldım, Galatasaray tv Genel Yayın Yönetmeni Bahri Havadır ile olan görüşmelerimiz devam ediyordu, hadi gel artık dedi. Ve işe alındım. 8 aydır da burada Galatasaray tv’de çalışıyorum, huzurluyum. Gönül verdiğim renklerin kanalındayım. Sorduğunuz bu dönem hakkındaki değerlendirmem budur.

Sözünüzü pek sakınmıyorsunuz, Galatasaray TV'de de, özellikle sosyal medyada en çok bu özelliğiniz ön plana çıkıyor. Galatasaray söz konusu olduğunda nasıl bir Ebru Gürsoy var, sizin için Galatasaray ne ifade ediyor? 
Ebru Gürsoy: Futbolda gündem ister istemez çok çabuk değişiyor, Türkiye’de rüzgar bir süredir Galatasaray’ı bitirmek, değersizleştirmek ve kulüp-takım içi karışıklık yaratmaktan yana esiyor. Bu vahim tablo haliyle hem taraftar olarak hem bir kulüp çalışanı olarak beni üzüyor, yıpratıyor. Ben hayatımın her döneminde adaleti isteyen, hak arayan, mücadele eden bir kişi olmuşumdur. Bazen aşırıya kaçan sözlerim olabilir ancak, sosyal medyayı bu mücadele için uygun bir platform olarak görüyorum. 

Fikirlerimiz, tercihlerimiz, yorumlarımız elbette birilerine ulaşıyor. Benzer yolda yürüyen Galatasaray sevdalılarını ya da futbolseverleri gördüğüm zaman da mutlu oluyorum. Taraftar ile maçlar dışında tanışabildiğimiz, konuşabildiğimiz tek ortam sosyal medya. Bu sebeple de ben orada paylaştığım mesajları, yorumları çok önemsiyorum. Galatasaray’a gelince; Türkiye’nin en büyük markası, dünyada Türkiye’nin PR’ını yapan tek kulüp, yaşamayan bilemez, o şampiyonlar ligi şarkısını duyunca tüylerin nasıl diken diken olduğunu.. Çocukken futboldan anlamayarak sevdiğim takım, şimdi hem işverenim hem de kendimi bildim bileli kalbimin çok büyük bir yerini işgal eden bir fenomen…


Sizin televizyon kariyeriniz aslında çok daha kapsamlı. Geçmişe dönecek olursak çeşitli dizilerde de oynadınız, spor medyası dışında programlarınız da oldu ama çok uzun süredir spor medyasının içerisindesiniz. Spor medyamızı ele alacak olursak ne söylemek istersiniz, medya sporumuzu ne ölçüde etkiliyor? 
Ebru Gürsoy: 2000 senesinde Arena programında stajyer olarak başlayan çalışma hayatım; sunuculuk, haber spikerliği, reklam ve dizi oyunculuğu, dergi yazarlığı, editoryal işler vs gibi kameranın hem önünde hem arkasında yer alan çeşitli işler ile devam etti. Geriye dönüp baktığımda şunu farkediyorum; Türkiye’de hayat, hiçbir vakit şimdiki zaman kadar iktidar partisinin ve uzantılarının belirlediği şekiller çerçevesinde yaşanmamıştı. Öyle ki ekonomi, yargı, yürütme, sosyal ve kültürel hayat, yeme-içme, giyinme, fikir üretme, konuşma, ifade etme, televizyon, futbol, spor ve medya artık tamamen, fütursuz ve şuursuzca iktidarın elinde bir oyuncak, bizler seyirci bile değiliz. Temiz, ahlaklı insanların yeri yok artık bu ülkede. 

Basın yalan haberler peşinde, gazetecilik; duyumculuk, köstebeklik ve yardakçılık haline gelmiş. Spor medyası 3 Temmuz şike süreci ile çok büyük bir sınav vermiştir ve vermeye devam etmektedir. Spor medyasından adamcılık, abicilik, başkanımcılık temizlenmediği müddetçe kâle alınacak bir camia olarak görmüyorum bu camiayı. Çok saf ve tertemiz duygularla bir sevgiliye bağlanır gibi bağlandığımız renkleri kirleten, hakaret eden, yalancılık, sahtekarlık yapanlar her meslekte var ama en çok da siyasette ve sporda var. 

Sizin için futbol ne ifade ediyor ve ülkemiz şartları içerisinde Galatasaray hangi noktada?
Ebru Gürsoy: Futbol bir ritüel gibi, din gibi, sevgili gibi, aile gibi kalbinin, beyninin, ruhunun bir köşesinde kalan, yer bulan, kendine alıştıran bir şey. Küçükken oynadığın mahalle maçlarının yerini stadyumlarda, tribünlerde söylediğin tezahüratlar alır ve kafa yormaya başlarsın gidişata, takıma, oyuna… Futbol Türkiye’de erkeğin metresidir. Bir de dizilerde olan herşey futbolda da var. Sevinç, hüzün, entrika, gözyaşı, gurur, coşku, ayrılık, heyecan, adrenalin, dibe vurma… bu sebeple hanımlara tavsiyem; futbolla iyi geçinsinler, onu sevmeye çalışsınlar. Ben Galatasaray’ın kaybettiği bir maçta kalp spazmı geçirmiş bir babanın kızıyım, bizim evde televizyon kumandaları maç esnasında duvarlarda patlardı. Bende ters bir etki yaratmış olmalı ki holiganlık ve şiddet duygusundan epey uzakta, daha çok bağlılık ve sevgiye yakın bir yerde duruyorum.

Takımın gidişatı konusunda ise yorum yapmak için henüz erken. Premier ligde bir menajer, antrenör 15-20 yıl bir takımla çalışabiliyorken bizde gösterilen sabır çok çok az. Şimdilik şampiyonlar liginde ve süper ligde arzu ettiğimiz futbolu, dizilişi, ruhu göremesek de Galatasaray bunların çok ötesinde, başka bir yerde duruyor her zaman. Biz 1 sezon ya da birkaç şampiyonluk için sevmiyoruz takımımızı… Galatasaraylı olmakla her zaman gurur duyarım. Ama yazık ki ülkede ne futbolun ne stadyumların keyfi kaldı. Statlar bomboş, rantçılık uğruna futbol kalitesi yerlerde, yabancı sınırlaması ülke tanıtımını en kolay yapabilecek endüstri olan futbolu bitirmiş durumda… 

Galatasaray TV'nin dışında Ebru Gürsoy nasıl biri, kendinizi bizlere anlatmak isteseniz neler söylemek istersiniz?
Ebru Gürsoy: Şehirde olup bitenleri, festivalleri, konserleri, filmleri takip etmek çok canlı hissettiriyor beni. Motive oluyorum. Fotoğraf çekmeyi, seyahat etmeyi, keşfetmeyi, araştırmayı, hayal etmeyi çok seviyorum. Televizyoncu olmasaydım sanırım bir gezgin olabilirdim. Yemek yemek, yemek yapmak, dostluk ve muhabbet en çok değer verdiğim şeyler arasındadır.


Sizin Galatasaray efsaneleriniz kimlerdir?
Ebru Gürsoy: Hakan Şükür, Bülent Korkmaz, Hagi, Elmander benim efsanelerim. Tabi ki Metin Oktay. Başkanlarımızdan Özhan Canaydın ve Faruk Süren.. Galatasaray’ın tarihinde en yüksek başarılara ulaştığı kadroyu bu gözlerle izlemek, şahitlik etmek, bu kupalara tanık olmak bir taraftarın başına gelebilecek en güzel şans.

Bizleri kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz ve gelenek olduğu üzere son soruyu soralım. Sportif Cümleler için neler söylemek istersiniz?
Ebru Gürsoy:  Her geçen gün daha da artan okur sayısı ile bloglar ve mikro siteler çok dikkat çeker hale geldi. Yaratıcı ve donanımlı olanlar yoluna devam ediyor, klişe ve güncel olmayanlar ise yokolup gidiyor. Yolunuz hep açık olsun. Klavyeleriniz hep çalışsın. Teşekkürler.

2 yorum:

  1. sevgili tümer.

    açıkça tv seyretmediğim için ebru gürsoy'u bugüne dek hiç izleyemedim.

    ama gstv'de çalıştığı için twitter'da izlediğim birisiydi.

    zaman zaman bazı mesajlarını oldukça cüretkâr bulup, kısmen şaşırıyordum.

    söyleşi sayesinde şaşırmamam gerektiğini anladım.

    söyleşi için çok teşekkürler.

    herkese kolay gelsin.

    melih şabanoğlu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Melih Abi ama Tümer'i anlamadım :)

      Sil

 

Sportif Cümleler Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger